a gentle reminder

Aralık 30, 2007

 

with the passings of seasons.

koştum, koştum
önüme bakmadan, nefesimi duymadan. oradaydı işte! uzaklaşmıyordu bile, duruyordu. bir kara deliğin içine saklanmıştı sanki. koşuyordum hep koşuyordum. tanrım. yetişemiyordum. yeterince hızlı koşmadığıma inanıyordum. orada durduğuna inanıyordum. uzaklaşmıyordu bile. koştum, koştum... önüme bile bakmadan. nefesimi duymadan. yetişemeyeceğim bir yere, yetişeceğime inanarak, yetişemeyeceğimi bile bile koştum. geleceği unutmuştum, muhtemelen ölecektim, gelecek korkutamazdı beni, ölüm nasıl bir gelecek olabilirdi. böyle giderse ölecektim. ama koşuyordum, mesafeleri kısaltıyordum, mesafelerin kısaldığına inanmıştım, bir yerde kapanacağına inanmıştım. çok inanmıştım. mesafe kısalmıyordu işte. göremediğime inanabilirdim en fazla. doğanın yasaları değişmezdi. ama, bekle, doğanın yasalarını koyan ben değil miydim. mesafe katedilerek kısalamazdı artık. buna inanabilirdim. gözlerim kızarıyordu. neden işkence ediyordum kendime? neden vücudumu almadan ayaklarımdan süzülen kanla beslenmeliydi toprak? neden ayağımdan tutup çekmiyordu içine? o da kendisi üzerinde beni tepinmeye iterek işkence mi ediyordu kendine? koştum, koştum, koştum... yetişemedim ona. geç kalıyodu ölüm. koşmalıydım öyle. koşmalıydım. yetişemeyeceğimi bilerek, yetiştiğime koşarak, yetişemediğime inanarak

Comments:
bisi dicem sana: in this drought of truth and invention, whooever shouts the loudest gets the most attention, so we pass the mic and they've got nothing to say except: bow down, bow down, bow down to your god. imza patrick wolf.
 
Yorum Gönder



<< Home

Archives

10/2006   11/2006   12/2006   01/2007   02/2007   03/2007   04/2007   05/2007   06/2007   07/2007   09/2007   11/2007   12/2007   01/2008   05/2008   06/2008   09/2008   10/2008   03/2009   05/2009   09/2009   01/2010   08/2010  

This page is powered by Blogger. Isn't yours?