a gentle reminder

Temmuz 31, 2007

 

naftalin.

sabahın kaçı oldu, uyumak ne kadar zor.
uyanmak ne kadar zor.
bir takım korkularımın olduğunu fark ettim. ya da fark ettiğim an mı korkmaya başladım bilmiyorum. istanbul gözümde tütüyor, yüreğimle oynuyor. oralardan meydan okuyor gibi. korkuyorum gitmeye. burda bir gün daha kalacak olma düşüncesi ise ölesiye canımı sıkıyor bir yandan. veba gibi.
kambur oldum. kambur ada. bir ada var, ısıtan güneşi yok. yok olmuş. ada kabuk bağlamış. ağaçların yüksek gövdeleri o kabuğun başladığı yere dayanmış, eğilmiş, sonra.. güneş gelir kabuğu kurutur, kabuk kırılır ve ada kurtulur diye ummuşlar aylarca, yıllarca. tek kelime etmeden. edemeden. kambur öyle acı veriyormuş ki bir yandan, konuşmaları zaten çok zormuş. ne zaman konuşacak olsalar şu lanet kamburdan yakınacakları için susmayı tercih etmişler. güneş gelecek, ada nasıl olsa kurtulacakmış... mış.
güneş bir türlü gelmemiş. ağaçlar kelimeleri unutmuş.
ada bir daha hiç konuşmamış.
konuşamamış.
öyle travmatikmiş ki bu... bir şey olacağı belliymiş bununla başa çıkması için. sonra aslında 'zaten' hiç konuşmamış olduğuna inandırmış kendini zamanla.
inanmış buna.
o ada soğumuş o gün. güneşi aniden sönmüş.
yok olmuş.
bir daha da konuşamamış ada. ama hiç değilse, 'konuşamamak' susmaktan iyiymiş..

Comments:
Aynı gün ve dakikalarda karşılıklı İstanbul'la ilgili böyle yazılar yazmak umuyorum ki hayra alamettir.
 
artık yazmalısın. her gün inatla burdayım çünküm.
 
Yorum Gönder



<< Home

Archives

10/2006   11/2006   12/2006   01/2007   02/2007   03/2007   04/2007   05/2007   06/2007   07/2007   09/2007   11/2007   12/2007   01/2008   05/2008   06/2008   09/2008   10/2008   03/2009   05/2009   09/2009   01/2010   08/2010  

This page is powered by Blogger. Isn't yours?