<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805</id><updated>2011-08-14T08:22:32.420-07:00</updated><category term='sonbahar'/><category term='tatil'/><category term='scooter&apos;lar'/><title type='text'>a gentle reminder</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>90</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-3344729138971320043</id><published>2010-08-14T05:46:00.001-07:00</published><updated>2010-08-14T05:46:20.008-07:00</updated><title type='text'>taşındık</title><content type='html'>parasutler.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-3344729138971320043?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/3344729138971320043/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=3344729138971320043' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/3344729138971320043'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/3344729138971320043'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2010/08/tasndk.html' title='taşındık'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-6217205912517708730</id><published>2010-01-02T02:01:00.000-08:00</published><updated>2010-01-02T02:07:10.060-08:00</updated><title type='text'>cause you need to watch things die.</title><content type='html'>Uyanacagim birden. Bir sabah vakti olacak. Ama artik yasamiyor olacagim, tanrim. Neden yasamadigim halde uyaniyor olduguma sasiracagim. Neden yasamadigimi dusunecegim. Yasamadigimi nerden biliyorum peki? Bu pencerenin onunde uzanip karsimdaki parmaklikli pencereye daha baska baktigim zamani hatirliyorum belki. Belki de beni benden baska kimse fark etmiyor. Ben de baskalarini edemiyorum belki oyleyse onlar da yasamiyor? Hayir orada farkli bir durum var, onlar birbirlerini fark edebiliyorlar. Tanrim, ben yasamiyorum. Yarin yine yasamiyor olacagim. Ve herkes beni unutacak. Hic gelip gecmemisim gibi. Hic gelip kalmamisim gibi. O kadar uzun zamanlar gececek ki uzerinden. Ani olarak bile silinecegim. Zaman devam edecek. Bu cok acimasiz. Herkesin beni terk edecek olmasi. Kose basindaki kahvalti yerinde baska birileri olacak. Ben hep yalniz olacagim. Sesimi kimse duymayacak. Bu cok acimasiz. Dusunebiliyor musunuz? Cok sevdiginiz bir arkadasiniz, anneniz, sevgiliniz, cigiriyor olacak ama onu kimse duymayacak. Soyluyorum size, korkunc.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelimeleri iyi izleyin. Sonra insanlarin bu kelimeleri aktarirkenki dudak hareketlerini. Konusurken elleriyle idare edis sekillerini. Gozlerini, izlediklerini, iyi izleyin. Gozlerindeki korkuya iyice bakin. İnsanlarin bircogu cok zavalli ve zavalli ve zavalli. Ve kandirilmis. Ve masum. Ve hala bize bir seyler soylemeye calisiyorlar. Cok korktuklarini. İcerde ciglik cigliga olduklarini. Delilestiklerini. Yabancilastiklarini. Ve bunlari, nasil yapiyorlar bilmiyorum ama tamamen farkli sekillerde soyleyebiliyorlar. Bir suru gereksiz, konusmus olmak icin uydurulan muhabbetler ile. Sessizlik korkuya isaret edebilir zira her an. Bizi korkumuzla yuzlestirebilir hakkaten. Gozlerindeki korkuyu saklamak icin ne kadar ugrastiklarini bilemezsiniz. Korkularini yenmek  icin ya da onlari tanimak icin bu kadar ugrassalar kuskusuz daha basarili olurlardi. Afedersiniz ama, sizlerden cok sikildim. Kendimi feda ediyorum ve artik korkulariyla yuzlesemeyenlerle yuzlesmek istemiyorum. Zavalliliginiz bana bulasiyor, kendimi birden caresiz hissetmeye basliyorum. Sizlerden birine donusmeyi reddediyorum. Siz de reddedin. Siz diye hitap ettigim kitle, hasssiktirin diyoruz. Mutsuzlugunuzun asil sebebini gormedikce ve kabul etmedikce mutlu olmaya hakkiniz yok. Hassiktirin diyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-6217205912517708730?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/6217205912517708730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=6217205912517708730' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/6217205912517708730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/6217205912517708730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2010/01/cause-you-need-to-watch-things-die.html' title='cause you need to watch things die.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-8334215867893952213</id><published>2009-09-06T16:05:00.000-07:00</published><updated>2009-09-06T16:14:33.416-07:00</updated><title type='text'>çok hassas birileri ya da armudun sapı.</title><content type='html'>&lt;a href="http://corneliancherry.blogspot.com/"&gt;melis&lt;/a&gt;'ciğin blogundan apartma. perihan mağden yazmış, kendisini hiiç sevmem ama, iyi bir yazar olduğunu gelin teslim edelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bazı çok hassas insanlar bana vampirleri hatırlatırlar: Biz kaba saba köylülerin ne kadar kanlarını içseler, daha o kadarını emmek isterler. Onlar öylesine hassas, öylesine kırılgan, öylesine özeldirler ki... Önce sizi eğitirler: Bir laboratuvar faresi gibi. Tavlamayı, baştan çıkarmayı, elde etmeyi harikulade iyi bilirler. Zaten onların hayatta işi, budur. Sonra, yani sizi ilişkinin kafesine tıktıkları andan itibaren, bu olağanüstü hassas ruhların esirisinizdir: Laboratuvar faresisinizdir. Sizi nevrotik bir fare yapmak üzere, duygu eletroşokları yollayacaklardır. Aynen deneysel psikoloji laboratuvarlarında yapıldığı üzere. Esir fare kapatıldığı ‘ilişki kutusunda’ sağa adım atsa, şok yiyecektir. Sola adım atsa, şok yiyecektir. Yemek kutusuna doğru yollansa, şok yiyecektir: Yollanmasa, şok yiyecektir. Fare, ne zaman şok yiyip ne zaman yemeyeceğini asla anlayamaz. Zira nedensizce ve kuralsızca şoklar yiyerek iyice sersemletilecek, tarumar edilecek, sonunda da bombok bir nevrotik fare haline gelecektir. Olağanüstü hassas, kırılgan ruhlar da, size aynen bunu yaparlar. Sizi tıktıkları ilişki kutusunda, “A, kalbimi kırdın” der, bir şok yollarlar. “Çok üzgünüm” der, şoku dayarlar. “Yine anlamadın beni” der, şoklarla kutunuzda, bunaltırlar.Siz, giderek tuhaflaşırsınız. Kendinizi porselen dükkânında bir fil, bu aşırı hassas ruhların gül bahçesinde bir öküz, sırtındaki yumurta küfesiyle Eminönü-Tahtakale arasında ilerleyen bir hamal gibi hissedersiniz. Herhalükârda kaba saba, odun gibi filan, hissetmenizi kendinizi, karşınızdaki aşırı kırılgan ruh, mutlaka temin edecektir. Bu ruh kafeslenmesi esnasında habire, ‘düzelmeye’, ‘incelmeye’, ‘anlamaya’, ‘doğru olanı yapmaya’ çalışır, çalışırsınız. Hatta inceldiğiniz yerlerden koparak; muhtelif parçalara ayrılırsınız. İşin içine bir nebze olsun akıl mantık sokmaya çalışır, avucunuzu ve yaralarınızı yalarsınız. Zira aşırı hassas ruhlar, sizi tesadüfi şok dalgalarıyla madara etmektedirler. Onu yaptın da bu değil; hayır! siz hep böyle bir mantık silsilesi için çırpının durun, kırgınım! anlaşılamıyorum! ah ben ne yalnız ne inceyim! deyip deyip ‘durduk yerde’ sizi siz olduğunuz için cezalandıracaklardır. Zira ağzınızla kuş tutsanız, bu aşırı hassas ruhların aşırı hassasiyet seviyelerini, tutturamazsınız. Bunlar, aşırı hassasiyetleri yüzünden üzüledursunlar, bir de bakarsınız ki, sizi canhıraş bir şekilde üzmekte; ruhunuzu cayır cayır yakmaktalar. Onlar ise aşırı hassasiyet salıncaklarının konforunda, aslında tatlı tatlı sallanmaktalar. Bir kere, hassasiyetleri öyle bir sabun köpüğü, öyle bir dokunduğunda dağılan balondur ki; bunlarla ne kadar çırpınsanız gerçek bir iletişim kuramazsınız. Ne kadar konuşsanız, sesinizi o kadar duyuramazsınız. Yavaş yavaş uyandığınız acı gerçek şudur: O kadar kendileriyle doludurlar ki, sizi görmemektedirler. Size bakmamaktadırlar. Kendileri o kadar mühimdirler ki, son kertede siz, umurlarında değilsinizdir. Onlar ve acıları. Onlar ve kırılganlıkları. Onlar ve sırları. Onlar ve kırık kalpleri. Onlar ve onlar. Siz, cam fanuslarının önünde tepinmektesinizdir. O cam kırılmaz, aşılmaz, içine nüfuz edilemez bir camdır. O cam, onların ne denli iyi korunup sizinse ne kadar ortalıkta olduğunuzun da, en hain kanıtıdır: Acılar içinde oldukları iddiasıyla sizi fena halde acıtmaktadırlar. Hiç anlaşılamadıklarını iddia ederken, sizi anlamak için serçe parmağa kadar gayret sarfetmediklerini, özenle gizlerler. Kırık kalpler kontenjanını tamamen doldurduklarından, sizin paramparça olmuşluğunuzu kaydedecek mecalleri, tabii ki yoktur. Gözyaşları, sizi silip süpürmek üzere hazır beklemektedir. İncelikleri, habire göğsünüzü delmeye hazır oklardan oluşur. En mühimi, sizi ciddi olarak, kendinizden soğuturlar. Bu hassas ve duygulu insanların, anlar gibi oldukları tek duygu kendi duygularıdır. Empati yetenekleri doğuştan felce uğramış gibidir. Ne kadar çırpınsanız, bu kafeste o kadar çaresiz kalırsınız. ‘Karışıklılık’ nedir bilmedikleri için, sizi hakikaten perişan etmeye muktedirlerdir. Uyanmanız gereken mesele, ‘bu aşırı hassasiyetin’ değeri kendinden menkul bir reklam kampanyası olabileceğidir. Karşısındakine bu denli kör ve aldırışsız hiçbir hassasiyet, gerçek olamaz. Bu olsa olsa, bir kendi kendiyle dolu olma hali, bu nevi narsisizm, bir sahte duygulanımlar oratoryosudur. Perde indiğinde, böylesine berbat bir temsilin sizi nasıl olup da bu denli üzebildiğini anlamanız, epey zamanınızı ve emeğinizi, alacaktır."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-8334215867893952213?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/8334215867893952213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=8334215867893952213' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/8334215867893952213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/8334215867893952213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2009/09/cok-hassas-birileri-ya-da-armudun-sap.html' title='çok hassas birileri ya da armudun sapı.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-8405294923403947181</id><published>2009-05-25T07:19:00.001-07:00</published><updated>2009-05-25T07:19:51.643-07:00</updated><title type='text'>her şeyi şöyle kenara itip devam edebilmek nasıl oluyor</title><content type='html'>acaba.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-8405294923403947181?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/8405294923403947181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=8405294923403947181' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/8405294923403947181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/8405294923403947181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2009/05/her-seyi-soyle-kenara-itip-devam.html' title='her şeyi şöyle kenara itip devam edebilmek nasıl oluyor'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-8336220302947706835</id><published>2009-05-16T08:48:00.001-07:00</published><updated>2009-05-16T08:48:16.800-07:00</updated><title type='text'>love vigilantes</title><content type='html'>yalnızlıkla yapılacak bir iş değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önce zamanlama lazım. ne zaman, nasıl düşündüğünü hatırlaman lazım. kapıdan girmişti, sonra ne olmuştu?&lt;br /&gt;girer girmez evde olduğun aklına gelmiş miydi? manyakça şeyler yapabileceğini düşünüyor muydun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hangi şarkı çalıyordu aklında?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hangisini tutabilmiştin o uçucu düşüncelerinden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;varlığın ağırlaşıyor muydu olduğun yerde? tüm bu soruları bir kenara itip, ne diyeceğini düşünüyor muydun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yoksa o ne diyeceğini düşünüp, 12'den vurduğun zamanlar geride mi kalmıştı? sadece bir şey söylemek 'durumunda' olduğunu mu düşünüyordun.&lt;br /&gt;ne kadar istiyordun bunu. bir şey söylemeyi. ne kadar oluyordu, insanlar seni konuşturalı? söylediklerine inanmamaya başlayalı? söylediğin şeyler en çok kendini heyecanlandıralı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"yarın kendimi öldüreceğim." nasıldı acaba. buna inanır mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya "günün nasıldı?" evet. buna inanabilirdi. inanıp cevap bile verebilirdi belki. dinler miydin, gerçekten?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne düşünüyorsun. mesela, tam şimdi şu an. boşa aldım. ne düşündüğümü bilmiyorum. biri beni alsın. tekrar büyütsün. çabuk büyütsün. çocukluğunu hatırladıkça hüzünleniyorum. bazen gözlerimden yaşlar bile süzülüyor. bok gibi çocukluk geçirmiştim oysa. dinler miydi, gerçekten?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önünden sürekli geçtiğim bir pencere vardı sokakta. orada ne vardı hiç bilmiyorum, neden onu hatırlayıp durduğumu da. bunu daha önce de yazmıştım. bazen neler olduğunu değil, bir imgeyi hatırlıyoruz. bu bir unutma mekanizması. imge, oraya yerleşik olduğundan silinmesi daha zor oluyor. tanrım. ilkokul öğretmenim yaşamıyordu umarım orda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanların bizi duyduğunu nasıl anlayabiliriz? kimler eko yapıyor, bunu kesinlikle bilebiliriz. hayatımızda, onlara dönüp konuştuğumuzda, sesimizi eko şeklinde geri tepme özelliği vardır bazı insanların. bu o insanla bile alakalı değildir. ikili iletişiminizle alakalıdır, nasıl ki derin, geniş boşluğa konuşunca eko yapar, öyle gibi, kendinizle konuşurmuş gibi konuşabilirsiniz onlarla da. kendi sesinizi duyarsınız. tüm gün yapay, sikko, -miş gibi konuşmaların içinden sıyrılıp, kendi sesinizde okursunuz asıl hissettiklerinizi, düşüncelerinizi. güzeldir bu. o eko insanlar bazen giderler. bazen dönmezler. dağa, taşa, toprağa, ufka.. baktığınız yere karışırlar dönmezlerse. yokluklarıyla değil, varlıklarıyla acıtırlar içinizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendinize bir nesne seçip, onunla da konuşabilirsiniz. tek bir nesne olabilir. sürekli değişebilir de. bir süre sonra neyle konuştuğunuzu bilemeyebilir, unutabilirsiniz mesela. umursamayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir şeyler başlayıp bitiyor mesela sonra. bazılarımızın haberi bile olmuyor. bir şeyler başlayıp, bitmiyor mesela bir türlü sonra. olmadığı zamanlara bakarak, yine olmayacağı bir zaman olacak sanıyoruz. haklıyız da. olanlar ve olmayanlarla, olacak ve olmayacakların savaşı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kolum ağrıyor. şimdi gidiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-8336220302947706835?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/8336220302947706835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=8336220302947706835' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/8336220302947706835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/8336220302947706835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2009/05/love-vigilantes.html' title='love vigilantes'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-7131245237287398432</id><published>2009-03-23T17:34:00.000-07:00</published><updated>2010-08-12T18:46:43.009-07:00</updated><title type='text'>kıyıdan</title><content type='html'>beceriksiz şeyler diyip pişman oluyorum arada. yeraltımdan notlar. ah insanlık halim. neyse sıkıldım yine. pushkin düelloda öldü. aynı günlerde dostoyevski'nin annesi öldü. dostoyevski pushkin'in ölümüne daha çok üzüldü. parlak çocuk. sesleniyor içerden. dönücem.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-7131245237287398432?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/7131245237287398432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=7131245237287398432' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7131245237287398432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7131245237287398432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2009/03/kydan.html' title='kıyıdan'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-6751916827204549896</id><published>2009-03-23T17:24:00.000-07:00</published><updated>2009-03-23T17:33:53.872-07:00</updated><title type='text'>dönüşler</title><content type='html'>buraya varoluşsal zımbırtılardan başka şeyler karalamamın kaçınılmaz olduğunu düşündüğümden bi süre uğramadım. evet, varoluşsal sızılar yaşayacak kadar geniş zamanlarım var. aslında zamandan başka bir şeyim yok. tanrım korkarım yine başlayacağım. her an başlayabilirim. tanrım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-6751916827204549896?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/6751916827204549896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=6751916827204549896' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/6751916827204549896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/6751916827204549896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2009/03/donusler.html' title='dönüşler'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-7837105568322098600</id><published>2008-10-06T12:59:00.000-07:00</published><updated>2008-10-06T13:01:44.147-07:00</updated><title type='text'>we fell in love (and then he was gone forever).</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.explodingdog.com/drawing/wefellinlove.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://www.explodingdog.com/drawing/wefellinlove.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-7837105568322098600?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/7837105568322098600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=7837105568322098600' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7837105568322098600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7837105568322098600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2008/10/we-fell-in-love-and-then-he-was-gone.html' title='we fell in love (and then he was gone forever).'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-1225071087959634478</id><published>2008-09-07T13:59:00.000-07:00</published><updated>2008-09-07T14:00:57.833-07:00</updated><title type='text'>biz burada devrim yapiyoruz sinyorita..</title><content type='html'>" Sen bir rota çizmiş olsan da kesin kez, yolun hep bir planı vardır senin hakkında. Yolları yolculuk, yola çıkanı yolcu yapan budur. Aldanmazsan, kapılmaz ve yanılmazsan varamazsın yolun gideceği yere. Yolculuğun gizi budur: Kaybetmezsen yolunu bulamazsın aslında.&lt;br /&gt;Bir soru’n olmalı mutlaka. O soruyu sormalısın, kimsenin anlamadığı bir dilde konuşan ve hep aynı cümleyi tekrar eden bir derviş gibi döne döne aynı soruyu sormalısın. Cevap, başlangıçta tahmin ettiğinden ne kadar uzakta ise gerçeğe o kadar yakındır. Sarsılmamışsan, soru’nu kaybetmekten korkmuşsan, hiçbir yere gitmemişsindir aslında.&lt;br /&gt;Düzenin bozulmalı. Evden çıkmak budur aslında. Yolculuk, bir düşmek ve kalkmak meselesidir. Eve yaralarla dönülmüyorsa hiç gidilmemiştir…&lt;br /&gt;Sadece uzaklardan gelenler bilirler evlerinin kokusunu. Yollara, evlerimizi anlamak için çıkılır. Fakat yolda bulduğun cevaplar eve geldiğinde, yakalanmış kelebeğin renklerinin sönmesi gibi parça parça dağılır. Yola ait cümleler, yazıktır ki hep yolda kalır. Onlar, yolun cevaplarıdır. Döndüğünde anlatacağın hep biraz renksiz hikayedir. Cevaplar, suyun altında çok renkli görünen ama sudan çıkarıp kuruduğunda renkleri sönen çakıl taşları gibidir. Bu, sana böyle gelir. Oysa yeni çocukların yeni yollara çıkması için o çakıl taşlarını getirmek, sözün büyülü suyuyla yeniden ıslatmak, renklerini yeniden canlandırmak gerekir.&lt;br /&gt;Göz doyar mı? Ne kadar görse, doyar? Bazı gözlerin ne görse öğüten bir bakışı vardır; doymaz kapanana kadar. Akıl kaç soruyu cevapladığında soru sormaz artık? Belki akıl, cevapladıkça çoğaltır soruları. Kaç yüz gördüğünde görmüş olursun bütün yüzleri? Kaç tanışma sona erdirir şaşırmayı? Göğüs ne zaman sonuna kadar dolmuş olur aldığı nefeslerden? Son nefesini verdiğinde mi?...&lt;br /&gt;Bazısı insanların, durulmadan ölür. Kimisi yosun tutmaz hiç. Dünya ve insanlık, o insanların hayalleriyle iyileşir. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ece temelkuran.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-1225071087959634478?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/1225071087959634478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=1225071087959634478' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/1225071087959634478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/1225071087959634478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2008/09/biz-burada-devrim-yapiyoruz-sinyorita.html' title='biz burada devrim yapiyoruz sinyorita..'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-1199317103133087830</id><published>2008-06-16T14:20:00.000-07:00</published><updated>2008-06-16T15:42:15.949-07:00</updated><title type='text'>sus</title><content type='html'>çekmeye çalışıyordu ama nafile, sürekli somurtuyordum, iyi ki başka biri değilim diye düşünüyordum, başka biri olsam kendim gibilerle karşılaşabilirdim, tanrım, bu çok korkunç olurdu, korkunç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında bakarsanız o da daha aşağılık biri değildi, ama uğraşıyordu, fakat ne kadar uğraşırsa o kadar yüzleşmek zorunda kalıyorduk bu başarısızlık hissiyle, bana nasıl katlanabiliyor? bana nasıl katlanabiliyor? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köşede bir restorana giriyoruz. yine sadece 'aç' olmamdan dolayı bir şeyler yiyeceğim, bunu düşünüyorum, canımı sıkıyor. o da yiyecek. pilav neden getirmediler? biraz dikkat eder misin. salata istemiyorum. evet, hayır onu da istemiyorum. istemiyorum dedim. hayır hayır, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayır, sorunun ne olduğunu bile sormayacak.&lt;br /&gt;beni böyle kabullenmiş işte.&lt;br /&gt;sorunu kabullenmeyen bir ben varım. beni böyle kabullenmesi ne kadar üzücü,&lt;br /&gt;biliyor&lt;br /&gt;bildiğini biliyorum&lt;br /&gt;benim için birçok şey çok zor,&lt;br /&gt;biliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi bile beni yasa boğabilecek bir his, &lt;br /&gt;umutsuzluk, dahası zavallılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sorduğu soruda vuku buluyor. tüm iyi niyetiyle soruyor, benimle daha fazla vakit geçirmek adına bir plan işte, delirtmek istiyor beni, &lt;br /&gt;tabii ki kabul ediyorum.&lt;br /&gt;yemeye devam ediyorum, yutamıyorum, kafamı kaldıramıyorum, işte yine o his, bir süre ağlamayınca her şey daha da zor oluyor, zor geliyor, elbette ağlamayacağım, bunu geçiştirebilirim, yapabilirim, yapamayacağımı biliyorum, hadi, hadi, 10'a kadar mı saymalı? gözlerimi nereye çevirmeli? lanet olsun ne yapmalıyım? olmuyor,&lt;br /&gt;elbette başaramıyorum, elbette ağlıyorum&lt;br /&gt;şansım varsa o görmeden birkaç gözyaşıyla atlatabilirim.&lt;br /&gt;boğazımdan geçen lokmalar engel oluyor sanki buna. yemek yerken ağlamak. sanki hayatta yaptığımızın özü bun benzer bir şey. yaşarken ölmek gibi, zorla yaşamak gibi, ne bileyim?&lt;br /&gt;gördü işte. lütfen umursama. lütfen bir şey sorma. bırak usulca ağlayayım.&lt;br /&gt;bana bakıyor, gözlerini tabağına çeviriyor, bana üzülüyor, çok üzülüyor,&lt;br /&gt;bana üzülmesine çok üzülüyorum. kahroluyorum. oracıkta ölmeliydim. orda ölseydim keşke. gözleri doluyor. sanki ölüm var masada. ne var, ne var, NE VAR? NOLUYOR? NEDEN AĞLIYORUZ?&lt;br /&gt;onu öyle görünce daha da çekiliyor derim, gelecek yok orada. ağlamama ağlıyor. neden ağladığımı bile bilmeden ağlıyor. en beteri de bu. bana nasıl katlanıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tuvalete çıkıyorum. bir sigara yakıyorum. öyle çekiyorum ki dumanı içime filtre ıslanıyor. ıslandığını fark edip hemen atıyorum. dişlerimi fırçalayıp iniyorum aşağıya, bu trajediye bir son vermeliyim artık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;veriyorum. &lt;br /&gt;sesleri duymaya başlıyorum tekrar. her şey o ucuz, sahte dünyaya 'ait' olmaktan memnunmuş gibi yapmaya devam ediyor, sanıyorum, sadece sanıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sokağa dikiyorum gözlerimi. kalp ritmimi yavaşlatmak için derin nefesler alıyorum. belki bir şey bile söyleyebilirim. &lt;br /&gt;yorgunum, olmuyor,&lt;br /&gt;biliyor&lt;br /&gt;bildiğini biliyorum,&lt;br /&gt;susuyorum, susar gibi susuyorum,&lt;br /&gt;susamış gibi susuyorum,&lt;br /&gt;yorgunum. biraz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-1199317103133087830?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/1199317103133087830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=1199317103133087830' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/1199317103133087830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/1199317103133087830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2008/06/sus.html' title='sus'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-4776916180579066619</id><published>2008-05-31T16:31:00.000-07:00</published><updated>2008-05-31T16:35:02.300-07:00</updated><title type='text'>kiyameti dusler iken-</title><content type='html'>... prepared in innocence to meet our king of glory&lt;br /&gt;and so we have this&lt;br /&gt;you have it in your secret windows&lt;br /&gt;and you're understanding to understand it and to bring it forth&lt;br /&gt;it takes minute detail&lt;br /&gt;it takes a holy life&lt;br /&gt;it takes emotions&lt;br /&gt;it takes dedication&lt;br /&gt;it takes dedication&lt;br /&gt;it takes a death&lt;br /&gt;and only god can allow it&lt;br /&gt;and you couldn't do it if you're not the seed of god&lt;br /&gt;and so the path through the great corridors&lt;br /&gt;these are corridors unto his perfection&lt;br /&gt;that is which the prophet and the oarman summoned has penetrated&lt;br /&gt;that through this great sea of blackness&lt;br /&gt;that i penetrated through these corridors&lt;br /&gt;and i went through that last segment&lt;br /&gt;where i went through these dark serpentines&lt;br /&gt;i passed through that corridor&lt;br /&gt;where they sat&lt;br /&gt;where they are&lt;br /&gt;and when you penetrate to the most high god&lt;br /&gt;you will believe you are mad&lt;br /&gt;you will believe you've gone insane&lt;br /&gt;but i tell you if you follow the secret window&lt;br /&gt;and you die to the ego nature&lt;br /&gt;you will penetrate this darkness&lt;br /&gt;oh yes there's many a man or woman&lt;br /&gt;that's been put in the insane asylum&lt;br /&gt;when this has happened to them&lt;br /&gt;and they're sitting there today, people think they're insane&lt;br /&gt;but they saw something that's real&lt;br /&gt;and they see it when they're on drugs&lt;br /&gt;the only thing is they see it&lt;br /&gt;not through the light of god, and the way i show you&lt;br /&gt;i show you to see it through the light of god&lt;br /&gt;and the understanding of god&lt;br /&gt;because when you see the face of god you will die&lt;br /&gt;and there will be nothing left of you&lt;br /&gt;except the god-man, the god-woman&lt;br /&gt;the heavenly man, the heavenly woman&lt;br /&gt;the heavenly child&lt;br /&gt;there will be terror under this day of night&lt;br /&gt;there will be a song of jubilee waiting for your king&lt;br /&gt;there will be nothing you will be looking for in this world&lt;br /&gt;except for your god&lt;br /&gt;this is all a dream&lt;br /&gt;a dream in death-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;and so i went through that window&lt;br /&gt;and the tower of hell and the great serpentines of the highest order&lt;br /&gt;and i went through that when i showed you chart #3&lt;br /&gt;the question is asked and learned and someone who..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-4776916180579066619?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/4776916180579066619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=4776916180579066619' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/4776916180579066619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/4776916180579066619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2008/05/kiyameti-dusler-iken.html' title='kiyameti dusler iken-'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-3369958944402225530</id><published>2008-01-29T02:00:00.000-08:00</published><updated>2008-01-29T02:10:55.060-08:00</updated><title type='text'>solved</title><content type='html'>kalkiyorum ve evin icinde biraz dolaniyorum. soguk taslarda dikiliyorum bir sure. uyanmaliyim. bi sigara buluyorum ve ocaktan yakmayi akil edebilecek kadar saskinligimi atlatabildigimi farkediyorum. uyku. tek istedigim sey uyku. esyalarimi ust uste diziyorum ve bavuluma tikiyorum. annemin yanina uzaniyorum tekrar. alarmi kuruyorum. on dakika kadar daha uyuyabilirim. ama dondugum anlar izin vermiyor. sirtimi opuyor, sag omuzumdan omuriligime uzanayaziyor dudaklari, irkiliyorum. 'yuzune dokunmak istiyorum'. annem o an uyaniveriyor ve 'bavulunu hazirladin mi kizim' diye soruyor bana. 'hazirladim anne'. peki ben ne zaman hazir olacagim. ezan basliyor. ezan mazeret oluyor sabahin serinligi ve hava aydinlanmadan yola cikmanin tedirginligi ile ustume coken bu agirliga. yillar oncesi gordugum bir ruyayi hatirliyorum. ruya o kadar karanlik ki bir seyleri gorebiliyor olduguma sasiyorum. sesler cok canli. bir guruh toplanmis gulusuyor. kimse susmayacak sanki. kimse ne sussa, ne gulumsemese de bir sey olmayacak sanki. oradaki her insan, herkesi 'kendiymis' gibi hissediyor cunku. orada sadece bir 'ben' var ve kim oldugunu kimse dusunmuyor. sadece orada olmasi onemli olan. sadece orada oldugu hissedilen. bir insan gibi ama oldukca da kalabalik. varlik baska bir yerde degil. gozlerimi kapattigim an duracagim yer yine orasi. mutluluk baska benlere ulasmakla mi mumkun sadece. ama bazi insanlar kendilerini sadece ruyalarinda hatirliyorlar. uyaniyorlar ve iyi ve akilli gorunmek icin yapma gulumsemelerine ve sozlere geri donuyorlar. ne kadar yazik. amma da sehirli. ne istiyorlar hayattan. ne elde edeceklerini umuyorlar. oylesini ya da boylesini. ama hic kendisini degil. uykuda kacabileceklerini umuyorlar. ruyalarda bile unutacaklar ya kendilerini. mustehak olacak. o iste, geberttigi cocuklarini hayati boyunca aramaya mahkum olan kadin gibi arayacaklar bir bir katlettikleri benliklerini. ve yardim etmek icin birkac joker disinda kimse olmayacak yanlarinda. o jokerleri de harcayarak ulasacaklar dipsiz yalnizliklarina. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bir bahcede, ellerimi gobegimde birlestirmis, yine bulutlari izliyor olacagim. deniz bocekleri saclarima uzaniyor olacak. gokyuzunu izlemeyi ne cok sevdigimi biliyor olacagim. gunesi bile golge olmakla suclayacagim uzandigim diyarlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anahtarlari masaya birakip evden cikiyorum. sanki son kez yapiyormusum gibi. sanki daha once hic son kez yaptigimi sandigim zamanlari hatirlamazmisim gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-3369958944402225530?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/3369958944402225530/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=3369958944402225530' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/3369958944402225530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/3369958944402225530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2008/01/solved.html' title='solved'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-1415002142998744624</id><published>2008-01-14T16:36:00.000-08:00</published><updated>2008-01-14T17:20:29.138-08:00</updated><title type='text'>wild is the wind</title><content type='html'>ruyamda ucurum gordum. baktim baktim asagi, cok korktum, atladim hemen. ucuyodum filan. ucmak miydi, dusmek miydi bilmiyorum, uyanmisim. asagi dogru neden ucar ki bi insan. zaten dusceksin. neyse. hala ucuyor olabilirim oralarda. belki dusmusumdur. ruya dediginde uculur. birbirimizin ruyasina yatabiliriz. bu geceki ruyani ben gorebilirim -ben cok guzel ruya gorurum-. bu gece gordugum ruyanin senin ruyan olduguna inandirabilirim kendimi. hipnogojik bir anda bulusabiliriz. iste o, tam uykuya dusmeden onceki sacma anda. ruyadan bile sacma olabilir. bir ayak parmagi olarak gorebilirim misal seni. belki gormusumdur. ruyamizdaki herkes kendimizmisiz diyolar ya. nerden biliyolar. belki benim ruyamdaki herkes sensin. ama biri daha cok sensin. o birini ayirt edemiyorum ki ben. ruyamda gordugum ayak parmagi sen misin, yoksa sen oldugunu sanan bir ayak parmagi mi goruyorum? -evet evet, kelebek.-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmiyorum. insan bir seyden uzaklasirken bir seye yaklasiyor olmali. ben sadece kara delikler goruyorum. oyle bir yol iste. bir tunel. basladigi ve bittigi yer ayni, tek boyutlu yani, ama, eni var saniyorum -aslinda sirf bu yuzden yuruyorum-. oyle ki, gectigim tunelin en sonunda, yurumeye devam eden ben'in sirtini goruyorum. ama, nasil mumkun olur, ben ne zaman gectim oralardan, gectim mi, geciyor muyum, noluyor, ne oluyor ne. bir seylerin oldugu dusuncesine bu kadar alistirmamaliydim belki de kendimi. sicarsin oyle tunellerde. karanlik zaten. cok korkarim. ben zaten her seyden cok korkarim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;korkarim yani.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-1415002142998744624?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/1415002142998744624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=1415002142998744624' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/1415002142998744624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/1415002142998744624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2008/01/wild-is-wind.html' title='wild is the wind'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-5299421184962918864</id><published>2007-12-30T18:49:00.000-08:00</published><updated>2007-12-30T18:55:07.963-08:00</updated><title type='text'>ölemedim bu</title><content type='html'>&lt;a href="http://kahverengibotgiymez.blogspot.com/2007/12/zaten-aklar.html"&gt;ben seni sevemezsem sevmek kimselerin elinden gelmez.&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-5299421184962918864?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/5299421184962918864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=5299421184962918864' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/5299421184962918864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/5299421184962918864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/12/lemedim-bu.html' title='ölemedim bu'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-5330203696419937278</id><published>2007-12-30T16:52:00.000-08:00</published><updated>2007-12-30T17:36:01.843-08:00</updated><title type='text'>with the passings of seasons.</title><content type='html'>koştum, koştum&lt;br /&gt;önüme bakmadan, nefesimi duymadan. oradaydı işte! uzaklaşmıyordu bile, duruyordu. bir kara deliğin içine saklanmıştı sanki. koşuyordum hep koşuyordum. tanrım. yetişemiyordum. yeterince hızlı koşmadığıma inanıyordum. orada durduğuna inanıyordum. uzaklaşmıyordu bile. koştum, koştum... önüme bile bakmadan. nefesimi duymadan. yetişemeyeceğim bir yere, yetişeceğime inanarak, yetişemeyeceğimi bile bile koştum. geleceği unutmuştum, muhtemelen ölecektim, gelecek korkutamazdı beni, ölüm nasıl bir gelecek olabilirdi. böyle giderse ölecektim. ama koşuyordum, mesafeleri kısaltıyordum, mesafelerin kısaldığına inanmıştım, bir yerde kapanacağına inanmıştım. çok inanmıştım. mesafe kısalmıyordu işte. göremediğime inanabilirdim en fazla. doğanın yasaları değişmezdi. ama, bekle, doğanın yasalarını koyan ben değil miydim. mesafe katedilerek kısalamazdı artık. buna inanabilirdim. gözlerim kızarıyordu. neden işkence ediyordum kendime? neden vücudumu almadan ayaklarımdan süzülen kanla beslenmeliydi toprak? neden ayağımdan tutup çekmiyordu içine? o da kendisi üzerinde beni tepinmeye iterek işkence mi ediyordu kendine? koştum, koştum, koştum... yetişemedim ona. geç kalıyodu ölüm. koşmalıydım öyle. koşmalıydım. yetişemeyeceğimi bilerek, yetiştiğime koşarak, yetişemediğime inanarak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-5330203696419937278?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/5330203696419937278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=5330203696419937278' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/5330203696419937278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/5330203696419937278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/12/with-passings-of-seasons.html' title='with the passings of seasons.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-6656996179482889128</id><published>2007-12-13T13:12:00.000-08:00</published><updated>2007-12-13T13:24:00.131-08:00</updated><title type='text'>gidici</title><content type='html'>şimdi tüm bunların nasıl bu hale geldiğini anlatacağım.&lt;br /&gt;bir kere korkuyorum. it gibi korkuyorum yani. &lt;br /&gt;ben almış başını gidiyor.&lt;br /&gt;nereye gidiyorsun ben?&lt;br /&gt;illa giderken mi tanışmalıyız yani? durasana bir.&lt;br /&gt;barışsana bana.&lt;br /&gt;işte yine anlatamadım.&lt;br /&gt;diyorum ki; ah ulan diyorum, &lt;br /&gt;allah belanı versin, gözün çıksın, başını da alsın gitsin.&lt;br /&gt;yazarak yas tutacağım inat. sen ne utanmaz,&lt;br /&gt;arlanmaz biri oldun çıktın da, bana&lt;br /&gt;bulaşacakmışsın diye ödüm kopuyor.&lt;br /&gt;vebaymış gibi tutuyorum kalemini.&lt;br /&gt;ben isyan ettikçe tir tir titriyor ellerin.&lt;br /&gt;susmayı biliyorsan, defolup gidebilirsin de.&lt;br /&gt;nereye gideceğim diyeceksin ya, işte&lt;br /&gt;çok haklı olacaksın.&lt;br /&gt;yabancı olduğundan haberdarsın belki de - bunu düşünmek&lt;br /&gt;beni sevindiriyor. bak ama, hala burdasın.&lt;br /&gt;ben durmayacağım ama.&lt;br /&gt;ben alıp başını gidecek.&lt;br /&gt;gitti-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-6656996179482889128?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/6656996179482889128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=6656996179482889128' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/6656996179482889128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/6656996179482889128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/12/gidici.html' title='gidici'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-7994260522090911522</id><published>2007-11-29T07:49:00.000-08:00</published><updated>2007-11-29T09:24:31.717-08:00</updated><title type='text'>mesela</title><content type='html'>kis mi kis bir gun. disarisi ben diyim elli derece, sen de cus. hakikaten cok soguk yani. evimden bile soguk lan. jipimsi bir seyin icine dolusmusuz. battaniyemiz var. ortada ne kadar bacak varsa sahiplenmisiz. biri kitap okumaya calisiyor, rahatsiz. heidegger ve nietzsche demeden de bir seyler hakkinda karara varabilecegimiz gunlerin birinden biri oysa. iste tam bugun o gunu aniyorum. backstabber calsin istiyoruz. cok istiyoruz. kudurmak istiyoruz, delirmisiz. sofor bizi cok iyi anlayacak, biliyoruz. 6 saattir yoldayiz sofor. bu evin icinden fare cikarsa allah belami versin bir daha girmem iceri. ne diyordum. hah! sofor. sofor hans. hello miray, this is hans speaking. hello hans. what've you been up to. sofor kirmiyor bizi. camlar bugu icinde sofor, nefes alamiyoruz. gebersek de kurtulsak diyoruz su calgary denilen sehri solumadan. 'biz baslamazsak ancak durdurulabiliriz'. backstabber backstabber backstabber backstabber backstabber backstabber backstabber backstabber. omrumuz boyunca backstabber diyerek arabadaki herkesi tuketecegiz sanki. 'kendimiz de tukenecegiz. daha beter olacagiz'. backstabber! hope grabber! shit lover! off brusher! diye yirtinacagiz iste. sarki dedigin de bir yerde bitiyor zaten. aramizdaki inek icin zavallilasiyoruz o an. bak bak disari. rocky daglari bitecek mi bakalim. bugudan da ne goruyorsan. ilk girecegimiz kafede heyecanimizi somurtarak ket ket ketleyeceksin, bilmiyorsak ne olalim. ben doktor olayim. annanem cok ister. cinliyi de alacaktik var ya. kesmedigi arap, paki kalmayacakti. kelebegiyle oynuyorsun diye sana neler yapacakti. iyi ki almadik lan. icmesini bilmeyecek ve kafasini arada duvarlara gecirecekti. sen son enerjinle bulasiga duserken omzundan opecekti ve noluyoruz lan olacaktin. once sakin olacakti. sonrasi gelirdi. sonra giderdi. her sey bir gider, bir gelirdi. gelmeden giderdi hatta bazen. gelir ve donmek uzere giderdi. gider ve bir daha donersem benim allah belami versin derdi. bir yerde canina tak ederdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve etti.&lt;br /&gt;tak etti.&lt;br /&gt;kalbim yerinden cikacakti. beni bu kadar korkutacagini hic dusunmemistim. ah ne aptal davranmistim. olmayacakti. benim orospudan farkim yoktu. o ise sadece uzgundu. hem inandigi, hem inanmadigi icin uzuluyordu belki. mutfak masasinin ustundeki oteberiye kadar tutabilmisti iste ancak kendini. oralardan oyle hoykurmek kolay. bak gor gelip de nasil teselli edecegim simdi seni. aptal. benim icin aglamanin hep cok basit bir sey oldugunu sanmisti. oysa basit olan her sey bizden cok uzak olmaliydi. elleri bana hep guzel gelmeliydi. yuzume her baktiginda beni parcalara ayirabilecegini dusunmemeliydi. basit olani secmeseydi. ah iste. secmeyeydi. okham'in usturasiyla biciyordu, desiyordu; fiilen ne kadar korkunc sey varsa sakinmadan sapliyordu orospu yanlarima. hala iyi biri oldugunu dusunuyordum. agac yandiydi kul olduydu da, hala agac mi degil mi, neydi bilmeye calisiyorduk. insani insan yapan ne var lan. simdi o seyler neyse, teker teker yok olunca nasil insan diyeceksin karsindakine. insan degilse ne olacak dahasi. 'iki ayakli huzun'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunlari da dusunuyordum. surekli. bi kafede kitap okuyordum. aklim karisiyordu. kitap okumaya calisiyordum. capraz masadaki kiz susmak bilmiyordu. asil orospu diye ona denirdi. keyfimizden mi burda duruyoruz saniyorsun. hepsi serefsiz dogalgazcilar yuzunden. cat diye keserler. usumeyeyim diye alim olursun. ama yine de hicbir zaman vaktinde odemezsin faturani.  kizmayi da sevmezsin hic kendine. herkes ne kadar da sahane. herkes ne de bicim oyuncu. sosyal bilimciler kuraldan, prensipten anlamayacaklar mesela. illa corba, illa corba koyacaklar onunuze. e ama ben sunla gelmistim diyeceksiniz, vallahi olmaz, birakmayiz bunu yiyeceksin diyecekler. canlari cehenneme. topunu siliyorum var ya. kime neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ah, oguzcugum atay. yemin ediyorum sen bilirdin hepimizi. karsinda esyaya donusmeyen birkacimiz kalirdi, onlar da artardi. kalanlar da hep artanlar miydi. daha da bolunemediklerinden miydi. ne bilecektim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-7994260522090911522?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/7994260522090911522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=7994260522090911522' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7994260522090911522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7994260522090911522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/11/mesela.html' title='mesela'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-8620632935410833480</id><published>2007-11-25T06:35:00.000-08:00</published><updated>2007-11-25T06:59:57.230-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sonbahar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='scooter&apos;lar'/><title type='text'>shift</title><content type='html'>turk kahvesi cok seviyorum. cezvede turk kahvesi pisirmek kesinlikle sut kaynakmaktan daha kolay olyore. her gun sicak cikolata diye iccegim sutun yarisindan fazlasini tasirarak heder ediyorum. evet. heder etmek. ocagi dahil yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kari kocalar var ya. evli boyle. kendimi onlar gibi hissediyorum bazen. evet, icimde evlendikten sonra birbirine yabancilasan bir kari koca cifti var gibi, aynen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ust katta yine insanlar birbirlerini olduruyorlar. cok fena.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;camasirlarimi yikadim, astim. nevresimlerimi degistirdim. bunlari yaparken bir yandan oi ile ugrastim. gobegini isirdim. patisiyle yuzumu oksadi. patisini de isirdim. koslamsi bir seyle her yeri parlattim. tutunamayanlarimi kaptim. erdege gidiyorum. bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bildigin kis var disarda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-8620632935410833480?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/8620632935410833480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=8620632935410833480' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/8620632935410833480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/8620632935410833480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/11/shift.html' title='shift'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-6525094814951453780</id><published>2007-11-22T18:37:00.000-08:00</published><updated>2007-11-22T20:02:06.384-08:00</updated><title type='text'>nantes.</title><content type='html'>olumun konu oldugu yerde daha ciddi bir sey yok. artik tutamiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayca'nin nasil, nereye gittigini bir turlu aklim almiyor. gazetede resmine bakiyorum, kanim donuyor. her gun basligina bakiyorum. tekrar tekrar, bakiyorum. ayca donmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani oyle bir kadindi ki, oyle delice bir seydi ki, bir kere gormeniz bile, gunlerce kayip olmasina ragmen 'bir yerden cikar gelir' hissi olusturmasi icin yeterdi size. durusundaki gucluluge, 'kendi gibilige' icten ice oykundugum bir an hatirliyorum. cocuk gibiydim ben sanki. ama cok 'sahi' gorunuyordu ayca. oyle gorunuyordu yani. kayboldugu gunden beri neredeyse her aksam uzeri aniden ustume cokuyor bir his, fena yoruluyorum. oyle de karanlik ki. ucube. canim sikiliyor canim. olum neden bu kadar kotu? olen insani bir daha goremeyecegimiz icin mi uzuluyoruz acaba? peki neden zaten hic gormedigimiz bir insani 'bir daha' goremeyecegimiz icin uzuluyoruz ki? yoksa o'nun adina mi uzuluyoruz? onun adina nasil uzulebiliyoruz? ona ne oldugunu biliyor muyuz. hayati bu kadar guzel, bu kadar yasamaya deger mi buluyoruz ki, o'nun bunu goremedigi icin ofkeleniyoruz ona? bize sikici bir oyunu oynamaya devam eden aptal cocuk oldugumuzu hatirlattigi icin mi? o kadar cesaretli olmadigimizi yuzumuze carptigi icin mi? sahiden boyle mi hissediyoruz ya. biz hayati bu kadar kiymetlerken baska birinin onu aniden harcaybilmesi cimri yaslilar gibi hissettiriyor mu bize kendimizi hic? olumle karsilastirilabilecek kadar guclu fakat 'guzel' bir sey var mi hayatta? olum de hayata dahil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;donecek bir evin var miydi?&lt;br /&gt;herkes seninle konusup duruyor.&lt;br /&gt;herkes senin uzerinden kendiyle hesaplasiyor.&lt;br /&gt;hesap kitap bu dunyada kaldi yani.&lt;br /&gt;artik rahat ol.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cat kapi cik gel belki de. severdim hesabiyla, kitabiyla zaten de.&lt;br /&gt;kim tutar,&lt;br /&gt;kim tutacak, kim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-6525094814951453780?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/6525094814951453780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=6525094814951453780' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/6525094814951453780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/6525094814951453780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/11/nantes.html' title='nantes.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-8294031326564751741</id><published>2007-11-17T10:33:00.000-08:00</published><updated>2007-11-17T10:58:04.863-08:00</updated><title type='text'>punk is not ded!!!</title><content type='html'>dün özlemgillere gittim. ben uyumaya çalışırken alp sürekli poklüyordu. poklamasana be! dedim. sonra alperen geldi. ben köyün ağası oldum. alp ronja oldu. önce alp'in ırzına geçtik. sonra yaşı küçük diye suçu özlem'e attık. alperen tetikçiydi. vurdu özlem'i. &lt;br /&gt;hepimiz çok ağladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra susumu yakota ile yas tutuk :( günlük kölelik ritüelimizi yerine getirdik. erkekliğimizi elimize aldık. ve american dad izledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biri hayatımın özetini çıkarıp vermeli hemen bana. böyle çok uzun lan.&lt;br /&gt;yaşasan geçmez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-8294031326564751741?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/8294031326564751741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=8294031326564751741' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/8294031326564751741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/8294031326564751741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/11/punk-is-not-ded.html' title='punk is not ded!!!'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-7189473553261376785</id><published>2007-09-26T20:02:00.000-07:00</published><updated>2007-09-26T20:11:10.554-07:00</updated><title type='text'>belki geçen arabaları filan sayardık</title><content type='html'>ama ne yaptığımız, ne yapacağımız şeyleri hatırlamayarak bazı geceler öyle üşütüyorsun ki beni.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-7189473553261376785?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/7189473553261376785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=7189473553261376785' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7189473553261376785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7189473553261376785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/09/belki-geen-arabalar-filan-sayardk.html' title='belki geçen arabaları filan sayardık'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-3603195485251428180</id><published>2007-07-31T02:18:00.000-07:00</published><updated>2007-07-31T02:59:40.969-07:00</updated><title type='text'>naftalin.</title><content type='html'>sabahın kaçı oldu, uyumak ne kadar zor. &lt;br /&gt;uyanmak ne kadar zor.&lt;br /&gt;bir takım korkularımın olduğunu fark ettim. ya da fark ettiğim an mı korkmaya başladım bilmiyorum. istanbul gözümde tütüyor, yüreğimle oynuyor. oralardan meydan okuyor gibi. korkuyorum gitmeye. burda bir gün daha kalacak olma düşüncesi ise ölesiye canımı sıkıyor bir yandan. veba gibi.&lt;br /&gt;kambur oldum. kambur ada. bir ada var, ısıtan güneşi yok. yok olmuş. ada kabuk bağlamış. ağaçların yüksek gövdeleri o kabuğun başladığı yere dayanmış, eğilmiş, sonra.. güneş gelir kabuğu kurutur, kabuk kırılır ve ada kurtulur diye ummuşlar aylarca, yıllarca. tek kelime etmeden. edemeden. kambur öyle acı veriyormuş ki bir yandan, konuşmaları zaten çok zormuş. ne zaman konuşacak olsalar şu lanet kamburdan yakınacakları için susmayı tercih etmişler. güneş gelecek, ada nasıl olsa kurtulacakmış... mış.&lt;br /&gt;güneş bir türlü gelmemiş. ağaçlar kelimeleri unutmuş.&lt;br /&gt;ada bir daha hiç konuşmamış.&lt;br /&gt;konuşamamış.&lt;br /&gt;öyle travmatikmiş ki bu... bir şey olacağı belliymiş bununla başa çıkması için. sonra aslında 'zaten' hiç konuşmamış olduğuna inandırmış kendini zamanla. &lt;br /&gt;inanmış buna.&lt;br /&gt;o ada soğumuş o gün. güneşi aniden sönmüş.&lt;br /&gt;yok olmuş.&lt;br /&gt;bir daha da konuşamamış ada. ama hiç değilse, 'konuşamamak' susmaktan iyiymiş..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-3603195485251428180?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/3603195485251428180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=3603195485251428180' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/3603195485251428180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/3603195485251428180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/07/naftalin.html' title='naftalin.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-339018822986135280</id><published>2007-07-11T21:30:00.000-07:00</published><updated>2007-07-11T22:26:22.488-07:00</updated><title type='text'>chat parasutler vol. 6</title><content type='html'>PARENTAL ADVISORY: LANGUAGE WARNING!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hah. çet ettiim tek insan neredeyse alperen olduğundan, o da sabahlara kadar oturduğundan onu bir taciz edesim geldi -ama yemedi kendisi-.&lt;br /&gt;neyse. "çok sarhoştuk lan".&lt;br /&gt;guru'yu çok seviyoruz,&lt;br /&gt;ve dünya'da insanların olmasını tuhaf buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hıı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alperen.altinoz: abi tamam ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;miray: hahahah&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alperen.altinoz: monitörü kapattım şu an göremiyom yazdıklarını&lt;br /&gt;bişey yazıyosan yarın sabah uyanınca okuyurm &lt;br /&gt;hadi yice geceler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;miray: başkalarını düşünüp benimle yazışıyorsun di mi&lt;br /&gt;ulan az pezevenk değilsin ha&lt;br /&gt;haahah&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alperen.altinoz: görmeemdiğim için cevpa vereiymiyorum kusura bkmaa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;miray: olm süper espri yapmıştım&lt;br /&gt;görmen lazımdı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alperen.altinoz: yarın artık ya, ksıemt böyleymşii&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;miray: haahahahah&lt;br /&gt;manyak&lt;br /&gt;siktir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alperen.altinoz: tamam bu sefer cidden gittim.&lt;br /&gt;istediğin kadar yalvar geri dönmicem.&lt;br /&gt;çok kırdın çünkü beni.&lt;br /&gt;git guru'yla aşna fişna et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;miray: seni neden kırıyom ya&lt;br /&gt;manyaa bak, daha napalım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alperen.altinoz: lafın gelişi canım.&lt;br /&gt;napalm strike.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;miray: guru'yu unutalım tamam mı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alperen.altinoz: guru aramızdaki fena kadın pozisyonunda, yuva yıkan cinsten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;miray: guru inhibitory neurotransmitterlar gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alperen.altinoz: eveeeet iyi geeleeeeer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;whwhw. ya şimdi okudum tekrar da nas&lt;br /&gt;hE bir de isim söyleyebilen ve 40 haneli sayıları çarpabilen pipiler var ama onları buraya yazamiycem. (boğaziçili bi ocam vardı adam imtehen yazmıştı bana attığı bi meyl'de, akademiden soğumama sebep olmuştu ama zaten bunu alperen'e anlatmıştım). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen ne yaparsan yap, olmuyor bazen?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-339018822986135280?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/339018822986135280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=339018822986135280' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/339018822986135280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/339018822986135280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/07/chat-parasutler-vol-6.html' title='chat parasutler vol. 6'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-8541931612538481631</id><published>2007-07-10T08:42:00.000-07:00</published><updated>2007-07-10T08:48:24.281-07:00</updated><title type='text'>chat parasutler vol. 5</title><content type='html'>miray: "Güvercinler sahiden ilginç hayvanlar, insanlar dışında cinayet işleyerek kendi türünü öldüren tek türmüş."&lt;br /&gt;bunu bi arkadaşım da demişti ya&lt;br /&gt;inanmayıp gülüp geçmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alperen.altinoz: abi güvercinler bir martılar iki.&lt;br /&gt;güvercinlerde her türlü pislik vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haaha. bu ne ya? off of! kargaların da daha "seviyeli" kuş olduklarını iddia etti şimdi. hepsi iyi, okumuş çocuklar filan tabii.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-8541931612538481631?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/8541931612538481631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=8541931612538481631' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/8541931612538481631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/8541931612538481631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/07/chat-parasutler-vol-5.html' title='chat parasutler vol. 5'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-6527037773950246304</id><published>2007-07-10T08:31:00.000-07:00</published><updated>2007-07-10T08:37:58.351-07:00</updated><title type='text'>dree reee te da raam oh</title><content type='html'>ben aslında şey diyecektim ya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu jolie holland hanfendi ispanyolca ve fransızca söylese aynı lhasa de sela gibi olurmuş. yaNİ lhasa da jolie gibi olabilirmiş ya da. acayip hem de, vallaha. neyseyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-6527037773950246304?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/6527037773950246304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=6527037773950246304' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/6527037773950246304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/6527037773950246304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/07/dree-reee-te-da-raam-oh.html' title='dree reee te da raam oh'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-7516398850059109057</id><published>2007-07-10T08:15:00.000-07:00</published><updated>2007-07-10T08:23:54.612-07:00</updated><title type='text'>ne diyosun çocuğum ne?</title><content type='html'>sanırım nevyork'un tiksinç, nemli sıcağında evde klimasız oturmaktan daha kötü şeyler de vardır şu dünya'da. diyorum ki, hiçbir şeyden çekmedim klimasızlıktan çektiğim kadar.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlayan anladı, anlamayan da anlamamıştır herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlamayanlar anlayanlara anlatsın?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-7516398850059109057?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/7516398850059109057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=7516398850059109057' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7516398850059109057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7516398850059109057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/07/ne-diyosun-ocuum-ne.html' title='ne diyosun çocuğum ne?'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-2752848888439265244</id><published>2007-07-07T17:38:00.000-07:00</published><updated>2007-07-07T17:45:50.335-07:00</updated><title type='text'>voto de silencio</title><content type='html'>şimdi ben bir şey okuyordum, diyor ki... işte biz fetusken duymaya başlıyormuşuz ya .. bebeler doğar doğmaz, daha 24 saat geçmeden kalp atışlarını ölçmüşler bu sıpaların. anne konuşurken kalp atışları yavaşlıyormuş, ama sadece anne konuşurken. annenin sesine gidiyor kulağı. zira zaten kalbimiz de yavaşken en iyi alır uyarıcıyı. kalbimiz bi hızlı çarptı mı elimiz ayağımız dolaşır. burdan sonrası spekülasyon. ya kalp hızlı atıyor diye beceremiyoruz bazı şeyleri, ya iyi beceremediğimiz için kalp hızlı atıyor .. neyse. bebeler dinliyor, tanıyor diyorduk anayı, öyle de bağlanıyorlar gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen duyuyor gibi olmuyor muyuz bazı insanların seslerini? duyuyorduk sanmıyor muyuz önceden? biri bize konuşup, konuşup durmuş sanki.. kimse de duymuyor sanıyormuş. acaba böyle, kendi kendimize konuşurken birileri duyar mı sesimizi. tekrar duyunca tanır, nerden tanıdığını bilemez mi? şöyle diyeyim, tanıdığı için tanır ama daha önce tanıdığını bilemez mi bilinç düzeyinde? o iki kişiyi birden birbirbirine yaklaştıran şey zamanında kendi kendine söylenip durmuşluk mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tanımak yani.. zamanla mı birden mi olan bir şeydir? ve eğer her şey birden olmuş oluyorsa, ama hiç bilemiyorsak.. şimdiye kadar her şeyin zaten olup bitmiş olduğunu söyleyemez miyiz? olmuş bitmiş, ama tekrar olacak. işte, var olmak böyle bir şey sanırım. "yok olmak" bir oksimoron, "var olmak" ve "var etmek" ise yazgımız gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi yazgı diyorum da, determinizmden kelli bir yazgı değil bu. mistik süreçlerdeki sistematikliğe kasıt belki. ama epeyi bir mantık sapması olduğunu da anlamışsınızdır. zira bebek de zaten annesinin sesini "duyarak" tanıyor. tanımak diyorum yani. bir ben var benden içeri, öyle iyi tanıyor ki seni. bir ben daha var ki zamanla tanıyacak işte ancak. şöyle yani, bu seni duyan benden içeri tanıştırıyor sanırım ilk öteki benden'e. he ya, öyle olsa gerek. nerden nereye geldim yahu, harfli düşüneyim istedimdi sadece. ben aslında muna zul dinleyip güney amerika'ya sürmek istiyordum olmayan arabamı. çok bira içtim, belki ondandır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-2752848888439265244?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/2752848888439265244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=2752848888439265244' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/2752848888439265244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/2752848888439265244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/07/voto-de-silencio.html' title='voto de silencio'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-7984667161494265693</id><published>2007-06-27T11:41:00.000-07:00</published><updated>2007-06-27T16:15:29.223-07:00</updated><title type='text'>remember remember.</title><content type='html'>Remember!&lt;br /&gt;You will sign in to New Blogger with your Google Account email address, parasutler@gmail.com, from now on.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;emredersiniz efem. baska arzu var mi? onlari da simdiden alayim, her giriste bir problem yasiyoruz cildiriyoruz burada. cildiricim. sicak senden de cildiricim. omrumu yediniz YA HU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabah sabah milletin aci deneylerine denek olmak icin gonullu olduguma cok memnunum. kolumda kocaman bir kirmizi leke var, 50 dereceyle pisirip aciyor mu diye baktiklari icin oyle kizardi biraz. bir suru hayir duasi aldim, ciktim deneyden, gunlerdir ilk kez param oldugu icin hemen kendime sushi ve mochi aldim. bunlar karnimi doyurup beni cok mutlu edeceklerdi, ki sag olsunlar, eksik olmadilar. dusunuyorum da "kuzey amerika'ya gideceksin, sushi ve mochi gibi seyler yiyip duracaksin" diyen bir falci gorsem "sen ne soyledigini saniyorsun oyle" derdim. yiyip durdugum seylerin isminde hayir yok. yerken ciddi bir is yapiyormus gibi bile hissetmiyorum, o yuzden yaklasik bir saat sonra tekrar acikiyorum. olsa soyle bir karniyarik, dunyanin en ciddi insani olurdum yerken. cok ciddi icerdim ayrani. saka yapmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, tum zamanlarin en sicaklarini dusunup eve dogru yururken, elindeki lolipopu fevkalade yalayarak bana dogru yuruyen bir adama bakakalmisim, manyak midir nedir? boyle uzerime dogru geliyor adam, ne yapacagimi sasirirken teget gecip gitti. oh be dedim, sonra kriz geldi ustume. allan salaa, neden korkuyosan? sicakta oluyor boyle seyler. korktugumu dusununce bir kahkaha patlattim yoluma devam ederken haah diye, bana teget gecen biri de beni manyak sandi. bu islerin boyle olduguna kanaat getirdim sonra. iki adim daha yuruyunce insan erimeye nerden baslar diye dusunmeye basladim. biraz daha sicak olursa kesin once kulaklarim erimeye baslayacakti, ama bunu dusunurken 2 saniyelik bir aydinlanma ani beynimin coktan buharlasmis olabilecegini durttu. buharlassa ama bunu kim durtecek dedim, beyin tepeden erimeye basliyorsa farkindalik ve bilincte asil etken olan kismin temporal loblar olabilecegi mantigima gitti. sonra sacmalamanin da bir siniri olabilecegini anladim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sicak micak derken, cok memnun da oluyorum cunku sanirim insan sicakta depresemiyor. dun sicaktan perisan olup uyuyamadim, buna ragmen 1 kere bile camdan atasim gelmedi kendimi. baska bir sey o, enfes bir sebep can sikmak icin. en azindan neye sikildiginizi da biliyorsunuz, ustunuze cokmuyor o sikinti. neyse, anlamissinizdir iste. yaklasik 2 saat sonra 3 haftadir uye olup bir kere ugramadigim havuza gidecegim sonunda, o sure icinde erimezsem. ilk bes dakika yuzebilecek kadar cirpinabilecek enerji bulabilirsem bir daha bogulmam. zaten ne bogulmasi, ben deniz 2 yasimdayken yuzuyordum. malum her dayim kaptan, dedem balikci, ben ise nacizane bir deniz cocuguyum. en sevdigim sey de baliktir, hatta barbunyadir. b ile baslayan yemekleri de yemem. bamya, bezelye, barbunya (bunun yemegi var bi de di mi), bakla, brokoli. tum b ile baslayan yemekler sevmiyorum sizi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sarap peyniri de cok seviyorum ama onu daha once soylemistim. bir de planet earth dvd'si istiyorum, hem de cok istiyorum. bartu alabilecegini soyledi ama karsiliginda metresi olmami teklif ettigi icin icin kabul etmedim. simdi de en sevdigim macar kafeye gideyim diyorum, klimalari da var. bir de gulme krizinizin geldigi zamanlar, ama gulmenizin absurd kacacagi durumlarda ne yapiyorsunuz? bir kere oyle sinifta gul gul gebermistim, mudur yardimcimiz yusuf bey "kizim gulme bi cakarim sinek gibi yapisirsin askiliklara" demisti. allahim 12 sene olmus ve dun gibi hatirliyorum. keske yusuf beyi hatirlayan bir arkadasim olsaydi. ilkokulda ne uyuz bir cocuktum ben. kimseyle de anlasamazdim. zaten ilkokulda cocuklar anlasabilirmis gibi gelmedi hic su an. anlasabildigim hayvanlar kediler ve kopekler. kediler kopekler kafama sicsa bir sey demem. oi'cagim yavrucagzim bebekti, minik tirnaklarinla kot pantolonuma atlayip omzuma, ordan da kafama kadar tirmanirdi essek sipasi. 24 saat kafamda gezmek istiyordu hayvan. boyle sacma bir sey olabilir mi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de &lt;a href="http://the-benedicta.blogspot.com"&gt;surda&lt;/a&gt; yemeye doyamadigim bir blog var. munazaraya cevirmis kadar olduk gerci son bir iki gundur, ama her yazidigi blogu tekrar tekrar okuyasim gelir hep. oyle guzel yaziyor, oyle ozeniyorum ben de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERROR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enter the letters as they are shown in the image.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e yine baasustune? ama limon tadi verdin artik sanki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-7984667161494265693?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/7984667161494265693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=7984667161494265693' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7984667161494265693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7984667161494265693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/06/remember-remember.html' title='remember remember.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-7350291138777913460</id><published>2007-06-24T22:30:00.000-07:00</published><updated>2007-06-24T22:52:06.267-07:00</updated><title type='text'>saat 1:30, varsın. saat 2. hala burdasın.</title><content type='html'>her şeyi en basite indirgeyip olabilecek en basit formülleri filan çıkarmaya çalışıyor olduğumu fark ediyorum bazen. bazen ise istemeyerek oluyor, su şişesine kapağı geri takarken filan. bazen bunlar çok yoruyor beni. akışına da bırakamıyorum çünkü uydurduğum şeyler çok ciddi gibi görünebiliyorlar zamanla. hayatı akışına bırakmak deyişi ise zaten bir hayli ironik, aksi mümkünmüş gibi. let go derler ingilizce ve bırak gitsin olur. toptan her şeyi akışına bırakmak zaten nasıl oluyor da senin elinde oluyor bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;asıl yalnızlık insanın kendi sesini duymayı ya unutmasıdır, ya özlemesidir sanırım. insanın üstüne çöken en ağır duygu de yabancılaşma değil, sıradan biri olma korkusudur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-7350291138777913460?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/7350291138777913460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=7350291138777913460' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7350291138777913460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7350291138777913460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/06/saat-130-varsn-saat-2-hala-burdasn.html' title='saat 1:30, varsın. saat 2. hala burdasın.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-96583311082753781</id><published>2007-06-04T01:01:00.000-07:00</published><updated>2007-06-04T03:49:39.193-07:00</updated><title type='text'>it is so cold in alaska.</title><content type='html'>zamanla her şey nasıl da karmaşıklaşıyor. çocuk miray'ı düşünüyorum bazen ben. kokularla, egonun arsız idiyle, akılsızlığıyla filan hareket ederek ilerde bir şey yapacağını ve dünya'yı kurtaracağını filan düşüyor. neyden kurtaracaksa? bir yandan da hınzır gibi işte kazıyor "akıllandıkça" o kokuları, duygularıyla eşleştirmeyi bildiği düşüncelerini filan zihnine. annane hırkası çok acayip bir nesne onun için. gül teyze çok önemli bir insan. kemal sunal'ın cihangir parkında film çekiyor olması dünya'nın en inanılmaz olayı. büyüyünce her şeyi bileceğini filan düşünüyor. büyüyünce hayatın çok daha farklı olacağını mesela.. aşık olduğu adamın fotoğrafını gösteren teyzesine ve öğretmeninin evine gittiğinde evdeki kokuya, duvardaki tablolara filan baktıkça.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köfte patates apartman çocuklarıyla sosyalleşmek demektir ve hatta "kapıcı çocukları" bile gelebilir evimize. kafama bit zıplatmadığı sürece sınıfın en fakir çocuğunun yanımda oturmasının bir mahsuru yok, ama dikkatimi dağıtıyor. evi okulun içinde olduğu için ve tenefüslerde evine gidebilen tek öğrenci olduğu için herkes iyi geçiniyor onunla. sinir hastası bir annesi var ve sabahın dokuzunda, tam da penceremizin önüne gelip bir önceki günün tüftüf savaşının kritiğini bağıra çağıra yapan çocuklara bu yüzden bi güzel, küfürlü müfürlü posta koyuyor. utanıyor kızcağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilkokuldan sonra göçebe hayat başlıyor. apartmanımızın önündeki yarısı mavi, yarısı pas demirlere bakakalırken hareket ediyor araba ve o anı daha sonra hiç hatırlayacağını bilmeden ağlamaya başlıyor çocuk. gözyaşlarını bile saklamayı beceriyor, taşınmanın çocuğun kendi arzusunun da olduğunu aklından geçirebileceklere ve bir söz diyeceklere, ya da demeyeceklere karşı. bu çocuk epeyi "güçlü" filan büyüyor çünkü. büyüklerin ne konuştuğunu hiç merak etmiyor çünkü zaten bunların hiçbirini duymasında bir sakınca yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bu yüzden bombanın pinini çekiyor o da (pim mi yoksa? ne o?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neden yazdım ki bunları ben, alakasız,&lt;br /&gt;pencereden bakınca öyle oluyorum, kesin 90 yaşında hissediyorum ben kendimi öyle yapınca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lanet günler geçirdim nevyork'a geldiğimden beri. ilk hafta ucuz oteller aramakla ve süper hijyenik olmaya çalışmakla geçti. allahım, mikropları gördüğümü sanıyorum artık ben. obsesif kompülsif olmaktan manyak gibi korkuyorum ve ellerimi yıkamaktan derim soyuluyor artık. sonra 2 hafta boyunca harlem'in de üstü, washington heights yöresinde kaldık kardeşimle. kardeşim nerden çıktı ya? hiç hesapta yoktu o. hesapta olunca sinire de dokunmuş sayıldı, kedi köpekten farkımız yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte, washington heights'da, dominikli bir adamın evinin bir odasında kaldık. hem de accayip ucuza, en boktan otellere günlük verdiğimiz parayı haftalık kalmak için ödedik, düşünün artık. ama adam ingilizce gülüyor, ispanyolca hörlüyordu resmen. nitekim ingilizce de bilmiyordu, işte, iyi biriydi o yüzden. hatta bana fasulyeli (kuru olanından, ki nefret ederim) pilav verdi. hatrı için onu bile yedim. fakat bir problem vardı, ve beni çileden çıkartmaya yetti. bu kadar huysuzlaştığımı hatırlamıyorum. resmen sinir küpü gibi geziyordum tüm gün, gece 'gürültüden' uyuyamamaktan, ev arama stresinden, bir yandan okuma yapmaya çalışmaktan vesaire. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonunda bir ev buldum. hem de süper bir yerde. okulun hemen bir blok ötesi. seinfeld barı da 2 blok ötesi. bir de aşık olduğum bir macar kafesi var köşede, orda da geveze bir şişko tabii. her kafenin demirbaş bir şişko gevezesi olur. ev evet, enfes. ve içinden çıkasım hiç yok. yağmur filan yağıyor dışarda, kahvemi alıp, adeta son 2 haftanın yorgunluğunu atmak için ayakları nereye uzatacağımı bilemez bir halde, hayatımı burda geçirmek istediğimi filan düşünüyorum. maya subletledi bize evini, o da fadi'den subletlemiş. lüblanlılar. fadi evin sahibi, yani sanırım. doktora öğrencisi. avrupa'da ama şu an. lacancı, zizekci biri olmalı hatta. duvarımda bir zizek posteri, bir de lakan kitapları var raf düşmesin diye altına yerleştirdiği. bir stüdyo apartman burası ve elbette ki dünya'nın en güzel yeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evim şatom benim. böyle nasıl koyunda yer etmeye çalışırsınız, oynar da, oynaşır da durursunuz rahatsız rahatsız, işte öyle delirdim ben evle. her şeyi en az 4 kez siliyorum her gün. siliyorum böyle, mis gibi oluyor, oh diyorum. oh. içime fekalet bir rahatlık geliyor o an, işte asıl korkum da bundan. öyle fena rahatlatıyor ki beni bu. halbuki, ulan hırto, bir dur ya. elalemin evini şurda iki ay zapt edecen, köle oldun içinde! onlar da o kadar pisletmeselermiş gerçi be. öyle rahat ediyormuş onlar da işte, ben iki dakka rahat duramam. mikropları görmeye başlıyorum filan. böyle çizgisini yapıyorlardı ya, sizi hasta etmeye çalışan, erol taş musibetinde kötücül mikroplar, bakteriler. aman aman, fenalaştım ben yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni görürsen arkanı dön ve yürümeye devam et. kaçacak yerim yok zira benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;columbia universitesi maceralarım daha sıkıcı olamazdı. evet okul enfes, aklımı filan çıkardı. resmen kalbinde şehrin, ve özeniyorsunuz elinizde değil. hem bana verdikleri kartla şehrin çoğu müzesine beleş filan girebiliyorum, o da süpere yakın. ama araştırmaları nası yürüttüklerine bakınca hayal kırıklığına uğradım. social cognition  (cognitive neuroscience ünitesi) labı için geçerli yani bu. empati üzerine şimdi stajyerlik ettiğim araştırma. deneklere video filan gösteriyoruz. scr'ını, kalp atışını filan ölçüyorsunuz fizyoloji kriterleri olarak. ama gösterilen videolarda "rol" yapan insanlar var, tiyatro öğrencileri filan konuşuyor işte hayatlarındaki olaylar hakkında. denekler de videodakilerin hissediyor olabilecekleri duyguları rate ediyorlar filan. ama sahte işte. sonra bu araştırmaları, koskoca journallarda filan basıyorlar, insanlar böyle böyle empatik diye. yani zoraki gülümsemenin ve içten olanın bile beynin farklı bölgelerinden gelen komutlarla şekillendiğini düşününce, ve hep olmasa da çoğu zaman insanlar tarafından 'kandırıldığımızı' (evet! video'ya konuşmazken bile) düşününce, e böyle mi oluyormuş yani bilimsel metodla varılan genellemeler filan diye düşüncelere gark oluyorsunuz. sıçarım ben öyle araştırmaya işte. bana fon versinler, sırf bir journal'da basmak üzere yüzeysel güvenilirliği 'yeterince' sağlayabilmiş araştırmalar yapmayayım. daha güzel şeyler yapayım ben. valla, süper olur benden. çok meraklıyım, bir sürü sorum da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aman yahu. iş konuşmayacağım...... zaten yavaş yavaş blogun sonuna geliyormuşum gibi bir his geldi. mantı yersen şarkı çalmaya başladı. bir akdeniz mutfağı buldum burda, evime de yakın. patlıcan salatası filan var. aynen böyle yazıyor. "patlıcan salatası". okuyunca, oha türkçe filan oluyorsunuz yani. canavar küreselleştirici amerika ülkesi vatandaşı olmayan her kimse böyle şeyler yaşıyor bence, öyle ya da böyle bir şekilde, mütemadiyen. türk yemeğini mönülerine koymuşlar, vay canına (fin yemeği mi koysalar iyiydi akdeniz mönüsüne!). adını bile değiştirmemişler. gerçi öyle ya, çoğu yunan bizim yemeklerin. neyse, yedim ben o patlıcan salatasını. çok da sevdim, afiyet oldu filan yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu evde de çekmecede türkçe bir şey buldum. pratik sarımsak soyucu. vay anasını, bunu yapsa yapsa türkler yapardı filan dedim haaha. böyle dediğim için de kendimden hemen tisskindim. zira artık her boku "burası türkiye" diye haklı çıkaran tipler gördükçe ölüp cehenneme gitmek istiyorum hemen. he ya, türkiye, ah türkiye, vah türkiye. dokuzuncu dünya ülkesi, vah yavrusu. bakmayın işte, derdim var galiba, saçmalıyorum bazı. afrika'da doğsaymışım mesela keşke ben, afrika melezi olsaymışım. dünya balondan olsaymış, istediğimizde söndürseymişik, patlak-saymışız. değilseymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alaska hakkaten soğuk bir yer olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarın chinatown'a gidip kaşık çatal almam lazım, sonra sırf o çatal kaşıkları kullanmak için yemek yaparım. sanırım ben inanılmaz hamarat bir insanım. biliyorum. beni alan yaşadı. dertlerini de boşadı. mest de oldu üstelik. (bunu yazarken mest olmuş bir insan geliverdi hemen gözümün önüne. öyle biriyle evlenmek istemiyorum ben.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ha işte, çatal kaşık. böyle çatal kaşıklı cümleler şey gibi geliyor, kral çıplak gibi mi diyeyim? ne bileyim, öylemsi geliyorlar bazen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kral çıplak, çatal da kaşık! hahah. resmen edebi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lady &amp; bird'den stephanie says şarkısını çekiyorsunuz, royal tennenbaums müzüğü. çekmiyorsunuz tabii biliyorum ben. tembel filansınız. aman diyorsunuz. işte o amanları mafederim ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-96583311082753781?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/96583311082753781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=96583311082753781' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/96583311082753781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/96583311082753781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/06/it-is-so-cold-in-alaska.html' title='it is so cold in alaska.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-560243993226335881</id><published>2007-05-06T14:30:00.000-07:00</published><updated>2007-05-06T14:34:11.690-07:00</updated><title type='text'>seni sevmek.</title><content type='html'>rüyamda eski erkek arkadaşımın bir televizyon kanalında türkü yarışmasına katılıp, spor ayakkabısı kazandığını gördüm &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra da giyip hava atmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayırdır inşallah..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-560243993226335881?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/560243993226335881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=560243993226335881' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/560243993226335881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/560243993226335881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/05/seni-sevmek.html' title='seni sevmek.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-5503998843544810196</id><published>2007-05-06T01:45:00.000-07:00</published><updated>2007-05-06T02:56:51.427-07:00</updated><title type='text'>59. post, güney dakota günlükleri.</title><content type='html'>buraya gelirken havaalanında, hayatımda görmüş olduğum en güzel zenciyi gördüm. ve hayatımda görmüş olduğum en güzel zenci tabii ki bir kadındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;l'altra - ways out açıp bir iki dinledikten sonra illa yazmalıymışım gibi hissediyorum. halbuki asıl hissettiğim şey, şu yağmur sonrası toprak kokulu "ıslak" sokaklarda çıplak ayak, alabildiğince yürümek. dönmeyecekmiş gibi. nereye gidiyorsam? en iyi ihtimalle bir iki misyonere raslar, baptist bir klisede uyuyacak bir köşe bulurum. -yolda en fazla 1 insan görecek olmam da beni sokağa atabilecek en önemli etken-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kuzey amerika'nın her yerinde sincap var. aşk gibiler. uzaktan bakıyorlar, işte, hep uzaktan bakıyorlar. yanına yaklaşıyorsunuz hemen geri sekip, yine uzaktan bakmaya devam ediyorlar. aşk olsunlar, bize ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;al her şeyimi, boş ver beni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi böyle bazen kapılıyoruz ya, ya da kaptırıyoruz? neyse, bu ikisini başkalarının farklı algılayışına sebep olan nüans bir "idare dışı'lığı" ortadan kaldırabilecek kadar güçlü değil, işte. hayatına travmatik etkileri olabilecek o "olay"ların -ki travmatik değil, abartıyoruz- anlarında o kişilerle konuşmak bize nasıl bilgiler verir mesela?&lt;br /&gt;oldukça alkollü birinden itiraflar dinlemek ya da. sinirden elleri ayakları titreyen birinden hakaretler dinleyedurmak bazen de. -eşik yine mi düşüyor, ne-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en içten olanlar mı? elbette. bir o kadar da değil işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlara "ters" diyelim. bunların da tersi "tıpkıları" mı oluyor? yoo. tersinin tersi "aynısı" olmuyorsa, orda zaten "tersine çevrilemeyecek" bir şey var demektir. çevrilemeyen bir şey. tüm "eskisi gibi"lere ket bir şey. özelliği "yaşanmışlık" bile olmasa, doğası gereği "yaşandık" bir şey. off, anlatması ne güç bunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;orada zaten karanlık bir şey var. iradenin dışında da, içinde de olsa; söz, hareket sadece bir "yansıma". bir metafor. a düşünüyorsun, b çıkıyor ama aslında düşündüğün şey c. a kendine en yakın, c ise insan doğasına en yakın bir şey. b de sadece bir orta oyuncu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte o en "iç" olunan anlarda, eğer bir de baktığınız başkasıysa, a ile c olabildiğince yaklaşıveriyor birbirine.. ve işte o an b yapışıveriyor üstünüze. b öyle yapış yapış bir şey ki, onla ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. en "doğal" ama aynı zamanda en "tanıdık" olmayan şey çünkü o. doğduğunuzdan beri görmediğiniz öz anneniz gibi mi, ne bileyim. varlığını varlığınıza -sırf ondan mahrum kaldığınızdan- özümsetemediğiniz bir şeyin o kadar "doğal" olduğunu görmeniz canınızı sıkmaz mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki nedir bunca senedir yoksun olduğumuz şey?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmasa, "tıpkısı" mı olacaktı her şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elbette, tıpkısının aynısı olacaktı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte canımı asıl sıkan da bu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-5503998843544810196?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/5503998843544810196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=5503998843544810196' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/5503998843544810196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/5503998843544810196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/05/59-post-gney-dakota-gnlkleri.html' title='59. post, güney dakota günlükleri.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-7955442800820813225</id><published>2007-04-25T01:52:00.000-07:00</published><updated>2007-04-25T02:47:10.732-07:00</updated><title type='text'>yeryatagindan notlar.</title><content type='html'>oyle bir yazma askiyla actim ki sayfayi, manik depresifffmsi hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okulun olmamasi cok guzelmis. ben odev yazmayi hic sevmiyorum. bin tane sinav filan versinler canima minnet. odev boyle, bi de gerzek bi konuda filansa, canima okuyor saclarimi tek tek yolmak istiyorum. icim simdiden bi tuhaf oldu. neyse gecti gitti, sakin ol sakin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cancagzim, gelmis gecmis en &lt;a href="http://yuzdeyuzvisnesuyu.blogspot.com"&gt;konsantre visne suyu&lt;/a&gt; geri pas yapti. dersime biraz calistim, aktarmaya calisayim simdi de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizo kisiliklerimizi farkli arkadaslarla tatmin ettigimize inaniyorum. eminim cogu yakin diyebilecegim arkadasim hakkimda farkli farkli seyler dusunuyolar. yeni tanistiklarim da oyle aslinda. hakkimda varilan genel gecer yargilar olmadigi anlamina gelmiyor bu. mesela "kendini begenmis" oldugumu dusunen sayamayacagim kadar insan vardir kesin. ya da "zipir", "komik", "eglenceli" oldugumu dusunenler. cok sakin ve melankolik oldugumu dusunen de bir suru insan var eminim. melankolimin "sahte" oldugunu dusunen bir o kadar insan daha vardir. iliski cok interaktif bir sey, biliyor musun. o dinamik, bir cok fenomenin esiginde yatiyor. "historical antecedent" bulmak bir mesele olabilir bazi konularda, zordur (evrim sureci de boyledir gibi). refere edebilecegin bir nokta, ya da ilk nokta diyelim. iki insanin iliski dinamiginde, o dinamige ilk ivme kazandiran "etken"i bulamazsin. birbiriyle etkilesimli bir cok sey vardir: genetik kodlar, o ana kadar zamanla "ozunu" olusturdugun hayat, icinde oldugun durum vsvs. bir suru zirva yani. onemli olan iki insanin arasindaki iliskinin "essiz" bir niteligi oldugudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu kadar safsata yapmisken diyeyim. sanirim "kani isinmis" olan bir insan miyim, ilk goruste cok soguk hissettigim insan az olur. hatta su an pek deger verdigim insanlarla ilk gorusmem, cogu zaman, sanki hic ilk gorusme gibi olmamistir. bu bircok seyi acikliyor kendi icinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;narsisist bir yapim yok, sanirim. nitekim "ancak" herkes kadar, ama herkesten daha fazla "egoist" oldugunu belli eden bir egoist yapim var gibi. cocuksulugumdan geliyor. cocuklugumu yasayamamisim ben. bir de plastik huzunlerim ve sikildigimda patlayan hipokondrim, ve acayip bir "adalet" anlayisim var. 6 yil sonra 29 yasinda olacagim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ufukta siluetimi goren birinin aninda nefret etmesi gereken kadar berbat biri olabilirim. surekli dogruyu bildigini deklare eden biri varsa benden saygi beklemeyebilir. surekli dogruyu biliyormus gibi davranan ve insanlara ne yapmalari gerektigini anlatan biri olabilirim, bu yuzden politikaci olmak istemezdim (tam da bu yuzden politikaci olmam gerekirken!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve gordugunuz uzere, baskalarinin benim hakkimda ne dusunebilecegini anlatirken kendi hakkimda ne dusundugumu yazdim. bu da bazen insanlarin ne dusundugunu onemsemedigimi hemen belli etti gibi. cunku kucuk dusmek, bazilarina "olum kalim" meselesi olurken, benim nasilsa canimi pek sikmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de sey. bir de yaniniza gelip yavsayan, beni sev diyen kediler vardir ya.. o kedilerin insan formlari vardir, ama "konusabiliyor" olduklari halde "konusmayan" bu insanlari siz seversiniz. ama sadece ayaginiza kadar gelip "beni sev" diyen kedi olduklari icin. sadece sevilmeye ihtiyaclarinin oldugundan ve bu ihtiyacin ne zaman karsilanacagina "kendilerinin karar verdiklerine", kendilerinden daha fazla emin olduklari icin. iliskiye bastan bicilmis bir kaftan yani. o insanlar da konusmuyor olduklarinin farkina varmazlar. ben de zaten o insanlarla "konusuyor" oldugumu hic dusunmem. severim, ve giderler. buna gercekten pek aldirmam. kediye asla bir sey ogretemezsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kedimi acayip ozledim, felaket ozledim, simdi onu fark ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu blog da boyle geyik meyik, uzadi. istanbul'u cok ozluyorum. &lt;br /&gt;asagi dakota'ya iniyorum bu haftasonu, arkadas gormeye. kafelere gider, kahve icer, dunyevi seylerden bahsederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;newyork'a gidesimsi yok hic, winnipeg'in huzurevi kimliginden sonra dunyanin en kozmopolit sehri, kultur sokunu geciyorum, algilarima geri donusu olmayan zararlar verecek gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hah. das leben der anderen nasil sevmezsin miyet, nasil. film bitti de, salondan kendimi nasil disari atacagimi bilemedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dun imagine sarkisi dogru mu diye dusunuyordum. imagine sarkisinin kuresellesmeye etkileri awgque.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-7955442800820813225?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/7955442800820813225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=7955442800820813225' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7955442800820813225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/7955442800820813225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/04/yeryatagindan-notlar.html' title='yeryatagindan notlar.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-487117107704978781</id><published>2007-04-19T21:24:00.000-07:00</published><updated>2007-04-19T21:35:07.860-07:00</updated><title type='text'>l'enfer c'est les autres .</title><content type='html'>bu blogger'a ne olmus yahu? google neden her seyi ele geciriyor? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunu yazmaya gelmemistim. zaten bir sey yazmaya da gelmemistim. bugun sozde halay cekecektim, okula dair her seyi geride biraktigimdan dolayi - ama keyifsizim son birkac gundur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlar cok cirkin.&lt;br /&gt;dunyanin zaten agzina sicilmis.&lt;br /&gt;simdi rahat rahat boktan ve anlamsiz emellerinizle, elitist tavirlarinizla, aptal egolarinizla ugrasip durun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-487117107704978781?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/487117107704978781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=487117107704978781' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/487117107704978781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/487117107704978781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/04/lenfer-cest-les-autres.html' title='l&apos;enfer c&apos;est les autres .'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117601108054408243</id><published>2007-04-07T22:40:00.000-07:00</published><updated>2007-04-07T22:44:40.873-07:00</updated><title type='text'>bak. daha büyük bir resme bak.</title><content type='html'>hatta daha da büyüğüne. sonra daha da büyüğüne.. sırıtacak ordan. ciddiyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117601108054408243?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117601108054408243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117601108054408243' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117601108054408243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117601108054408243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/04/bak-daha-byk-bir-resme-bak.html' title='bak. daha büyük bir resme bak.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117565279926010412</id><published>2007-04-03T19:04:00.000-07:00</published><updated>2007-04-04T02:56:25.606-07:00</updated><title type='text'>melancholia, mon cher.</title><content type='html'>zebralaşıyorum mütemadiyen. zebra, ah zebra. sırf evcilleştirilemediğinden öfkeli. bu kadar yırtıcı hayvanın içinde saflığı koruyabilmek, olsa olsa şaane bir ironi olur ancak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kızılderili diyor ki, böyle detektörümsü tutunca saf kötülüğün içinde renk değiştiren melekler gibisiniz. ne sanıyorsunuz kuzum, neyi incitmeye çalışıyorsunuz hala, ve neye dayanarak tüyünüzü kıpırdatmadan insanları iyileştirebileceğinizi düşündünüz? başkalarının da "his edebileceğini" bazen aklınızdan çıkarabildiğinizi bildiğimden, ve kendi hislerinizin her nasılsa başkalarının acılarına daima üstünlük sağladığını gözlediğimden soruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* oysa ona kızılderililerin kuzum filan diye konuşmayacağını söylemiştim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117565279926010412?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117565279926010412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117565279926010412' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117565279926010412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117565279926010412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/04/melancholia-mon-cher.html' title='melancholia, mon cher.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117548624234010146</id><published>2007-04-01T20:56:00.000-07:00</published><updated>2007-04-01T21:07:09.260-07:00</updated><title type='text'>susuyorsun ki</title><content type='html'>sana çıplak kalamıyorum. kan, ter içinde&lt;br /&gt;kusmamı istiyorsun-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;steinbach: 16:54.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117548624234010146?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117548624234010146/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117548624234010146' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117548624234010146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117548624234010146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/04/susuyorsun-ki.html' title='susuyorsun ki'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117524930221138132</id><published>2007-03-30T04:07:00.000-07:00</published><updated>2007-03-30T04:08:25.843-07:00</updated><title type='text'>olsun varsın.</title><content type='html'>geleceği giydirip, geçmişi yakıştırmaya devam edelim biz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117524930221138132?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117524930221138132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117524930221138132' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117524930221138132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117524930221138132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/olsun-varsn.html' title='olsun varsın.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117521650948836983</id><published>2007-03-29T19:00:00.000-07:00</published><updated>2007-03-29T19:01:49.696-07:00</updated><title type='text'>portakal ve gümüş.</title><content type='html'>""Have courage to use your own understanding!" - that is the motto of enlightenment.""&lt;br /&gt;Immanuel Kant.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki dakika üstüne düşündüm de, başım döndü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117521650948836983?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117521650948836983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117521650948836983' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117521650948836983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117521650948836983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/portakal-ve-gm.html' title='portakal ve gümüş.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117512689096779082</id><published>2007-03-28T16:37:00.000-07:00</published><updated>2007-03-28T18:08:11.180-07:00</updated><title type='text'>sobelendim, şapşal!</title><content type='html'>kahve içmeden güne başlayamıyorum. üzüm olsa da olabilir. lisede anlatım bozukluklarını bulmakta üstüme yoktu, şimdi yapmakta üstüme yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;demin şapşal bir arkadaşım rüyasında dünyada olmayan bir renk gördüğünü iddia etti. neye benziyor dedim, hala cevap vermedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaklaşık bir hafta önce sobelenmiştim. bloglarınız hakkında ne mi düşünüyordum? biraz tembellik ettim ama hep aklımdaydı, kısmet şimdiye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öncelikle &lt;a href="http://ttku.blogspot.com"&gt;tttku&lt;/a&gt;'cağım. ttku kendisi ama, benim daha bir nefesim kesiliyor adını söylerken, bir t fazladan fırlıyor hep. &lt;br /&gt;bayılıyorum tttku'nun bloğuna. her şey last.fm kutuma bağırmasıyla başladı. öyle keşfettim bloğunu. o zaman yorum da yazılmıyordu ve farklı bir layout'u vardı. şimdi değişti, çok şirin bir şey oldu, şimdi yine değişti, dur dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dizayn değil ama işte tutku olayı. öyle dingin bir blog ki o, çavdar tarlasında geziniyorum hissi vermişti bana ilk gittiğimde. sonra zaten canım sıkıldıkça koştum oraya, sevdiğim eski kitaplara, eski şiirlere koşar gibi. kafamı bir koltuğun bir kenarına koyup, var olmanın dingin surlarında gezindiğim anlara benziyor yazdıkları. hatırladığından hep, ve "bildiğinden", aslında "olduğundan" belki en çok da. american beauty'nin bir sahnesi var ya, çocuk rüzgarda salınan poşete bakıp, bazen dünyada o kadar çok güzellik var ki, kaldıramıyorum diyor.. ttku'nun yansıttığı o sıkıntılar bile o kadar güzel ki, insan hayatından çalmak istiyor. okulda sinir olduğu bir hocasından, sevmeye doyamadığı bir şarkıdan, kafelerde sinir ettiği garsonlardan falan bahsetsin, anlatsın bir şeyler tamam da.. böyle bunları yaparken size ve aslında etrafa da en tanıdık ama yine de mahrem olanların tuşlarına basıyor ya bazen, ah diyorum tttku, kuzum, n'ettin? işte böyle, bloğunda, elinizden tutup gezdiren bir havası var tttku'nun. bilmem anlatabildim mi?&lt;br /&gt;tttku bacım, fatih ekspresi? rakı? unutmuyorsun değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geldik &lt;a href="http://parizyencorap.blogspot.com"&gt;ruy sayacım&lt;/a&gt;a. bilim kadınım, huysuzum benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu parizyen ay lambası demiş, o nedir bilemiyorum ama ay ışığında saklıdır ya, ezgi de hiç bilmediğiniz yerlerde saklıdır aslında. onu bulup çıkarmak hiç kolay değildir öyle, çıkarsa da ışık gibi dökülür üstünüze. ve görmeyi çok iyi becerdiğinden, karanlığı çok gerçektir. kendisi sanırım 6 senedir hayatımda, daha başka bakıyorum o yüzden bloğuna, satır aralarında sesini duyuyorum misal arada. zaten senelerdir uzağız ve bunu düşünmem bile içimin bir hüzünle sıkışmasıyla hep eşzamanlıdır.&lt;br /&gt;ama internet gibi harika teknolojiler var da, kendisinin, cici bicilerinin hatta şapşal kedisinin resmini bile görebiliyoruz buralardan. bloğuna yansıttığı neşesi, hüznü o kadar kapsayıcı, ve kelimeleri de o kadar sağlam yerine basıyor ki, bir lars von trier sahnesine kaptırmışım gibi hissediyorum kendimi, bazen. o da, bunu göreceksiniz dediğinde, onu görürsünüz ya.. ezgi'nin dilinin de öyle bir mizaçı vardır gibi gelmiştir bana hep. o yüzden korkutucudur aslında, biraz da.. çünkü, hayır. aslında, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;onun hüznü öylesine çırılçıplak ve ona ait ki, bahsetse, hep birlikte kaçarız buralardan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu kadın ki, oraya yazdıklarını da geçin, bir öykünür ki.. ben bir bilirim. belki sizler de bilirsiniz. ne bileyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pası atıyorum ama, başka oyun istiyorum. şimdi &lt;a href="http://yuzdeyuzvisnesuyu.blogspot.com"&gt;pepino&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://parizyencorap.blogspot.com"&gt;parizyen&lt;/a&gt;, hatta &lt;a href="http://masasandalye.blogspot.com"&gt;emrehaahaa&lt;/a&gt; bana, başkalarının kendi karakterleri hakkında ne gibi şeyler düşünebileceğini anlatsın biraz. en çok tanıyanların ve az; ya da yeni tanıyanların misal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben kahve almaya gideceğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117512689096779082?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117512689096779082/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117512689096779082' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117512689096779082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117512689096779082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/sobelendim-apal.html' title='sobelendim, şapşal!'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117498979042833114</id><published>2007-03-27T04:02:00.000-07:00</published><updated>2007-03-27T04:03:12.466-07:00</updated><title type='text'>ayni zamanda ileri geri</title><content type='html'>bir titrek, iki titrek&lt;br /&gt;uzanmak ve basarmak&lt;br /&gt;uzanilmak ve uzatilmak&lt;br /&gt;buzatilmak&lt;br /&gt;buzanmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kus atilmak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117498979042833114?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117498979042833114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117498979042833114' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117498979042833114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117498979042833114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/ayni-zamanda-ileri-geri.html' title='ayni zamanda ileri geri'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117458557720187128</id><published>2007-03-22T11:44:00.000-07:00</published><updated>2007-03-22T11:46:17.380-07:00</updated><title type='text'>today is dramatic, tomorrow will be OK</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/1600/94459/motafaka.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/400/779627/motafaka.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117458557720187128?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117458557720187128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117458557720187128' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117458557720187128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117458557720187128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/today-is-dramatic-tomorrow-will-be-ok.html' title='today is dramatic, tomorrow will be OK'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117421208062084822</id><published>2007-03-18T04:00:00.000-07:00</published><updated>2007-03-18T04:01:24.666-07:00</updated><title type='text'>anatomies.</title><content type='html'>herkes aynı şeyleri söyleyip duruyor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117421208062084822?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117421208062084822/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117421208062084822' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117421208062084822'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117421208062084822'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/anatomies.html' title='anatomies.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117400966157815328</id><published>2007-03-15T19:36:00.000-07:00</published><updated>2007-03-15T19:47:41.870-07:00</updated><title type='text'>rapor  vol. 2</title><content type='html'>sabah alarm çalmadan uyandım. yatakta durup alarmın çalmasını bekledim. uyanık olup olmadığımı düşünüyordum. kalktım. şarkı dinledim. camdan baktım. okula gittim. eve geldim kahve içtim. tekrar okula giderken sanırım biraz heyecanlandım, koşmaya başladım. düştüm, kalçamı patlattım.&lt;br /&gt;canım çok acıdı. ben de insanım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimseyle konuşasım gelmiyor. &lt;br /&gt;hiç.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117400966157815328?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117400966157815328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117400966157815328' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117400966157815328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117400966157815328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/rapor-vol-2.html' title='rapor  vol. 2'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117392524279769076</id><published>2007-03-14T20:20:00.000-07:00</published><updated>2007-03-14T20:20:43.450-07:00</updated><title type='text'>ınk.</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.explosm.net/comics/824/"&gt;&lt;img alt="Cyanide and Happiness, a daily webcomic" src="http://www.flashasylum.com/db/files/Comics/rewrites/2_cement.png" border=0&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cyanide &amp; Happiness @ &lt;a href="http://www.explosm.net"&gt;Explosm.net&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;reklama gel. ama hakikaten, bu sitede comic bolumunde, bu sapsallarin karikaturlerini zaplamaya doyamiyorum. oyle sapsallar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117392524279769076?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117392524279769076/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117392524279769076' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117392524279769076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117392524279769076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/nk.html' title='ınk.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117383090308071007</id><published>2007-03-13T18:03:00.000-07:00</published><updated>2007-03-13T18:08:24.566-07:00</updated><title type='text'>rapor</title><content type='html'>ben şimdi sinemaya gideceğim. önce biraz yürür, sonrakoşarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;word verification gmbdi gösteriyor. o gmbdi değil, gandhi! diyesim geldi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117383090308071007?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117383090308071007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117383090308071007' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117383090308071007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117383090308071007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/rapor.html' title='rapor'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117355491992087518</id><published>2007-03-10T11:17:00.000-08:00</published><updated>2007-03-10T11:31:37.916-08:00</updated><title type='text'>njhgysre.</title><content type='html'>kendi kendine gelin guvey olmak diye bir deyisimiz var ya,&lt;br /&gt;iste fark ettim ki, kendi kendine gelin guvey olabilen insanlar hakatten var. yani boyle hem gelin hem guvey kiligina girmiyorlar tabii ki. bir ego kabarmasi var ama. sahi, meslek dilinde buna "ego kabarmasi" diyoruz. gecmis olsun falan diliyoruz da, kronik oluyor bu vakalarin cogu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, turkce deyislerimizi daha bir sevdim sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;for those who doesn't speak turkish but are really curious of what i am saying:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;i still cannot understand how tom cruise ate placenta. i think that is totally gross. i  have no idea why people do such things. and i also hate bush. i hope he dies soon. i want to be the new president. i really like eating cheese and shopping. i am a &lt;a href="http://alenoar.stumbleupon.com"&gt;stumbleupon&lt;/a&gt; user and i think i am addicted to it. thanks for taking the time for reading this. ok you can go now.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117355491992087518?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117355491992087518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117355491992087518' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117355491992087518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117355491992087518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/njhgysre.html' title='njhgysre.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117343182287791636</id><published>2007-03-09T01:05:00.000-08:00</published><updated>2007-03-09T01:17:04.250-08:00</updated><title type='text'>vecd.</title><content type='html'>youtube'da bir cocuk buldum, gerci sadece ellerini gordum&lt;br /&gt;ama asik oldum. cok asik oldum.&lt;br /&gt;tool caliyor. tool caliyor, ve piyanoda caliyor. &lt;br /&gt;agliyorum ben de burada. yapacak bir sey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabii sizi mahrum birakmayacagim boyle bir hastaliktan, huzunden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sendspace.com/file/lakmvk"&gt;lateralus&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sendspace.com/file/uvs8is"&gt;h&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=NAu1un_mBJc"&gt;parabol&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;son darbe ise, &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sendspace.com/file/yqqs8d"&gt;orestes&lt;/a&gt; .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapilmaz ki bu bir insana. iskence misin ya.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117343182287791636?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117343182287791636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117343182287791636' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117343182287791636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117343182287791636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/vecd.html' title='vecd.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117340825831763965</id><published>2007-03-08T18:37:00.000-08:00</published><updated>2007-03-08T18:54:06.903-08:00</updated><title type='text'>i, robot.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://image.guardian.co.uk/sys-images/Guardian/Pix/pictures/2007/02/02/bionicarm372ready.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://image.guardian.co.uk/sys-images/Guardian/Pix/pictures/2007/02/02/bionicarm372ready.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;super! nefis. evet, robotlara donusuyor olmamiz an meselesi. korkmayin. o kadar da trajik bir durum degil. yani, oyle saniyorum. insanlar da oyle super nefis etik yuce yaratiklar felan degiller zaten. huyumuzun kuruyacagi varsa, soyumuzun da vardir elbette. sabirsizlanmiyor degilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nöt:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://neurodudes.com/2007/02/02/amputee-controls-feels-bionic-arm-as-her-own/"&gt;haah&lt;/a&gt;,&lt;br /&gt;komentlere de soyle bir bakin usenmezseniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117340825831763965?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117340825831763965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117340825831763965' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117340825831763965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117340825831763965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/i-robot.html' title='i, robot.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117322623844746277</id><published>2007-03-06T15:42:00.000-08:00</published><updated>2007-03-06T16:11:22.993-08:00</updated><title type='text'>youtube ve paralel evrendeki kurbanlar.</title><content type='html'>turkiye'den youtube'a erisimin engellenmesi saka gibi gozukuyor bana. lutfen biri dogru olmadigini soylesin. yasadigimiz yili bana bir hatirlatsin. beni bir cimdiklesin, bir sey?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani bu nasil bir cinayettir sasip kaliyorum hakikaten. milyonlarca insan ordan binlerce video izliyor her gun. ben bir suru sey ogreniyorum misal (procrastination yaptigimdan diger bir suru seyi de ogrenmekte gec kaliyor olsam da). yani orda da bir sekilde sansur olsa da, "ifade ozgurlugu"nun (aka "free speech") nefis bir sekilde isleyebildigi bir portal. zaten televizyon medyasi dedigin ne kadar ozel sektorlerle isliyor gibi gorunse de gayet yanli oldugu bilinen bir alem. bu durumda, belki de her yandan, her kafadan cikan sesleri duyabileceginiz tek yer internet (kontrol edilmesi olanaksiz bir sanal sivil toplumu). ve internete bu sekilde, tum ulkeler tarafindan en cok erisilen sitelerden birini boyle cot! diye yasaklamak tamamen "damar tikamak"; yani kanimca bariz bir fasizm ornegi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen kolayca manipule edilebilecek bir halkin olasi etkisinden korkarken (gerekce bu olsa gerek. ki apacik da bir "ucmak ne demek, dur yerinde dur" var burada), bu halkin zihniyetini degistirebilecek, ve bunu gerceklestirmekte her turlu bilgiye ihtiyaci olan, bunlarin hepsini ulke leyhine kullanabilecek baska bir halkin damarlarini tikiyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olacak is degil bu. "dikkatlice izliyor musunuz?". tam su an tirnaginizin, sacinizin filan uzadigi gibi, etrafinizdaki degisim de aynen boyle gerceklesiyor. izlemek ve gormek arasindaki surec birbirine ne kadar yaklasirsa, sonunda gorecegimiz tablo da yuzune o kadar bakilir olacak. diger turlusunu dusunmekten korkuyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117322623844746277?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117322623844746277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117322623844746277' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117322623844746277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117322623844746277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/youtube-ve-paralel-evrendeki-kurbanlar.html' title='youtube ve paralel evrendeki kurbanlar.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117303982357964781</id><published>2007-03-04T11:53:00.000-08:00</published><updated>2007-03-04T15:16:33.010-08:00</updated><title type='text'>internet, i am sure now.</title><content type='html'>daha yeni uyandim ve su ani hemen sizle paylasmak istiyorum. daha iyi, daha guzel bir dunya icin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;internet ozellikle procrastinatona acayip uygun bir aractir. procrastination diyorum cunku 1 haftadir bir paperi bitiremedim. hep boyle zamanlarda internet bagimliligim baslar. inanin yapacak hicbir seyim olmadiginda su aleti acasim bile gelmiyor, gidip kek filan yapiyorum, tv izliyorum vs. birakayim simdi bunu. internet bagimliligi diyordum. bu oyle bir seydir ki, alkolizmden filan farksizdir. zamanin nasil gectigini hic anlamazsiniz ama yataga giderken saate bakip "yuh oha lan, cus" bilmemne deyip kendinize bir guzel giydirir (sarhos olunca "bu kadar icilir mi be" diye giydirdiginiz gibi), sonra vicdan azabiniza sarilir uyursunuz. sabah kalkarsiniz oglene dogru, gec kalktiginiz icin kendinize bir giydirirsiniz yine, "n'aptim ben dun gece ya hu, yapmayayim bir daha boyle" filan dersiniz, soylenirsiniz. sonra gider yine bilgisayarinizi acarsiniz, bundan sonrasini firefox'un recover ozelligini kullananlar daha iyi anlayacaklar. ben "recover" dedigimde iki tane firefox aciliyor. tekrar ediyorum, iki. her birinde asagi yukari 26 tab var. iste, sarhoslara nasil arkadaslar anlatir, "haci dun gece boyle boyle yaptin" diye, o tablar de bana anlatiyorlar. icim kiy kiy kiyiliyor. misal bugun bakiyorum dun gece neler yapmisim. firefox'u acar acmaz bir turku calmaya basladi, sonra tablari aradim buldum, hakkari turkuleri filan gibi bir site. 5 tane yutube, turist omer, engin gunaydin, ozcan deniz, brookers filan. hindistanli blogcular. cocuklar icin hucre. organik meyve yetistirimi. shrek. bbc'nin cesitli radyo kanallari. "allah var" diye bir site. 7 tane wikipedia. stumble'dan actigim doksan tane sayfa. ah, valla daha yazarim da, anlatmaya icim el vermiyor. utaniyorum. verilen link'e basmasam zaten basima kotu seyler filan gelecek saniyorum herhalde ben. merakli melehat. haaa ahahah. ula hamiyet ne bu vaziyet gibi bir sarki vardi lan. simdi bunu hatirladim ya, 2 saat boyunca soyleyip gulecem. izninizle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117303982357964781?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117303982357964781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117303982357964781' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117303982357964781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117303982357964781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/internet-i-am-sure-now.html' title='internet, i am sure now.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117299263295462560</id><published>2007-03-03T23:14:00.000-08:00</published><updated>2007-03-03T23:38:11.590-08:00</updated><title type='text'>the earth is not a cold dead place.</title><content type='html'>terry bisson - they are made out of meat. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“They’re made out of meat.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Meat?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Meat. They’re made out of meat.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Meat?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“There’s no doubt about it. We picked up several from different parts of the planet, took them aboard our recon vessels, and probed them all the way through. They’re completely meat.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“That’s impossible. What about the radio signals? The messages to the stars?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“They use the radio waves to talk, but the signals don’t come from them. The signals come from machines.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“So who made the machines? That’s who we want to contact.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“They made the machines. That’s what I’m trying to tell you. Meat made the machines.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“That’s ridiculous. How can meat make a machine? You’re asking me to believe in sentient meat.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“I’m not asking you, I’m telling you. These creatures are the only sentient race in that sector and they’re made out of meat.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Maybe they’re like the orfolei. You know, a carbon-based intelligence that goes through a meat stage.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Nope. They’re born meat and they die meat. We studied them for several of their life spans, which didn’t take long. Do you have any idea what’s the life span of meat?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Spare me. Okay, maybe they’re only part meat. You know, like the weddilei. A meat head with an electron plasma brain inside.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Nope. We thought of that, since they do have meat heads, like the weddilei. But I told you, we probed them. They’re meat all the way through.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“No brain?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Oh, there’s a brain all right. It’s just that the brain is made out of meat! That’s what I’ve been trying to tell you.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“So . . . what does the thinking?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“You’re not understanding, are you? You’re refusing to deal with what I’m telling you. The brain does the thinking. The meat.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Thinking meat! You’re asking me to believe in thinking meat!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yes, thinking meat! Conscious meat! Loving meat. Dreaming meat. The meat is the whole deal! Are you beginning to get the picture or do I have to start all over?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Omigod. You’re serious then. They’re made out of meat.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Thank you. Finally. Yes. They are indeed made out of meat. And they’ve been trying to get in touch with us for almost a hundred of their years.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Omigod. So what does this meat have in mind?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“First it wants to talk to us. Then I imagine it wants to explore the Universe, contact other sentiences, swap ideas and information. The usual.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“We’re supposed to talk to meat.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“That’s the idea. That’s the message they’re sending out by radio. ‘Hello. Anyone out there? Anybody home?’ That sort of thing.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“They actually do talk, then. They use words, ideas, concepts?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Oh, yes. Except they do it with meat.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“I thought you just told me they used radio.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“They do, but what do you think is on the radio? Meat sounds. You know how when you slap or flap meat, it makes a noise? They talk by flapping their meat at each other. They can even sing by squirting air through their meat.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Omigod. Singing meat. This is altogether too much. So what do you advise?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Officially or unofficially?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Both.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Officially, we are required to contact, welcome, and log in any and all sentient races or multibeings in this quadrant of the Universe, without prejudice, fear, or favor. Unofficially, I advise that we erase the records and forget the whole thing.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“I was hoping you would say that.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“It seems harsh, but there is a limit. Do we really want to make contact with meat?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“I agree one hundred percent. What’s there to say? ‘Hello, meat. How’s it going?’ But will this work? How many planets are we dealing with here?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Just one. They can travel to other planets in special meat containers, but they can’t live on them. And being meat, they can only travel through C space. Which limits them to the speed of light and makes the possibility of their ever making contact pretty slim. Infinitesimal, in fact.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“So we just pretend there’s no one home in the Universe.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“That’s it.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Cruel. But you said it yourself, who wants to meet meat? And the ones who have been aboard our vessels, the ones you probed? You’re sure they won’t remember?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“They’ll be considered crackpots if they do. We went into their heads and smoothed out their meat so that we’re just a dream to them.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“A dream to meat! How strangely appropriate, that we should be meat’s dream.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“And we marked the entire sector unoccupied.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Good. Agreed, officially and unofficially. Case closed. Any others? Anyone interesting on that side of the galaxy?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yes, a rather shy but sweet hydrogen-core cluster intelligence in a class-nine star in G445 zone was in contact two galactic rotations ago, wants to be friendly again.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“They always come around.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“And why not? Imagine how unbearably, how unutterably cold the Universe would be if one were all alone . . . ”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117299263295462560?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117299263295462560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117299263295462560' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117299263295462560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117299263295462560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/earth-is-not-cold-dead-place.html' title='the earth is not a cold dead place.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117297055291270715</id><published>2007-03-03T16:42:00.000-08:00</published><updated>2007-03-03T18:07:29.193-08:00</updated><title type='text'>kisisel deneyimin hafifligi.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/1600/310083/kualya.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/400/960423/kualya.png" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne var ki bu (soldaki) resimde? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de simdi suna bakin. resimdeki dort noktaya 45-50 saniye boyunca odaklanin. sonra gozlerinizi yaninizdaki "plain" bir duvar ya da bir duzleme cevirin. ne goruyorsunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/1600/203158/opticalillusion1-1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/400/369929/opticalillusion1-1.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yolu gormeniz gerekti. allah var yani.&lt;br /&gt;saka maka, bu fwd maillerde gezmis bir ara. neyse, bu deneyleri yapan insan ramachandran ayni zamanda bir zamanlar basucu kitabim olan "phantoms in the brain"'in yazaridir. tek ugrasi da optik illuzyonlar degil aslinda. cok bilmis bir adam. gecen yaz mail attiydik da bukoyla, cevap vermeye bile tesebbus etmemisti. bir sey falan saniyor kendini. bir de kankasi var semir zeki, o pek sukela bir insan. turk hem de? adam noroestetik diye bir akim cikardi. beyinde estetik inceliyor, sanat inceliyor. muhtesem bir calisma alani yani. basarili dedigin sanat eseri beynin kurallarina akillica itaat edebilendir, maxim bu yani. maxim'in turkcesi ne ya? vecize mi? semir zeki beni evlatlik edinse ne hos olur, simdi dusundum de. hem akil felsefesi, yapay zeka filan derken kafayi yemem umarim. bir de kendi derslerimin ustune boyle dussem keske. hemen suraya yazayim, ilk fotografta dalmacyali bir kopek var. bir gordunuz mu, ilk baktigimiz gibi bakamiyoruz bir daha. qualia'nin oyle bir ozelligi vardir. bin satir daha yazarim ama, odeve donuyorum. cav.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117297055291270715?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117297055291270715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117297055291270715' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117297055291270715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117297055291270715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/kisisel-deneyimin-hafifligi.html' title='kisisel deneyimin hafifligi.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117287705636533083</id><published>2007-03-02T14:59:00.000-08:00</published><updated>2007-03-02T15:12:14.633-08:00</updated><title type='text'>umut yolculari kalmasin.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/1600/711477/DSCN4817.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/400/697182/DSCN4817.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aynen, fotograf makinesinden daha net goremedigimiz bir gecede, yanlis yone girmistik sanirim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isin kotusu, dogru yon oldugununa emin olsak bile, yine girmeyecegimizden kusku duyuyor olmamdi. hayatsal kaygilar yani. tamamen yanlislikla, tamamen isteyerek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117287705636533083?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117287705636533083/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117287705636533083' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117287705636533083'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117287705636533083'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/umut-yolculari-kalmasin.html' title='umut yolculari kalmasin.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117277270028038039</id><published>2007-03-01T10:05:00.000-08:00</published><updated>2007-03-01T10:11:40.490-08:00</updated><title type='text'>tv'de ilk kez</title><content type='html'>bugun bir sezaryen dogum izledim ilk kez. ama ne acayipti, tuttu kafayi cekti, cikti cocuk. cikar cikmaz ciyaklamaya basladi. ben de, sevmedigim herhangi bir yerde, sadece ciyaklasam ne hos olur diye dusundum. hic yapmadigimdan mi? degil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki, soyler misiniz bana, kim ogretti bize corbayi kasikla icmeyi? daha sacma bir sey olabilir mi? corba iste. tut kaseyi ic. gerisini siyirirsin kasikla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki bu koltuklari, bardaklari filan kim yapiyor? bilmiyorum ki ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117277270028038039?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117277270028038039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117277270028038039' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117277270028038039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117277270028038039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/03/tvde-ilk-kez.html' title='tv&apos;de ilk kez'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117222191037313359</id><published>2007-02-23T01:02:00.000-08:00</published><updated>2007-02-23T01:29:00.073-08:00</updated><title type='text'>benimle akvarumda buluş!</title><content type='html'>yutub'da siftah yaptim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=6In3X9FIf7E"&gt;bu tutmus&lt;/a&gt; (bi degisik)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=x14bF_UPedc"&gt;bu dans etmis&lt;/a&gt; (cakal gibi kacisa dikkat. oyle gidis mi olur, pes)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=xC1dJbB0t2E"&gt;bu kafayi yemis&lt;/a&gt; (simdi bu hayvana naapmali bilemedim tabii ben. sasakaldim oyle. o da sasirdi, tipe bak. allahin apollosu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepsini yerim yer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;youtube manyakligim yine hortladi ayrica. ssamvan help me pliz. help me get the sea horses. trevanian bir de akvaryumdan deniz ati calma yontemleri anlatip oyle gideydi ya, nalet olsun nalet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amanii, goznuzun capaani yiim &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=Y2x2dIlfLU4&amp;mode=related&amp;search="&gt;bunu&lt;/a&gt; izleyin. lutfen, bye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117222191037313359?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117222191037313359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117222191037313359' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117222191037313359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117222191037313359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/02/benimle-akvarumda-bulu.html' title='benimle akvarumda buluş!'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117205443348215003</id><published>2007-02-21T02:12:00.000-08:00</published><updated>2007-02-21T02:44:40.696-08:00</updated><title type='text'>hana</title><content type='html'>hic anlayamadigim seyler oluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazdim, ve bu ne demek diye dusundum&lt;br /&gt;acaba anlayamadigim seyler mi oluyor, yokksa! amman? olan seyleri mi anlamiyorum??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;columbia universitesinne meyletmistim, gel dediler. korktum bi. benden baska herkes  bi acayip sevindi. gidip yuzumu filan yikadim. should i stay or should i kko diye sarki da soyledim. haa na, na ha na na sayteyo, şidokipunomu hasaa ee ya, o. hana. hana japoncada cicek demek bildin mi. siz hic hana dinlediz miii? ya &lt;a href="http://www.cityhillmiddleschool.com/seahorse.gif"&gt;deniz ati&lt;/a&gt; gordunuz mu? peki ya, huzur evine gittiniz mi? deniz atlari ve yaslilar, birbirlerini agirlarlar bence. tool'un bundan sonraki klibini deniz atlariyla cekmesini istiyorum. cok istiyorum. bence var ya, sahane olur. boyle yuzmuyor ki bu atlar, saliniyorlar . cok narin, kirilgan bir yapilari var, adeta. izlerken bulasiyor size bu zarafet, bir dinginlik hali ki; sus hic sorma. boyle moby'nin, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=dtBnfJvf6eQ"&gt;su&lt;/a&gt; klibi var ya, artik bizden hani (ki hala bi hos eder beni). iste o gibi ya deniz atlari. nebliym. oyle geliyo bana. ama sanki o uzayli yaratiklar aksine, deniz atlarinin soyleyecek hicbir seyi yok.. var olmanin sizisini yasamaktan baska bir sey yapmiyorlar sanki, izleyince, bir tuhaf oluyorsunuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da nihilizmin doruklarinda dolasiyorlar mi demeli? hayvan yahu. yasami habit formation'dan ibaret bir organizma. ama iste, yok. sanki filozof bana bazi hayvanlar.  oyle bir ilham, bir birsey. cokk'cayip. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halbuki var olmak oyle sizisi cekilecek bir sey mi? misafir, buldugunu yer diye bildik biz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117205443348215003?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117205443348215003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117205443348215003' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117205443348215003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117205443348215003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/02/hana.html' title='hana'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-117056360161556261</id><published>2007-02-03T20:33:00.000-08:00</published><updated>2007-02-04T00:57:48.653-08:00</updated><title type='text'>safe in a stone house by the sea.</title><content type='html'>evde bagira bagira sarki soyleme hissi tekrar bir sardi beni ve cok heyecanlandim*. kalpten de gidecektim. ustume ilkbahar esti. ilkbahar gelince n'apcam ben ya bilmiyorum ki. allahim neden boyle heycanli bir insanim ben YA HU.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sahalara cagrildik yine, em de &lt;a href="http://girl-anachronism.blogspot.com/"&gt;miette&lt;/a&gt;'animlar cagirmis.&lt;br /&gt;pek hos.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;merhaba ben lenore. edgar allan poe'nun bir siiriyim. sanirim artik cok unluyum. zaten bir de cizgi karakterim var, o da soyle bir sey,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/1600/702837/-947890956-lenore.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/320/431524/-947890956-lenore.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;goruyorsunuz ki pek seker bir kiz cocugu. bir o kadar da yaramaz. ama ben o lenore degilim. zaten o lenore da ben degil. biz degiliz. her neyse. takintilarim, hmm. dolu kultablasi gorunce hemen dokerim. cop gorunce hemen cope atarim, tezgahin ustunde filansa aninda. biri sigarasini sondurememisse hemen sondururum. her turlu atesi hemen sondururum. meyve secerken filan her elime aldigim meyveyi istisnasiz koklarim. bu huyum da yanimdaki cogu insana bir sekilde zamanla bulasir. baska takinti gelmiyor aklima. yemegin tadina bakmadan tuz atma takintimdan kurtuldum. calismak icin saat baslarini beklemekten de. oldukca takintili bir insanim aslinda. tum takintilarimdan kurtuldugum bir gun hayatimda bir donum noktasi olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;profilimde yazan her sey cok dogru. edebiyat da parcalamisim. hepimiz sanirim bir baskasinin kendini algilama sekliyiz. duzgun kelimeleri bulabilecegimi sandigim bir gun yazabilecegim umarim. duzgun kelimeleri secmeye ugrastigim bir gun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kanada'nin manitoba eyaletinin winnipeg, yer yer winterpeg ya da shittypeg olan sehrinde yasiyorum son 5 aydir. winnie the pooh buralidir. buradaki tum evler, binalar kartondandir. sekiz ev arkadasim var. bir cinli, bir alman, iki kanadali, bir hintli, bir fransiz, bir ingiliz. 4 kadin, 4 adam. dansa davet oynamaktan kalan zamanlarda fikra uretiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/1600/527718/DSCN3054.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/320/761354/DSCN3054.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; evimiz. kirmizi. &lt;br /&gt;evimiz the barn. bir agir. haftasonlari cidden agir oluyor sanirim. sokagimizda 4 ogrenci evi var. komsuculuk oynayip duruyoruz. kalan zamanlarimda da ben her seyin teorisi ustune dusunuyorum. oldukca ilerleme kaydettigime inaniyorum. ozellikle su gectigimiz hafta. bayagi bir aklimi karistirdim. ama sanirim dogru cevaplar var. bunlari kimseyle paylasmaktan cekinmem. ama simdi ne yeri  ne zamani. zaten disarisi da cok soguk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrica bir suru film izlemek istiyorum ama vakit bulamamam cok tuhaf. a scanner darkly izleyecegim gunlerdir, oyle duruyor. siki bir youtube manyagiyim. canim sikildikca &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=sdUUx5FdySs"&gt;kiwi!&lt;/a&gt; izliyorum. bir de gecen gun &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=4yQhXBeabUE"&gt;fallen art&lt;/a&gt; gordum ve cok begendim. bence her izleyen kesin begenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben direkt gole kosacagim, kimseye sut atmayacagim artik, bu maci da kaybetmeyi goze alamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* keane - this is the last time. haydi, simdi hep birlikte, the laaaast tiiiiiimeeee yoou faaall ooon meee ooon anythiiiing ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;keane sevmek istemeyip sevdigim bir grup ayrica, haah, boyle de acayip huylarim var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-117056360161556261?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/117056360161556261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=117056360161556261' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117056360161556261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/117056360161556261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/02/safe-in-stone-house-by-sea.html' title='safe in a stone house by the sea.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116996879788537550</id><published>2007-01-27T23:05:00.000-08:00</published><updated>2007-01-27T23:19:58.950-08:00</updated><title type='text'>mutsuzluga coreklenis.</title><content type='html'>icki micki diyorlar. biri insanin kendini ortama ait hissetmedigi zaman cok ictigini soylemisti. su da cikti bugun karistirirken. dogru oldugunu dusundugumden degil, pek siirsel oldugunu dusundugumden alintiliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"or again, watch people at a gay evening. all come determined to be happy, with the kind of grim resolve with which one determines not to make a fuss at the dentist's. it is held that drink and petting are the gateways to joy, so people get drunk quickly, and try not to notice how much their partners disgust them. after a sufficient amount of drink, men begin to weep, and to lament how unworthy they are, morally, of the devotion of their mothers. all that alcohol does for them is to liberate the sense of sin, which reason suppresses in a saner moments."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bertrand russell, the conquest of happiness.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116996879788537550?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116996879788537550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116996879788537550' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116996879788537550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116996879788537550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/01/mutsuzluga-coreklenis.html' title='mutsuzluga coreklenis.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116986975609480827</id><published>2007-01-26T19:44:00.000-08:00</published><updated>2007-01-26T19:49:23.716-08:00</updated><title type='text'>tombala!</title><content type='html'>chat parasutler vol. 4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kardesimle msn'de lafliyoruz. kendisi cin'e bir hafta ticaret ogrenmeye gitmisti. tekrar ediyorum cin'e bir hafta ticaret ogrenmeye gitmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G. says:&lt;br /&gt;microeconomy dersi beni zorliyacak bu sene&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;sen bi de macrosunun gor onun&lt;br /&gt;G. says:&lt;br /&gt;o da seneye&lt;br /&gt;G. says:&lt;br /&gt;basarili olmak zorundayim babam tepemde&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;calis der&lt;br /&gt;G. says:&lt;br /&gt;baya bir tartisdim onunla istanbuldayken&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;neden&lt;br /&gt;G. says:&lt;br /&gt;yok neden cine geri gitmek istemiyomusumda bla bla&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;cince ogrendin mi&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;nijeryalilar cinlere cinko diyor&lt;br /&gt;G. says:&lt;br /&gt;kacinci cinko&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;2. cinko&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;hahah&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116986975609480827?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116986975609480827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116986975609480827' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116986975609480827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116986975609480827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/01/tombala.html' title='tombala!'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116968545340748445</id><published>2007-01-24T16:11:00.000-08:00</published><updated>2007-01-24T17:30:42.636-08:00</updated><title type='text'>pas[o]be.</title><content type='html'>&lt;a href="http://yuzdeyuzvisnesuyu.blogspot.com"&gt;biri&lt;/a&gt; sobeledi, dank etmedi. sonra birkac sobelenmis &lt;a href="http://girl-anachronism.blogspot.com/"&gt;insanin&lt;/a&gt; daha ayni deseni cizdigini gorunce, &lt;a href="http://nothingmakesnoise.blogspot.com/2007/01/hit-and-run.html"&gt;biri&lt;/a&gt; de kafama pas atinca, yahubenneaptalim demek zorunda hissettim. bakalim oyleyse?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. sut ve kurabiye, patates ve bira, sarap ve peynir ustune zevk tanimam. hatta sarap basli basina beni benden almaya yeterlidir. iste o zevklere dustugum an degmeyin keyfime. bambaska biri, baska dunyanin insani olurum. kac para isterseniz veririm.&lt;br /&gt;2. cekirdege de, yanimda cekirdek yiyene de esit derecede huy olurum. canim sikilir. agladigim oldu.&lt;br /&gt;3. heyecanliysam ve bir yere gideceksem, ve hazirlanmissam hemen, asiri sabirsiz davranirim. birlikte gittigim insanlar da biraz rahat insanlarsa kesin bir tartisma cikar. asabilesirim. hemen bok gibi bir insan olurum. sonra gider yine sevisirim.&lt;br /&gt;4. her zaman cantamda 2 cesit ruj, 3 cesit lipstick bulunur. kendimle eslestirilecek daha baska bir obje bilmiyorum beni taniyan insanlarca. n'apym.&lt;br /&gt;5. her turlu yolculugu cok severim, yuregim hop olur. birini ugurlamaktan da bir o kadar nefret ederim. hic sevmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iste boyle bir de yemek yiyip (onu anladik) kaka yapiyorum her gun filan bir seyler, kaka yapmamayi denedigim zamanlar oldu, sanirim kaka sart&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ee sey, pas &lt;a href="http://parizyencorap.blogspot.com/"&gt;ezgi'ye&lt;/a&gt; &lt;a href="http://masasandalye.blogspot.com/"&gt;emre'ye&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://shegoeslocofoco.blogspot.com/"&gt;pinar'a&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://buket.blogspot.com/"&gt;buket'e&lt;/a&gt;, hatta &lt;a href="http://ilkerender.blogspot.com"&gt;ilkerender'e&lt;/a&gt; gelsin. duran toplara cok iyi vurdugumu soylemeyi unutmusum. ama atilan pas duran top mu, yoksa pas verdigim mi top? reklamlardan hemen sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pas attim sipor mac yapti. bu maci biz aliriz.&lt;br /&gt;emre kalp krizi gecirmekle mesgulmus, olmeye gelmis. tekrar ediyorum topa durunca vuracakmis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son bir not,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu word verification surekli mnakodmn gosteriyor gibi geliyor bana. cok tuhaf.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116968545340748445?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116968545340748445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116968545340748445' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116968545340748445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116968545340748445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/01/pasobe.html' title='pas[o]be.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116967823118157678</id><published>2007-01-24T14:36:00.000-08:00</published><updated>2007-01-24T17:35:27.540-08:00</updated><title type='text'>kimlik mi? [kim]-lik? turk-luk mu?</title><content type='html'>bu ulkenin ihtiyaci olan en son sey "kimlikleri uzerinden" insanlari birbirine yaklastiranlar ve, "kimlikleri uzerinden" insanlari birbirlerine yabancilastiranlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hrant dink bu yuzden olduruldu. onu olduren su an gozumuzun onunde cirilciplak duran bu zihniyetti. irkcilikti, fasizmdi, tahammulsuzluktu, "ortagili bos bulan" cahil cesaretiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;medyanin kirli yuzuydu. dis mihraklarin oyunlarinin bize dokundugu ucuydu. birbirlerini tetikleyen bir suru olaydi iste,&lt;br /&gt;oydu buydu. adam oldu. aptal insanlarin yerini hemen akillilar aldi.&lt;br /&gt;akillilar hemen birbirlerini ve aptallari boklamaya basladilar. aklin cidden en iyi kotuye calistigini hemen soyleyeyim, cakalliga programlidir insan akli (yasam onu uysallastirmaktan, evcillestirmekten gecer). aklini bu yonde kullanmayan cok az insan var. o insanlar biraz olsun oyuna gelmeyip cember disindan bakabilen, egosundan az da olsa siyrilabilmis insanlar.&lt;br /&gt;hepimiz insaniz ve ozunde az cok istedigimiz, ihtiyacimiz olan sey ayni. basimizi sokacak, rahat nefes alabilecegimiz herhangi bir kucak. bedelini nasil odeyecegimizi dusunelim once. bu kucagi hak eden/etmeyen baskalarini degil. daha cok nefret bulastirmayi degil, daha cok nasil nefret bulastirmayacagimizi dusunelim; konusarak, diyaloglarla. diyalogun nefretten, tahammulsuzlukten daha ustun oldugunu gosterelim bir sekilde. aklini surekli yermek icin kullanana degil, bir sey anlatmaya calisana, yapici olmaya calisana, bir sonraki gunu dusunene prim verelim.&lt;br /&gt;o zaman konusan aptallarla akillilar arasinda adil bir oran olacak belki. ufak da olsa beklenilen yondeki etki ancak oyle gelebilecek bu medenilesme asamasinda emekleyen ulkeye ancak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir seyi yikmak icin once yapmak gerekir. istemiyorum artik oneri ya da cozum temellendirmeleri kurmaktan aciz, yikici, ego urunu yorumlar. katillerin de yaptigi farksiz zira.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116967823118157678?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116967823118157678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116967823118157678' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116967823118157678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116967823118157678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/01/kimlik-mi-kim-lik-turk-luk-mu.html' title='kimlik mi? [kim]-lik? turk-luk mu?'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116946790981275171</id><published>2007-01-22T03:52:00.000-08:00</published><updated>2007-01-22T04:31:31.023-08:00</updated><title type='text'>baslik basa giyilir ali sami</title><content type='html'>bugun dort kere gulme krizine girdim, temiz hava carpti herhal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yolculugun son 2 saatinde resmen kanser oldum. pozitivist bir insanin gerzek bir relativistle (bir de felsefe ogrencisiyse ustelik) tartismasi kadar yorucu bir sey yok. boyle arabadan atlasam ayni hizla kosar, bir ton kalori yakar, kosmanin yorucu bir sey oldugunu filan ogrenirdim. iki saat boyunca soru sorup her dediginizi oraya buraya cekebilir mi bir insan? hic yorulmaz mi bunu yaparken? olacak is degil. soru sormak ne kadar kolay ya. iki duzgun cevap verebilmek asil zor olan. zaten bunu yapamadiklarindan dediginiz her cumlenin teker teker tum "harf"lerini soru haline getirip akil yaristirdiklarini saniyorlar, cok'cayip. ananinami ali sami diyesim geldi sonunda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"dondum ki dondugum yerde degilim" demis enis batur. sahi oyle. subje yenilenince cevre de degismis sayildi. koku bir baska gibi, bilemedim ki?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116946790981275171?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116946790981275171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116946790981275171' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116946790981275171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116946790981275171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/01/baslik-basa-giyilir-ali-sami.html' title='baslik basa giyilir ali sami'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116928904158440657</id><published>2007-01-20T02:24:00.000-08:00</published><updated>2007-01-20T02:34:32.073-08:00</updated><title type='text'>dibidipdip.</title><content type='html'>tam su an asik oluyorum sanirim. yani asik mi oluyorum bilmiyorum ama asik oldugumda da ayni turlu bir heyecan yasiyorum. asik olmaya yormak guzel, bir de nesnesi olsa keske?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu fontu hic begenmiyorum ben sanirim, zaten bir template'im bile yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onemli olan boyu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzun zamandir yapmayi cok ozledigim bir sey yapiyorum su an, yolculuk icin cd cekmek. birini cikariyorum, baska bir album koyuyorum, o sirada gozum baska bir albume takiliyor, ulan yoksa bu mu kosar? filan diyorum. "vay, bunla nasil okunur" diye onu tutup baskasini cikartiyorum. "vehey, bunla nasi anilar kosar" diye baska bir albume takiliyor gozum. birine bakip manzarayla eslestirip dusuncesiyle bile mest olabiliyorum. birinin masallar anlatacagini saniyorum bana. biri zaten hic yalniz birakmiyor. biri tutup pisiriyor. biri yuregimi hoplatip duruyor. biri huzurlu, neseli, tasasiz ediyor. biri yiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaklasik 3 saat sonra saskatchewan'in saskatoon adli sehrine (ben gerci hala boyle bir sehrin olduguna inanmiyorum ama) dogru yolculuga cikiyoruz. gecen haftadan kararlastirmistik, araba kiralayip bir gunlugune gidecek, sehri gezecek, geceligine 20 dolar verecegimiz bir otelde oldukca sacmalayacak (herkes ayni odada yatacagi icin sacmalamak farz olacak) ve ertesi gun geri donecektik. ben ve 5 komsum. gaku olmaz mi. hans arabayi kullanacak, hans alman (hadi ya?). ben de soforu kollayacagim, zira ehliyetimi burada kullanamiyorum ve direksiyonda baska biri oldugu  surece uyumama imkan yok (peder, ya da super kullandigina inandigim biri olmadikca). ve ben ne yaptim? bugun gidecegimizi unuttum, unuttuguma da hic sasirmadim. haftasonu oldugundan yine kendimize odul vermeye susi yemeye gittik japonla ve orada konu acildi, ben bir sure kafama sictim, sonra bugun aldigim okumalari dusununce icime kurt dusurdum (cocukken de kicima dusururdum, bu parantezler de artik yeter yahu kapiyorum bye). gidip okumadigim icin vicdan azabi mi cekmeliydim, kalip doneklik mi yapmaliydim? iste bunlari dusunmek icin kendime 40 dakika verdim, ve 40. dakikanin sonunda cd icin album secmeye basladim. cunku vicdan azabindan korkan diger arkadasimla konustum ve gerekli sartlari sagladigini belirtti. arabada alman teknosu calinmayacak ve gevezenin agzina (bu herhangi bir kisi degil, bir kisi, hatta jay) yolculugun basinda bir bant yapistirilacak. - i might join your crew, but only with a satisfied condition -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her niyse! gidiyom ben!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siz de &lt;a href="http://ttku.blogspot.com"&gt;sunlara&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://girl-anachronism.blogspot.com/"&gt;sunlara&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://shegoeslocofoco.blogspot.com/"&gt;sunlara&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://yuzdeyuzvisnesuyu.blogspot.com/"&gt;sunlara&lt;/a&gt; &lt;a href="http://sariokuz.blogspot.com"&gt;bakin&lt;/a&gt; ben yokken. ben varken de bakin. ben her gun bakiyorum, 5 yasimdan beri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nöt: bu arada asik oldugumu dusunmemin tek sebebi yolculuk icin cd cekiyor olma hissidir, o cok baska bir seydir.&lt;br /&gt;möt: pinopi prakrastine etmeyecek di mi. bence pek kral olur, etmezse, yani etmezse&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116928904158440657?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116928904158440657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116928904158440657' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116928904158440657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116928904158440657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/01/dibidipdip.html' title='dibidipdip.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116848979757175815</id><published>2007-01-10T18:49:00.000-08:00</published><updated>2007-01-10T21:19:01.186-08:00</updated><title type='text'>alçaklar, vatan hainleri ve içgörü yoksunları.</title><content type='html'>bok gibi bir gün geçirdim. hiçbir şey de yazasım yok aslında neden karalıyorum bilmiyorum. bir şeyler söylemek değil, bir şeyleri çok net söyleyebilmek istiyorum (tut ki ben çok güzel bir şiir yazsam, ya da bir şiiri çok güzel yazsam gibi bir şeyler yazmıştı turgut uyar bir şiirinde). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;es geçilemeyecek çok aptal şeyler var insanda. ülkemizin, yani aslında ülkemizdeki büyük şehirlerin kozmopolit yapısından, populasyonun heterojenliğinin getirdiği insanlar arası büyük uçurumlardan olsa gerek; inanılmaz götü kalkmış türk insanı var. şöyle televizyona, sözlüğe falan 10 dakika bakan herkes hemen anlayabilir. okan bayülgen'in neden bu kadar prim yaptığına, ajdar anık'la dalga geçenlere, erke dönergeciyle falan daha hakkında 3 kelime şey bilmeden hunharca eleştirip dalga geçmeye başlayan insanlara falan baktığımızda hemen anlayabiliriz sanki. böyle içi boş bir kibir, başka hiçbir bok yapamadıkları için laf sokma arzusuyla yanıp tutuşan bir ton insan. bir kimsenin güzel bir şey yapması çok zor türkiye'de. inanç sıfır, stigma had safhada. saygı sıfır. yani kendilerine olan saygılarından bahsetmek gereksiz zaten. aklım almıyor benim. kim bu insanlar yahu? bir diğerinden farkları ne? sürekli bir imalar, ayarlar falan dolaşıyor etrafta, kimse kendi işine bakamıyor. kolektivistik toplumda böyle sanırım bu işler. ingroup (grup içi)/outgroup (grup dışı) ayrımını çok iyi yapar kolektivistik toplum insanları. bu ayrımı çok iyi yapabildikleri için daha az ingroup ilişkileri olur. grup harmonisini sağlamak adına grup içi saydıkları insanlara daha pozitif duygular gösterirken, negatif duygularını bastırırlar. grup dışı saydıklarına da hiçbir negatif duyguyu ifade etmekten çekinmezler. bireyselciler içinse bu ayrım çok önemli olmadığından, grup içi insanlara negatif duygular göstermekten çekinmez, sürekli pozitif geri bildirim vermek için de kasmazlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;türk insanının etrafta yaşadığı yabancılaşma yüzünden (ve bu yüzden de iç grup dış grup ayrımında abarttığı için), kendi grubundan saymadığı insana bu kadar saygısız davranabilmesi bunun bir örneği, kolektivistik toplumlar sıralamasından hala listede bayrak sallayanlardanız ne de olsa. koşuyoruz. birseyselciliğin ideal yaşam şekli olduğunu savunduğum yok, ama şu anlattıklarıma bakınca asıl elitist, bireyselci olan biziz gibi. en iyi aşağılamayı öğrenmişiz çünkü. bakın hemen iki dakikada nasıl aşağıladım koca toplumu, genelledim. pek iyi yaptım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sahiden türkün türkten başka düşmanı yok . aman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bülent somay bir ara güzel bir şey demişti bir dersinde, unutmam. konu da egoydu. egonun, içerden ve dışardan geleni ayırt edebilmekte başarısız olduğunu söylemişti. o aklımda kalmış. doğru bildiğin. o bükemediğimiz egoyu etrafa yansıtmak yaptığımız şey, çirkinlik yani. kendi çirkinliğimizi, kendimize sevgisizliğimizi etrafa yansıtıyoruz. başkasına attığımız bok aslında kendi sıçtığımız yani. saldırdığımız, aşağıladığımız dışarısı aslında sevemediğimiz, kendi çirkinliğimiz. başkası sebep oluyor sanıyoruz, bunaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;balık hala kendi beynini yiyor tabi bu arada, egosu olsa böyle mi olur, başkasınınkini yer.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116848979757175815?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116848979757175815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116848979757175815' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116848979757175815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116848979757175815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/01/alaklar-vatan-hainleri-ve-igr.html' title='alçaklar, vatan hainleri ve içgörü yoksunları.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116842200037399881</id><published>2007-01-10T00:16:00.000-08:00</published><updated>2007-01-10T01:40:00.850-08:00</updated><title type='text'>delirme, aklimda her zaman var bir seyler.</title><content type='html'>bence 2007 fena degilmiş. yani bir hoş geldi kendisi bana. 007 ile biten bir yıl nasıl kötü olabilir bilemiyorum. bir çıt katizma var yani, saçı başı dağılmadı falan gelirken. ama çok fena sarhoş oldum, üstüme şampanya patladı yeni yıl gecesi, geleneksel japon dansı yaptım falan. herkes bir çıt birbirine yavşadı, birine tokat attım, beni bir geyikle kapkaranlık bir hücreye kapattılar sonra. bunun antilopu yok mu falan diye biraz bırbır ettim, her neyse işte, saçmasapan kısaca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaç gündür de yazasım yoktu ama bir kaç not almışım köşeye, hiç de yapmadığım bir şey. yapana da güvenmem. dışarı çıkarken şemsiye alanlara güvenmediğim gibi. ya da neydi, kings of convenience dinleyenlere mi? yani onlar da pek tekin tipler değillerdir kesin. her neyse yahu. bir makalenin arkasına aldığım not şu: şakşakçı, beynini yiyen balık. bunelan? dedim tabii demin bakınca. şakşakçı haha. sonra hatırlamak için biraz çaba sarf etmem gerekti. şöyleydi sanırım, ben yine günlerden bir gün kitaplarımı makalemi falan alıp bir kafeye gittim. ama gün cumaymış. makale de ökkküz gibi zor böyle. sakin kafa, keyif falan lazım. her neyse o kadar karda yürü git, bir de oturacak tek bir masa olmasın mı? yani bu ne demek ben de bilmiyorum. ne demek şimdi "oturacak tek bir masa olmasın mı", masa yok mu, tek bir tane mi var, anlaşılmıyor bela gibi. masa var mı yok mu? aman. bir masa vardı işte, ama bu orası için çok tuhaf bir şey çünkü gayet sakin, en fazla 3-4 masanın dolu olduğu bir kafe, kitabevi içinde, cici bir yer. neyse gittim boş masaya oturdum, kahvemi istedim, ardından da telefon çaldı arayan margaret thatcherdı (miray özkkök). ya ne kadar geyiğim bugün lanet. neyse kahve geldi okuyoruz falan, bok gibi gürültü, tam böyle cam kenarında ve benim yarım metre ötemde olan iki sandaliyeye gitarı olan iki adam oturdu. eyvah dedim. allahımneydibenimgünahım dedim. müzik günüymüş. tam da önlerindeki masadayım yani. napayım. okuyorum. neyse, şarkı bitiyor, teşekkür ediyorlar falan, birkaç tip alkışlıyor. ben de kabak gibi hem ortada, hem önlerinde olduğumdan ben de alkışlıyorum. tabii bir zaman sonra artık yorucu oldu bu her şarkıdan sonra alkışlama tribi. bir yandan da sürekli ilk alkışı başlatana beddua ediyorum falan, yani millet yemek falan yiyiyor çançan konuşuyor hiç fark etmeyecekler şakşakçı olmasa şarkının bittiğini. akustik falan takılıyor orda adamlar country kafası falan neredeyse. bir yandan beynini yiyen balıkları okumaya çalışıyorum. bir yandan da her şarkıda alkışlamayayım artık yani ne bileyim falan diye düşünüyorum ama şarkının sonuna yaklaştıkça dikkatim dağılıyor, bir panik oluyorum falan (adamların yarım metre ötemde olduğunu söylemiştim di mi?). şimdi bir saattir alkışlıyorum birden alkışlamayı kessem aptal olur diye düşünüyorum. iyice aptallaştım böyle. bok gibi oldu. sonra insanlar yavaş yavaş gitmeye başladılar. birkaç masa var ama hala şakşakçılar orda. ben de alkışlıyorum falan. sürekli bir alkışlama halindeyiz. şarkı bitiyor pavlov köpeği gibi alkışlıyoruz. artık konsantrasyon falan sıfır bende, arada da beynini yiyen balığa şaşırıyorum ulan falan diye. ne göreyim, şakşakçı da gidiyor! şöyle bir rahatladım, sonra hemen kalbime bir ağrı girdi resmen. yani bu teşvikci şakşakçı gitti diye, 3 masa kaldı diye alkışlamayı kessem rezalet ötesi. böyle terledim resmen. yani büyütüyorum sanmayın cidden böyle kasılmadım ne zamandır. bilemedim ya da çok mu kahve içtim diye oldu acaba? şarkı bitti yine, ben alkışladım ardımdan 95 yaşında iki kişi daha alkışladı. elebaşı benim yani artık. bu daha zormuş. sanki kafeye sadece adamları dinlemeye gelmişim, teallaam. sonra bir kız geldi arkamdaki masaya oturdu. şarkı daha biter bitmez alkışladı falan. oh dedim kurtuldum ya. böyle bir rahatladım, 95 yaşındaki çift de gidince tek alkışlayan olmayacam diye. aha dedim şakşakçı geldi. bu görevi hemen ona devrettim böyle, tabii son 2 saattir alkışladığım için alkışlamayı kesmedim ama artık yalnız da değildim. kızı da taa 3 ay öncesinden falan tanıyorum bu arada. baktı bana nerdenhatırlıyorum gibi, ben de döncembensana gülümsemesi atıp kitabıma dönmüştüm. neyse adamlar bitirdi müziğini. böyle resmen zekaat vermiş gibi oldum. o da ne demekse. okudum biraz, toparlandım, giderken oturdum kızın masasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedim işte biz şurda tanışmıştık, öyle bir kısa konuşma, sonra kızla fransızca konuşmaya çalıştığımızı hatırlıyorum çatpat, sonra ben ona fransızcaya burda nerde devam edebileceğimle ilgili sorular sordum. o da eve gidecekti birlikte yürümeyi teklif etti. olur dedim. neyse o konuda bayağı yardımcı oldu bana. fransızca koşuşturması olacak yine bir çıt hayatımda. kız yolda bana görüşelim, satranç oynuyor musun, satranç oynarız falan dedi. yani çok tuhaf bir andı. daha önce bana hiçbir kız satranç oynayalım mı dememişti. çok etkilendim. oynamaz mıyız beyaa diyesim falan geldi. severim zira çok oynamayı. öyle işte, şakşakçı satranççı bir arkadaşım var artık. mutluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün winnipeg hippileriyle tanıştım bir kafede alakasız, ve acayip komik anlar yaşadım. kızın teki beni bir binanın 3. katına çıkardı fransızca öğreniyoruz diye, gittim falan iki koltuk var odada. dedim kim biliyo fransızca. kimse dedi hatun. haha  ya öyle şey mi olur kim öğretecek falan diyorum. ellerine bir çocuk kitabı almışlar, tavşan helikopter uçuruyor falan, biri de ingilizceye çevirmeye çalışıyo ordan kelimeleri, hepsi pek heyecanlı. hiç biri daha önce fransızca görmemiş falan. ilk buluşmalarıymış. fransızca hiç bilmeyip öğrenmek isteyen kanadalı hippilerin ilk buluşması. yani çok duygulandım ben. 9-10 kişi falan vardı odada kimse de çıkıp böyle de fransızca öğrenilmez demedi. ben de manyakbunlarherhalde diye bakınıyorum öyle, bi bok anlamadım. arada yardım ediyorum gururlanıyorum vs. öyle acayip bir akşamdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eve geldim çet yaptım. çet çok vaktimi alıyor sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belle and sebastian'ın, "en cici gruplar" kategorisi olsa ilk sıraya yerleşeceklerini söylemiş miydim? yani resmen kelimenin tam anlamıyla ciciler. pastel boyalı resimlerden şarkılar söylüyorlar bize. &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0403872/"&gt;fans only&lt;/a&gt; diye bir dvd'leri de var ki, dünyanın tüm bokundan pisliğinden her sıdkınızın sıyrıldığı an izlemeye dalsanız hemen iyileşecekmişsiniz gibi, paralel bir boyutta geçecekmişsiniz gibi, gibi değil öyle. allahım o kadar güzel ki. tüm gün evde otursam sigara içsem zozom olsa yemek yesem kahvemi içsem onu izlesem falan olur. bildiğin olur böyle. mis olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;niyse. şey. aa beynini yiyen balığı anlatmadım. çok ilginç bir vaka o, bir dahaki blogda anlatıcam söz, yine bi ton yazdım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116842200037399881?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116842200037399881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116842200037399881' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116842200037399881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116842200037399881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2007/01/delirme-aklimda-her-zaman-var-bir.html' title='delirme, aklimda her zaman var bir seyler.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116756334701077429</id><published>2006-12-31T02:34:00.000-08:00</published><updated>2006-12-31T03:09:07.396-08:00</updated><title type='text'>hosca kal 2006, tabii ki seni ozleyecegim</title><content type='html'>su yeni yil isleri beni hep cok heyecanlandiriyor. cidden. yani boyle "heyoo heyoo yeni yill hiihi" oldugundan degil, ama buyuk bir seyler var ne oldugunu kestiremedigim. adi 2006 ile anilacak bir suru ani, yani neden hep ilerisini dusunmek zorundayim bilmiyorum ama, sene 2006'ydi diyecegimi biliyorum. zaman. bu onsel veri ben yokken vardi. ben tekrar yok olunca da var olmaya devam edecek. su ani anlamlandiran neredeyse tek sey zaman. zaman cok onemli. her sey degismese bile, farklilasiyor zamanla. her sey ayni olsa bile, biz farklilasiyoruz. olcu de biz oldugumuz icin, hic bir sey ayni olmayacak bir daha. bunu anlayabilirsek daha az aci cekecegiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi cok klise evet, ama gelin kabul edelim bu seneyi cok ozleyecegiz. 2007'yi de. ozledigim bir seye kavusacak gibi bekliyorum o yuzden bu yili. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben, hatta, bir seyler bile diliyorum. sanirim hayatimda gordugum en hayal kurmayan insandim. degisiyor bir seyler. icimde buyuyup duruyorlar. sanirim anne olacagim. annen bir manyakti yavrum. bir gun, tum binalarin kagit gibi oldugu, dunyanin en uzgun sehirlerinden birine gitti. laflar hazirladi. yeni yila heyecanlandi. zaten heyecanli bir insandi. iyice duygusallasti son zamanlarda, zaten ne zaman guzel bir sey gorse de aglardi. bir yandan edepsizin, tembelin tekiydi. sarap icmeyi cok severdi. publish post. mutlu seneler. bu sene kendiniz icin guzel bir seyler yapin. bilimsel bulgularin gucunu asla kucumsemeyin, spor seratonin akisini duzenliyor, usenmeyin, insanin kendine usenmesi kadar sacma bir sey yok. daha az sosyal kaygili, daha cok kahkahali, oldukca da edebi bir yil olacak 2007. kapidan baktirdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116756334701077429?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116756334701077429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116756334701077429' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116756334701077429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116756334701077429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/12/hosca-kal-2006-tabii-ki-seni.html' title='hosca kal 2006, tabii ki seni ozleyecegim'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116720161787086169</id><published>2006-12-26T22:22:00.001-08:00</published><updated>2006-12-26T23:49:49.540-08:00</updated><title type='text'>nothing is funnier than unhappiness.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/1600/751332/n28111674_32802014_9356.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/400/241943/n28111674_32802014_9356.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;winnipeg'e donus olacak havaalanina giden otobus hic dursun istemedim. otobuste de bir ben vardim gerci. noel sarkilarini tam bir gonul rahatligiyla tum yol boyunca cinerama dinleyerek "ignore" falan ettim. careless'i boyle bagira bagira soylemek istedigim bile oldu. oyuncak suratli david gedge'i ya da hayranligini ve askini nefis ifade eden herkesi tekrar tekrar sevdim. aman neyse. 55 dakikalik otobus yolculugu beni benden aldi kisaca. sokaklar hep bombostu. dun geceydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fotograflar koyayim ve tatilin "yapilacaklar" listesini gozden gecireyim dedim.&lt;br /&gt;farz olarak sentetik uyusturuculardan bol bol alkol, muzik ve sushi tuketildi. aslinda muzigi tukettigimizi saniyordum ama daha cok sey varmis. bu arada tam su an gael garcia bernal'a kotu egitimde bir guzel vuruyorlar ve ah be oglum diye icim gidiyor. ama film iste. cok dusmemek lazim. artis pozlar verilip "cool" fotograflar cekildi cici evini bana acan bu, eski muzik ve cizgi roman manyagi, yeni carlsberg sponsoru arkadasla (herhalde); oldukca sagliksiz beslenildi (yapilacaklar listesinde bunun olmadigini soylesem yalan), bazen hic beslenilmedigi de oldu; oldukca fazla video izlend; arasira ruhlar bunaldi; dans etmeye calisildi, en azindan denendi; usunuldu (usumek evet), ve bir seyler. eluvium ile tanisildi. youth pictures of florence handerson'a bayilindi ama hala mp3leri bulunamadi. kore yemegine diz cokuldu (aslinda bu zorunlu da olabilir domuza donusuldugu icin yerken), birkac turk insan bir arada goruldu, hatta sangria ile dupeduz sarhos olunup sokaklarda umursamazca sacmalandi biriyle, alman arkadaslar evlerine ugurlandi ve kimseyi aslinda pek ilgilendirmeyecek bir kac sey daha oldu. yapilacaklar listesi bu kadar kisa degildi ama ilk akla gelenler hep yapilinca yapilamayan digerleri de yapilmamis sayildi. o da neyse? uzulunmedi zira. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugun sehrin tek acik mekani olan sinematekte riding alone for thousands of miles izlendi. bayilindi. ustune bir de ozledigim japonla film ustune ilginc anektodlar yakalandi. sinema salonundan cikan insanlar aglayarak birbirlerinin suratlarina bu kadar rahat bakamadilar. maskeyle kolektivistik bir toplumda hissedilen yabancilasmanin aslinda yapay otesi samimiyet ve kustahlikla karsilastirinca daha insani olduguna karar verildi, ya da sadece ogretilen neyse oydu ve her sey totolojiden ibaretti. kulturden bagimsiz insan nasil anlamdirsaydi ya duygularini? bir insanin aptal gorunmemek icin kahkahasini tutmasi kadar rahatsiz bir sey var mi? ya da hoykurmek falan. sadece ne istedigini rahatca soyleyebilmek? cok sapiyor. bence  4 gunde bir insana nasil her seye yukardan bakip, zaman zaman ise her seyi "gereksiz" gorebilecegi ogretilebilir. samuel beckett'in da "nothing is funnier than unhappiness" gibi efsane bir quote'u vardir konuyla alakasi sadece benim sinapslarimda kurulmus olsa da. tv'de march of penguins yakaladim ve bu doga guzeli yaratiklarla tekrar karsilasmak bi cit mutlu etti hemen. mutluluk kadar kolay bir sey yok mu nedir? cayla kafasi iyi olur mu bir insanin? ya neden penguen degilim ki ben. gagalarini yerim bunlarin, minicik simsiyah gozler. yahu neden penguen degilim. su hayvanlarin ikili uclu bir araya sokulup zen master kiliginda gozler kapali kafalarini gokyuzune cevirip dogayi dinliyor (ya da dinliyor gozukuyor, davraniscilik ekolu benzetmesi pek keyfidir) olmalari nefis degil mi. gagamiz bile yok . ayrica bence gaganin ingilizcesi de kesin gagadir. beak de neymis. beak the tempo. yo.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116720161787086169?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116720161787086169/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116720161787086169' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116720161787086169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116720161787086169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/12/nothing-is-funnier-than-unhappiness.html' title='nothing is funnier than unhappiness.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116652705673781684</id><published>2006-12-19T01:54:00.000-08:00</published><updated>2006-12-19T03:17:37.230-08:00</updated><title type='text'>all of a sudden, i miss everyone.</title><content type='html'>son 2 saattir eluvium dinleyip sam brown'in yeni karakalem cizimlerine bakiyorum explodingdog'da. geceye renk kattigi kadar hastalik bulastiran bu eylemi burada birakiyorum. biraktim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;merhaba. radio ballet. bu eluvium* bir muzisyenin parcasi. yeni bir elephant cekilecek olsa creditse koymak sart olabilirdi. aslinda "prelude for time feelers" diye bir sarkisi var ki, o daha uygun olabilirdi kanimca. gozlerimi kapatip bir yere yaslanip, ya da cayimla bulundugum 29. kattan toronto nehri ve sehrin isiklarina bakarak saatlerimi gecirebilirim. zaman olgusunu bir kez olsun aklimdan gecirmeden. sarkinin ismini ayrica basarili buluyorum bu yuzden. insanin kendine ait olani bu kadar iyi tanimlayabilmesi enfes bir sey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muhtesem ev sahipligi yapan bir arkadasa sahip oldugumu soylemis miydim? kendisi su an uyuyor, yorgun. sinavlarini bitirince icki ismarlayacagim ona. tam bir beyefendi. bir suru muhtesem muzige boguyor beni. ben de dort kose dinliyorum iste. muhtemelen gidemeyecegimiz bir suru konser plani yapiyoruz. muhtemelen icecegimiz saraplar aliyoruz fakat. tatili cok sevdim. zen master heykelimi dikmelerini istiyorum burada bir sokak kaldirimina. sehrin bazi sokaklarinda, yerde cizili figurlere mutemadiyen bakan birkac insanin oldugu bir kaldirim olabilir. gokyuzunde bulutlarin tam anlamiyla maviyle kontrast olusturdugu bir gun olabilir. aksam icin sarhos olma planlari yaptigin bir gun yine de en iyisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;all of a sudden i miss everyone.. explosions in the sky'in son albumu. her zamanki gibi 4. sarkiyla dinlemeye basladigim bir album oldu. ilk goruste ask boyle bir sey olmali, dedim. ilk goruste askin varligina bir sarkiyla inanabilen birinin durumunun ne kadar vahim oldugunu siz dusunun. sarkiyi gormek nedir? what do you go home to sarkinin adi. ev diye neye gidiyorsun. iste bunu dusununce yine tek basima oldugum hayallerden biri geliyor aklima. sato olabilir benim evim. bir kadinin evi de onun satosu olabilir. bir okyanus kenarinda olabilir.. hem tek katli, hem tabandan tavana uzanan camlar olmali. icerde, saf, dusunceden bagimsiz bir mutlulukla dans eden bir ruh. yoruldugu an herkesi ozledigini fark etse de, biraz dinlenip, her seyi unuttugunu sanip, dans etmeye devam ediyor. uzaktaki herkes profesyonel danscidir bu yuzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen birden herkesi cok ozluyorum. baska, oldukca hisli bir bloga da burada son verip uykuya birakmak istiyorum kendimi hemen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*http://www.eluvium.net/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116652705673781684?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116652705673781684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116652705673781684' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116652705673781684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116652705673781684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/12/all-of-sudden-i-miss-everyone.html' title='all of a sudden, i miss everyone.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116590034756024715</id><published>2006-12-11T19:59:00.000-08:00</published><updated>2006-12-11T21:34:56.830-08:00</updated><title type='text'>yaz arkadaşım.</title><content type='html'>evrimsel psikolojiye dair yazacağım ilk yazının bu kadar sığ olmasını istemezdim, neye sinirlendiysem artık. güzel şeyler yazıcam fakat. üşenmeyeceğim. sınavlarım bitti ama hala aptal bir yük taşıyormuşum gibiyim. bu aptal yükle tüm gün interneti zaplayıp, film izleyip, çay içip kitap falan okuyabiliyorum ama. kitapçılara gidip istediğim dergilerin hiç birini bulamayıp kıl oluyorum, saçlarımı teker teker yolup kasiyere yediriyorum ve evime dönüyorum - miray gürgen (bu da gülmen gereken an vomitiiive.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sınavımın bittiği gün de, bir saat uykuyla, orhan pamuk semineri okuyup, yarım kalan şarabımı yudumlayarak ağladım, sarhoş oldum. hemen uyudum. rüyamda bavul görmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün tekrar bir tool, apc hastalığına tutulduğumdan olsa gerek, gecenin ilerleyen vakitlerinde &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=4169058"&gt;the noose&lt;/a&gt; yine beni bir tuttu. kafanı yorganın altına sokarsan kulaklıklarla, karanlıkta, tutar tabii. apc tutulması diyoruz biz buna hatta. apc tutulması, noose etkisi. sonra korkunç rüyalar gördüm ya. tek hatırladığım şey neredeyse, bembayaz ve oldukça tüylü bir kedi. cebimde bir silah. neden silahım olduğuna dair hiçbir fikrim yok. apartmana giren iki kişiyi öldürüyorum. insan öldürüyorum yani. kedi için her şeyi yapıyorum, manyak mıyım neyim. delirmişim ben. insan öldürülür mü ya? tüm rüya boyunca kıvran kıvran dur sonra. kabustu yani. cidden çok rezaletti, ömrümden çaldı şu cinayet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;winnipeg'in en ucuz marketinden alışveriş yapmak için -30 derecede 15 dakika yürüyüp, haftada en az 2 kere sushi yediğimizi biliyor muydunuz? pes evet. yani burda kessen gitmeyenler var o markete. haah. giant tiger. ikinci el sucuk falan satıyorlar. abartıyorum. ama cidden bildiğin derbeder marketi. zaten haftada 2 gün sushi yiyince buzdolabını da çok doldurmaya gerek kalmıyor. ama meyve krizleri olan bir insan olduğumdan kelli, ondan vazgeçmek zor. neyse sushi restoranına gittik bugün dini sözlükle, gaku yani. ben yine japon kültürü ile ilgili sorularımla boğuyorum. tam önümüzde de 90 yaşında arasıra sushi hakkında laf attığımız amca sushi sarıyor. bize biraz komiklik yapınca ben de hemen ismimi falan söylüyorum ona. vay be süper falan diyor çünkü mirai japonca'da "gelecek" demek. sonra ben de ona, gaku'nun beni keklemeye çalışması üzerine, "japonya'da musluklardan yeşil çay mı akıyor?" diyorum, gaku da yeşil çayları sushi barına püskürtüyor o an. adam önce fena bir kahkaha patlatıp ardından,  "ne, nası yani?" diyor. gaku'nun dediği restoranlarda yeşil çay fıçıları gibi bişey olduğu, ama adama soruş şeklim bizim yatır çeşmeleri falan gibi yeşil çay çeşmeleri olup olmadığı. yok tabii öyle bişii. biliyordum olmadığını. o kadar da salak değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve iştee peti !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/1600/917030/DSCN4073.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3816/67/320/608155/DSCN4073.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;paper yetiştirme vakitlerinde, "30 bin kelime nası yazacaz" panik ataklarıma hızır gibi koşan peti. yaz arkadaşım, diye başlar, eheh. 30 bin kelime nası yazacaz. insan olan yazamaz. neyse ki bitti. atkısına baksanıza ya, ne şeker. göbeği de yastık. bir de aslında kendisi osman abi. peti dediğime bakmayın. osman abi nası peti oldu? ya da dur, peti nasıl nail gürgen oldu? ahhaha. çok eğlendim. 30 bin kelime nası yazdım. yaz evladım. önce eksi beşbin derecede dışarı çıkar, karın üstüne yatarım. sonra kalkar üstümü temizler, kahkaha atar, bakana da posta koyarım.. 30 bin kelime nası yazdım. .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte böyle. bu dönemin de sonuna geldik. bol bol portakal, armut yedik. binlerce çay, kahve içtik, sushi yedik. hep yemek yani. işim gücüm yemek. tanıyanlar bilir. hep boğaz. anca boğaz. tek yapmam gereken şey artık tez konuma karar vermek. bir de the fountain izledim, biraz kabala öğretilerini inceleyip, 40 6 ve iki üstüne düşüneceğim. film nefisti ama, anlayamadığım şekilde bir loop var ki canımı sıktı. hem yoruma açık, hem değil, hem açık olup olmadığı belli değil. neyse, bu kabala öğretileri ışık tutar belki ama film tekrar izlenmeli. kısfmet.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116590034756024715?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116590034756024715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116590034756024715' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116590034756024715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116590034756024715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/12/yaz-arkadam.html' title='yaz arkadaşım.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116574408708088766</id><published>2006-12-10T01:12:00.000-08:00</published><updated>2006-12-10T02:13:27.733-08:00</updated><title type='text'>şimal yıldızı, nerdesin?</title><content type='html'>iki gün geçti ve peti'nin resmini falan koymadım. çünküneden? hala fotoğraf makinemi şarj etmeyi bir türlü hatırlatamıyorum kendime. peti bir oyuncak. yaratık dememin hayvan olduğunu düşündüreceğini sonradan fark ettim. peki peti kimin umurunda? benim. çünkü petiye sarılıyorum uyurken. bazen uyandığımda, yataktan düştüğünü fark ediyorum. bir kere atladığını bile düşündüm. o yüzden oyuncaklarla iletişimi abartmamak lazım. onun içinde yün, benim içimde organlar falan var. ben farklıyım. ama maymundan (aslında maymunlarla aynı atalardan) geliyor olma düşüncesi beni hiç rahatsız etmiyor. tüm hayvanların akrabamız olduğu düşüncesi falan. evrenle bir olduğumu o zaman hissedebiliyorum hatta ancak. bir mutluluk kaplıyor içimi. ama ben farklıyım. sadece kendi farkındalığım kendime olduğu için. bir başkasının kişisel deneyimini yaşayamayacağım için. gördüğüm kırmızı kendime olduğu için. bir başkasının, benim "qualia"mı deneyimleyemeyeceği için.. farklıyım işte. insana ait olabilecek tek şey bu, ve zaten o deneyim hayatı çekilir kılabilen. her şeyi her an, herkese anlatabilsem, yani bunu istediğim zaman becerebilsem sıkılmayacak mıyım bir zaman sonra? zaten bu nasıl mümkün olur ki? insan "güzel olan"a yönelik hislerini nasıl anlatabilir? güzelin kendisi yeterince kişisel bir deneyim zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani şu evrimsel psikolojinin uğraştığı şeyi herkes götünden anlıyormuş gibi geliyor bana. bir insanın genetik kombinasyonu (senin genlerinindeki eksiklikleri bir de tamamlayabilecek şekildeyse üstelik), feromonu bilmemnesi bizi ona çeken şeyse, bunun neresi kötü? biri çıkıp söylesin artık. "e ama ben böyle düşünmüştüm" falan desin. yani diyebileceği tek şey, içinde "gizemli", bilmemneli gibi kelimeler içerecek mutlaka. bence "zaten" gizem o mekanizmada. hem, nedir allahaşkına şu gizeme duyulan kölelik duygusu? ne kadar çirkin geldiğini anlatamam bunun bana. yahu ne olduğunu bilebildiğin, üstüne düşünebildiğin, somut şeylerden neden konuşamıyorsun. bir şiirin bir cümlesi hakkında, bir şarkı, bir çiçek hakkında falan konuş. önce dur, elinde, etrafında olanı anla. üzerinde konuşamadığın hakkında sus, dedi wittgenstein. ne istiyorsun daha, söyleyemezsin ki. olmayan şeyi nası söylersin? neden yetmiyor üstüne konuşulabilen sana? neden kendini bilinmeyene teslim etmeye meraklısın bu kadar? insan olmak, yaşayan bir organizma olmak böyle bir şeydi işte milyonlarca senedir. şimdi neresi kötü oldu bunun. okuyorum sürekli bir şeyler, aklın evrimiymiş, bilişsel süreçlermiş, biliçmiş. çok seviyorum. aklımı çıkarıyor her öğrendiğim şey. ama hiç birine oturup da "vay anasını, ulan ne rezil yaratıklarmışız" demiyorum (evet bu yalan, ama sebepleri var*). bi kere aklın bilici evirmesi tamamen muhteşem bir şeymiş gibi geliyor. yani ne bileyim, belki değildir, sonuçta kendi bilicimle bilinçsiz olmanın nasıl bir şey olabileceğini kavrayamam. kavrasam bile kavradığımın farkında olamam. bu argümanın sonu da fenomenolojiye falan gider ki, sevemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beynim milyonlarca mekanizma geliştirmiş milyonlarca senede. farkında olmadığım bin türlü hesaplamalar falan yapıyor. ama o benim. bana yabancı biri, bir şey değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yazı biraz canımı sıktı. hep insanlar canımı sıktığından. her şeyi soyutlaştırmaya çalıştıklarından. kimseyle aslında, havada uçuşan kelimeler, anlamlarla iletişim kurabileceğimize emin olamadığımdan. seslere, kokulara, gördükleri şeye yoğunlaşamadıklarından. kaygan zeminlerde oyalanıp durduklarından. işte sanırım bunu kelimelere dökmeye çalışmam, sözlükte hayali bir arkadaşıma yazmaya çalıştığım mesajla başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"kafam da karisiyor. her sey soyutlastigi icin. hicbir seyle yetinmeyen insanlarin, tum guzel seyleri, var olmayan bir seylerle gizlemeye calistigi icin, cok uzuluyorum. olmayana, gorunmeyene, konusulamayana prim verdikleri icin. konusamadiginiz hakkinda susun, susun, dedi wittgenstein. kimse dinlemiyor. hastalikli bir sekilde konusuyorlar. mutsuzluk bu bence. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* seçimlerimiz var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116574408708088766?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116574408708088766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116574408708088766' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116574408708088766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116574408708088766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/12/imal-yldz-nerdesin.html' title='şimal yıldızı, nerdesin?'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116536551172833488</id><published>2006-12-05T16:29:00.000-08:00</published><updated>2006-12-05T16:38:31.736-08:00</updated><title type='text'>peti peu</title><content type='html'>peti yatakta uyuyor, ben de ona bakıyorum. çok güzel bir yaratık bu. öyle de cici duruyor ki yatakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 gün sonra petinin resmini koyacağım buraya.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116536551172833488?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116536551172833488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116536551172833488' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116536551172833488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116536551172833488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/12/peti-peu.html' title='peti peu'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116494653783565415</id><published>2006-11-30T19:30:00.000-08:00</published><updated>2006-11-30T20:15:37.880-08:00</updated><title type='text'>THE DEARS THE DEARS THE DEARS THE</title><content type='html'>yılbaşı hediyesi olarak bir paket muhteşom çikolata aldım, tesadüf ki aslında ben de kendime hediye bir paket çikolata almıştım. ÇİKOLATA NE GÜZEL ŞEY YA.  şimdi odamda 2 paket çikolata var ve demin bir paketi açtığımda fark ettim ki çikolataların her birinin köşesini ısırmışım. böyle çamur bir insanım.  ama kimse yemesin diye yapmadım tabii, yoksa bizim evde yamyamlar var çikolatayı sirkeye batırsam da yerler. hepsinin tadını merak edip sabırsız davrandığımdan işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün de erkkkkküüüüün'üün dediklerini hatırlayarak, hazır canım da istemişken, gidip şarap alayım dedim. son zamanlarda da çoooooook para harcadığımdan paramı saydım ve gördüm ki çok yokmuş. ucuz bir şarap aldım ama ne şarabı? portekiz. sanki biraz asitli kendisi ama güzel kokusunun ekşiliğini gizlediğini fark ettiğim nadir şaraplardan biri. çok sevdim. bugün şarap içip "fiziksel çekiciliğin evrimsel temelleri" konusu hakkında 25 sayfalık paper'ımın 12. sayfasından yazmaya devam edeceğim. tonlarca kitapta, kağıda yazmam gereken dışındaki bölümleri okuyup "hmm, ilginç" falan derken bulursam kendimi, çıkıp şu -21 derecede 5 dakika koşma cezası verecegim sanırım kendime. kendimi kendime. fair play.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wintercase.com/images/fotos_artistas/The%20Dears/THEDEARS_01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.wintercase.com/images/fotos_artistas/The%20Dears/THEDEARS_01.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;THE DEARS meselesine gelelim. kendileri quebec'den bir indie band. bu insanların iki tane albümü var. no cities left ve gang of losers diye. kendileri her ne kadar son albümleri olan "gang of losers"ı daha çok başarılı buluyorsalar da, sanırım no cities left sahiden, tesadüf bir albüm olmuş, şaka gibi. mis! yani aynısını yapmak için uğraşsalar bin sene, çok zor. interpol, explosions in the sky, biraz bush, biraz tindersticks falan ne kadar muhteşem grup varsa bir tınısını duyar gibi oluyorsunuz sanki ve bu başlı başına bir başarı bence. sahiden benzediklerinden de değil zira (bunların arasında sadece interpol'e gerçekten benzediklerini söyleyebiliriz), sadece o grupların hepsi karışsa zaten çok kendine has bir sound çıkarmış da onu başarmışlar gibi. who are you? the defenders of the universe diye bir şarkılarını duymuştum ilk ve öyle başladı bu hastalık. yaklaşık 2 hafta önce de konsere geldiler ve ertesi gün inanılmaz işlerim olduğu halde konsere son gidecegim dakikaya kadar çalışıp koştum sonra. süperdi. hepsi simsiyah giyinmiş vs, acayip karizmatik duruyorlar sahnede. tek kelime yok, ne merhaba ne bişey. 4. şarkının sonunda bir dinleyici "napyonuz yahu beheey" diye bağırdı, herkes koptu resmen, ona rağmen bile tek kelime etmediler. acayip de komik bir basçıları var, adam yüzüme bakıp gülüyordu resmen, ben de gülüyordum salak salak. sonra bi daha baktı gülmedim geri, üzüldü önüne baktı falan. ahah. çocuk gibiydi adam resmen. çıkışta da bizim güruhla baya saçmasapan muhabbet ettiler. her neyse. THE DEARS sevelim. bir de anlayamadığım bir şey bu grubun neden hiç yankı yapmadığıdır hala, hakettikleri ilgiyi görmüyorlar şimdi bir sürü kıçı boklu grupla karşılaştırınca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün evimizde sarhoş olma günüydü ama mızıkçılık yapıp tüm gün rachel's dinledim. rachel's üstüme resmen yapışıyor bazen. sahiden, en azından haftada bir kere, bir parçalarını dinlemezsem insan olamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de bloga gelen yorumlardan başka bloglar keşvediyorum ki ayrı seviniyorum. yatmadan önce bakacak bir iki blog sitesi daha ekliyorum bukmarka. hatta bir blogda kadıköy maceraları okudum ki resmen, resmen, istanbul'un özlemini boğazımda yumruk şeklinde hissettim. dedim ki hatta, bir tripte (hera) olsam sıcak şarap içip nefis müzikler dinlesem, bir karga'ya gitsem bira içsem falan, canım öyle sıkıldı ki. istanbul'a aşığım sanırım ben. cidden. geçen gün not defterimde rasladım, itiraf etmişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse çok sallandım. lütfen hepimiz, iyi insanlar olmaya çalışalım. kötülük çok çirkin bişey.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116494653783565415?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116494653783565415/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116494653783565415' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116494653783565415'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116494653783565415'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/dears-dears-dears.html' title='THE DEARS THE DEARS THE DEARS THE'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116460926112191993</id><published>2006-11-26T22:28:00.000-08:00</published><updated>2006-11-26T22:34:52.770-08:00</updated><title type='text'>its just a slow day moving into slow night.</title><content type='html'>kulağımda müzik, ıssız sokakları biir bir gezerken sokak lambalarının yerdeki karları nasıl parlattığını görmek resmen gülümsetiyor beni. havaya bakıyorum ve kar değil, sim yağıyor resmen. minik minik, sonsuz sim gökyüzünden düşüyor sanki. pırıl pırıl. bu tür zamanlarda kendime hiç laf anlatamadığımı fark ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gidip amelie izleyecegim şimdi hemen.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116460926112191993?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116460926112191993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116460926112191993' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116460926112191993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116460926112191993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/its-just-slow-day-moving-into-slow.html' title='its just a slow day moving into slow night.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116434211635946281</id><published>2006-11-23T19:57:00.000-08:00</published><updated>2006-11-23T20:21:56.380-08:00</updated><title type='text'>gel eylül, gel yine çal kalbimi .</title><content type='html'>sabaha kadar paper yaz. 14 dakika yaz 12 dakika oyalan. başka türlü yazamazsın. ancak böyle yazabiliyorsun çünkü belki de. kendine kızma. olumlu ol. rahatla. meditasyon yap arada. arada 15 dakika kestir.  şarkı söyle. aynaya bak, mimiklerine. gülkendine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabah paper'ı bitir. diğer prezentasyonuna çalışmaya başla. uyumazsan da söyleyeceğin tek şeyin "in this papereo oebe eob" olacağı ihtimalini de aklının bir yerinde hep bulundur. ki 2 saat uyuyabilesin. ama evden ya da sokaktan bir komşuna "beni şu saatte uyandırmazsan sonraki hayatımı mezarda geçirebilirim" de,  mutlakkaa. çok yorgunsan biri kapına vurmadan uyanamazsın. biri "uyan hadi. günaydın bak, gün güzel." demeden uyanamazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uyandırıldım ve gittim, canım japon. paperımı verdim, koştum diğer sınıfıma sunum da süperdi gözlerimin acıması dışında. bazı çekici insanların çok çirkin insanlarda ne bulabileceğini falan düşündük. evrimsel kaygıları içselleştirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eve geldim veçokmutluydum çokyorgun olmama rağmen. tüm gün, tüm gün boyunca motivasyonumu süsleyen sushi hayallerimi gerçekleştirmeliydim. kaptım tüm şiir kitaplarımı koştum restorana. şiirler ve sushi günü öyle bir kurtardı ki, huzur geldi oturdu omuzlarıma. bardaklarca yeşil çay da cabası. evime döndüm, odama geldim, kapıda bir poşet asılı. bir de içinden cezve çıkmasın mı? oh gosh. bildiğin cezve yahu. ağlayacaktımresmen. boktan geçeceğine şüphen olmayan bir gün seni nasıl daha fazla yanıltabilirdi haydi cevabını ver bakalım. ben de tv ile uykuya düşeceğim .&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116434211635946281?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116434211635946281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116434211635946281' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116434211635946281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116434211635946281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/gel-eyll-gel-yine-al-kalbimi.html' title='gel eylül, gel yine çal kalbimi .'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116409449370936382</id><published>2006-11-20T23:20:00.000-08:00</published><updated>2006-11-20T23:34:53.950-08:00</updated><title type='text'>parçalara ayır, analiz et, birleştir</title><content type='html'>steven pinker 21. yüzyılın en önemli isimlerinden biri olmaya adaydır kanımca. kendisi kime ait olduğunu bilemediğim bir şey söyledi bir röportajında, "philosophy is the subject, is the study of problem that the human mind is incapable of understanding." ve hah dedim. çok ukala olsa da sanırım doğruluğuna diyecek bir kelimemiz olamaz, zira yanıtı bulunmuş hiçbir felsefik soru bilmiyorum. sırf, oldukça meteryalist çıkarımlarım yüzünden de çoğu metafizikçi bilmemne arkadaşlarımla da kavga ediyorum. bilimsel işleyiş ya da bilim felsefesi hakkında bir bok bilmeyen insanların oturdukları yerden bilim ve bulguları hakkında ahkam kesmelerine de uyuz oluyorum. böyle cinler geliyor tepeme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse. ama bazı soruların o kadar güzel işlenişi var ki, soruyu unutuyoruz çünkü sorunun edebi yöntemle açıklanışı aynı zamanda cevap görevini de görebiliyor. varoluş hakkında ne demiş, ne kadar doğru demiş bu büyük adam bir bakalım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"The whole foundation on which our existence rests is the present—the ever-fleeting present. It lies, then, in the very nature of our existence to take the form of constant motion, and to offer no possibility of our ever attaining the rest for which we are always striving. We are like a man running downhill, who cannot keep on his legs unless he runs on, and will inevitably fall if he stops; or, again, like a pole balanced on the tip of one’s finger; or like a planet, which would fall into its sun the moment it ceased to hurry forward on its way. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Unrest is the mark of existence&lt;/span&gt;." &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arthur Schopenhauer&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;,  &lt;/span&gt;On the vanity of existence.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116409449370936382?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116409449370936382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116409449370936382' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116409449370936382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116409449370936382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/paralara-ayr-analiz-et-birletir.html' title='parçalara ayır, analiz et, birleştir'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116401045966531396</id><published>2006-11-19T23:57:00.000-08:00</published><updated>2006-11-20T00:15:25.250-08:00</updated><title type='text'>iki türk bir japon bir gün çet ediyorlarmış.</title><content type='html'>chat parasutler vol. 3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fincan, ben ve biricik japonumuz gaku. kendisi tek kelime türkçe bilmez. fincan diyaloğa katılır, gaku'yla da ilk konuşmasıdır ayrıca ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;they tolld me that they're gonna dispatch someone for that&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;dispatch ne yahu&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;Gaku, i'm switching to Turkish to explain what the hell dispatch means&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;ahhaha&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;polis gondericez demek&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;thanks for the announcement&lt;br /&gt;Gaku says:&lt;br /&gt;dont worry i can read Turkish&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;ahdklajdlsdfj&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;ay krize girdim&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;holy shit&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;nasiil yani turkce okuyabiliyor mu bu?&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;yalancinin ebesini tavuklar ziplatsin mi gaku?&lt;br /&gt;Gaku says:&lt;br /&gt;oh yeah&lt;br /&gt;Gaku says:&lt;br /&gt;oh yeah&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;ok you passed he test&lt;br /&gt;Gaku says:&lt;br /&gt;laksjfdla&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;jdkshjlksjdflşjsdfişlfdşkgfnkghioö rpoceporvökg&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;allah kahretsin .&lt;br /&gt;Gaku says:&lt;br /&gt;huh&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- diyaloğun burasında ben zaten paralize olmuştum. ama bitmedi sayın seyirciler. geberdim gülerken, boğuldum resmen. -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaku says:&lt;br /&gt;ok i have no idea what the hell is honda civic&lt;br /&gt;Gaku says:&lt;br /&gt;maybe i am not Japanese&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;LIAR!&lt;br /&gt;Gaku says:&lt;br /&gt;I think i am from Turkey actually&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;hmm&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;what's your name than (or then, i' ve never been able to learn which one is which)&lt;br /&gt;Gaku says:&lt;br /&gt;turkish one or Japanese one?&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;rofl&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;turkish one&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;hahaşlasd&lt;br /&gt;Gaku says:&lt;br /&gt;Sözlük&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;hahahahahhahahsahjsbdkjsfdjdlfkjldkfmblmsgbş&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;ehehehehehehe&lt;br /&gt;fincan  {hamsi tava yaparim} says:&lt;br /&gt;kljj;lgsh;aghds&lt;br /&gt;Gaku says:&lt;br /&gt;full name is&lt;br /&gt;Gaku says:&lt;br /&gt;Dini Sözlük&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;jakljsdlfklksdfjdf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kop. diniyi de sözlüğü de nerden buldu bilmiyorum ama resmen yere düştüm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116401045966531396?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116401045966531396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116401045966531396' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116401045966531396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116401045966531396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/iki-trk-bir-japon-bir-gn-et-ediyorlarm.html' title='iki türk bir japon bir gün çet ediyorlarmış.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116376921789672475</id><published>2006-11-17T00:58:00.000-08:00</published><updated>2010-08-12T18:39:45.506-07:00</updated><title type='text'>ama basmakalıplar kötüdür .</title><content type='html'>I shut my eye and all the world drops dead;&lt;br /&gt;I lift my eyes and all is born again.&lt;br /&gt;(I think i made you up inside my head.)&lt;br /&gt;- slyvia plath.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşünecek bir sürü önemli şey varken "çikolata yersem uykum kaçar mı"  gibi aptal aptal şeyler düşünmekten bıktım. gelecek kaygısı falan da hasta ediyor beni. sadece arkadaşlarımı özlemek istiyorum hiçbir şey düşünmeden. çünkü arkadaşlar iyidir. kahveleri, çayları, güzel sesleri, kokuları, saçmalıkları, kasvetleri, zen dolu sessizlikleri falan vardır. arkadaşlar günü kurtarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;odama geldim ve o kadar müzik dinlemek istiyordum ki. odama sadece bu yüzden bile gelmiş olabilirim. sufjan stevens - chicago açtım bir de, akustik. çayım da soğudu ve düşünüyordum, bir sürü bir sürü hata yaptım, bir sürü hata yaptım hayatımda derken sufjan. "evet, şarkımızı dinledik, şimdi düşünelim bakalım bizler hayatımızda nasıl hatalar yaptık" diyen otoriter bir kadın imajı belirdi sonra gözümün önünde. ama düşündüm. düşündüm. sanırım ben de bir sürü hata yaptım ama bir insan nasıl hata yapar bilmiyorum. hata başlı başına bir oksimoron bence. sahiden, başka bir şekilde yaşıyor, ya da yaşayacak falan olduğumuzu gerçekten nasıl hayal edebiliriz ki? saçmalık. yaptığımız şey kötü sonuçlara varmasa hata olmayacaktı hiç. aslında hata değildi. sanırım hata yaptım ile sanırım yaptığım şey hataydı arasında fark var mı? aman . belki tam şu an yaptığım şey de hatadır, bunu ne zaman bilebileceğim ben? acaba daha fark edeceğim kaç hatam var. acaba hala fark etmediğim ne kadar hata yaptım? bazılarını hatırlıyorum, utanç duymam gereken bir iki şey var biliyorum. hala midemi bulandırabilen bazı şeyler var. evrim sürecinde utanç oldukça yararlı olmuştur eminim. insana dair tüm duygular kabülüm, utanç bile olsa. utançla yaşayabilirim. hiç izlerini göremediklerim oluyor arada. canımı bir sıkıyor varlıkları. homo sapiens sapiens türünün evrim sürecindeki tek hata olduğunu düşündürüyor sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/3816/67/1600/speterson-stereotype.0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3816/67/400/speterson-stereotype.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116376921789672475?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116376921789672475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116376921789672475' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116376921789672475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116376921789672475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/ama-basmakalplar-ktdr.html' title='ama basmakalıplar kötüdür .'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116341105930433242</id><published>2006-11-13T01:38:00.000-08:00</published><updated>2006-11-13T01:44:19.390-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>chat parasutler vol. 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;silgi:&lt;br /&gt;beynimiz var mıymış bizim o zaman ya&lt;br /&gt;silgi:&lt;br /&gt;bu ne biçim gülme&lt;br /&gt;parasutler:&lt;br /&gt;hahaha&lt;br /&gt;parasutler:&lt;br /&gt;laksdşkasd&lt;br /&gt;parasutler:&lt;br /&gt;işte, akıl yaştadır baştadır diye boşuna demiyorlar&lt;br /&gt;parasutler:&lt;br /&gt;o kadar sallarsak tabii olmaz kafayı&lt;br /&gt;silgi:&lt;br /&gt;akıl yaştadır baştadır ne ya hahahahah&lt;br /&gt;silgi:&lt;br /&gt;sdkfj&lt;br /&gt;silgi:&lt;br /&gt;jhsd&lt;br /&gt;silgi:&lt;br /&gt;sd&lt;br /&gt;parasutler:&lt;br /&gt;jaskdjhasjkdhsfkhjdf&lt;br /&gt;parasutler:&lt;br /&gt;oha kahkaha attım&lt;br /&gt;parasutler:&lt;br /&gt;hahahahaha&lt;br /&gt;silgi:&lt;br /&gt;rezil oldum ya hahahaha&lt;br /&gt;parasutler:&lt;br /&gt;terledim resmen ya&lt;br /&gt;parasutler:&lt;br /&gt;teallaam&lt;br /&gt;silgi:&lt;br /&gt;salak djfs&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116341105930433242?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116341105930433242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116341105930433242' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116341105930433242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116341105930433242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/chat-parasutler-vol.html' title=''/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116339188264835214</id><published>2006-11-12T20:22:00.000-08:00</published><updated>2006-11-12T20:31:24.660-08:00</updated><title type='text'>i dont want to die without any scars.</title><content type='html'>"it seems to me now that the plain state of being human is dramatic enough for anyone; you don't need to be a heroin addict or a performance poet to experience extremity. you just have to love someone."  nick hornby - how to be good&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116339188264835214?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116339188264835214/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116339188264835214' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116339188264835214'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116339188264835214'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/i-dont-want-to-die-without-any-scars.html' title='i dont want to die without any scars.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116333359151962805</id><published>2006-11-12T03:36:00.000-08:00</published><updated>2006-11-12T04:13:11.546-08:00</updated><title type='text'>babel. silence. silencio.</title><content type='html'>karmaşa, gürültü, binbir önyargı ve basmakalıplar içinde birbirine bir şeyler anlatmaya çalışan insanlar.  seslerini sadece kendilerine duyurabiliyorlar. başkaları duysa da, anlamıyor. farklı dillerde konuşuyorlar çünkü. sürekli. durmadan. hastalıklı bir şekilde. susmadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biz de farklı dillerde konuşuyoruz, japon restoranında en sevdiğimiz, en "cozy" köşe masada. çinli ya da kanadalı olduğunu sandığımız çok şeker bir kızcağız (çünkü son gittiğimiz sefer japonca bilmediğini söylediğini düşünüyoruz, hatta eminim nedense buna) her şeyin yolunda olup olmadığını sormak için masamıza geliyor her 10 dakikada bir. yeşil çay istiyoruz. aptal oyunlar üretmekte üstüme yok. ben türkçe, birimiz hindice, biri de japonca konuşuyor. salak salak konuşuyoruz işte birbirimizi anlıyormuş gibi, çok eğleniyoruz. japon bana bir şey söylüyor ama bunun ne olduğunu gerçekten merak ediyorum, diyaloğun (?) en başından beri merak ettiğim tek cümle. o sırada çinli sandığımız kız masada bitiyor ve gülüyor. ben de ona dönüp, sadece boşboğazlığımdan (çünkü japonca bilmediğine çok eminiz), "anladın mı ne dediğini?" diye soruyorum. kız, "evet" der demez bizim japon "holy shit, holy shit" diyor ve kıpkırmızı kesiliyor. kız "söylememi ister misin" dediğinde, japon "peki" diyebiliyor ve kaşığına sarılıyor bize bakamadığından. kız, "gözlerinin çok güzel olduğunu söyledi" diyor. -susuyoruz-. ben de bir şey diyemiyorum ve çorbama dönüyorum, o sırada bir ton romantik komedi film sahneleri geçiyor aklımdan, hemen ilk beşe giriyor ve daha önce aklımdan geçen hiçbir romantik sahnede bir japonun yer almamış olduğunu farkediyorum. çok şeker yahu. ben orda "hey ne dediğini bilmiyorum ve bence bu oyun çok sıkıcı olmaya başladı zaten bi ton para harcadım ama hala salatalıklı sushi yemek istiyorum. başka ne desem işte bişeyler diyorum hatta bu söylediklerim hala türkçe, türkçeçokşeydiyebiliyorumben" falan diye saçmalarken, birinin "gözlerin çok güzel" diye japonca saçmalaması kendimi kötü hissettiriyor gerçekten. pencereden dışarıda oynayan arkadaşlarına bakan yaşlı çocuklar gibi hissediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116333359151962805?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116333359151962805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116333359151962805' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116333359151962805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116333359151962805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/babel-silence-silencio.html' title='babel. silence. silencio.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116328489444641183</id><published>2006-11-11T13:21:00.000-08:00</published><updated>2006-11-12T20:32:24.400-08:00</updated><title type='text'>saklanmış. yıldızlar.</title><content type='html'>belki de sekizinci kez deneyişimin ardından yataktan çıkabildim. "istemek ve başarmak, ne kadar tuhaf sözcükler...". bi yerlere gitmeli. çay içip kitap falan okumalı.&lt;br /&gt;bir daha ida'nın,&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);"&gt; ten small paces&lt;/span&gt; albümünü açmamalıyım uyandığımda. özellikle gün karanlıksa ve soğuksa. bir de albüm zaten kırıksa.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116328489444641183?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116328489444641183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116328489444641183' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116328489444641183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116328489444641183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/saklanm-yldzlar.html' title='saklanmış. yıldızlar.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116296056003237281</id><published>2006-11-07T20:16:00.000-08:00</published><updated>2006-11-07T20:36:28.043-08:00</updated><title type='text'>gerçek iş bekler.</title><content type='html'>şimdi sonraki otuz saat boyunca ders çalışmam lazım ve kahve kupam bile yeterince heyecanlı değil başlayabilmem için. son iki saattir. procrastination kraliçesiyim.  duruyorum duruyorum böyle, sanki başladığım an bitecekmiş gibi, sanki başladığım an hemen hiç şikayet etmeden tıkır tıkır gidecekmiş de bitecekmiş gibi ama iki saat başlamayı düşünmenin ardından başlayınca, sekizinci dakikasinda kalkıp çorap toplamaya başladım, sonra bilgisayarıma geçip moda fotoğraflarına falan baktım hiç böyle dertsiz tasasız.  hiç anlayamadım bunu neden yaptığımı. ders çalışmayı başka şeylere sorunsuz bir şekilde tercih edeceğim gün sanırım dünya başka bir süperkahramana tanıklık edecek. ya da belki bir ikinci ütopya kitabı yazılabilir bunun üstüne hah hay. bilemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;chat parasutler vol. 1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;sen consciousness donem odevini ne ustune yazmistin ki&lt;br /&gt;arizona says:&lt;br /&gt;hayvan bilinci üzerineydi... enteresan bi anıdır, öğlen yemeğinde tavuk yerken bitirmiştim ödevi, ve hayvanların bilinçli olduğunu savunuyodum&lt;br /&gt;arizona says:&lt;br /&gt;tabi sonra iddiamı değiştirdim edebiylen&lt;br /&gt;parasutler says:&lt;br /&gt;ahhahaha&lt;br /&gt;pes.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116296056003237281?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116296056003237281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116296056003237281' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116296056003237281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116296056003237281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/gerek-i-bekler.html' title='gerçek iş bekler.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116284393360750781</id><published>2006-11-06T11:53:00.000-08:00</published><updated>2006-11-06T12:15:08.600-08:00</updated><title type='text'>benimle diskoda buluş.</title><content type='html'>dün gece komşuları "the science of sleep"e çağırdım.  dünya üzerindeki en sevimli "japaaaaan" gak'u (gak! diyorum ben kısaca), koşarak geldi benimle. filmi benden çok sevdi. ben biraz sıkıldım ama sıkılganlığımdan. yoksa film tabii ki güzel. ama müzik motive edemedi beni sanırım.&lt;br /&gt;"beni neden çok sevdiğini şimdi anladım, herkes çok sıkıcıymış." gibi bişeyler karaladığımı buldum rüya defterime. tanıdıktı ve kaybettiğim bir tanıdıklığı özler gibi sevdim.&lt;br /&gt;karları çıtırdatarak geri döndük masadaki çay poşetlerine. klasik kısa hikayeler üzerine söyleyebileceğimiz en fantastik şeyleri söyledik. sylvia plath andık ve sustuk. tokyo veya winnipeg'de olmanın yabancılaşma üzerinde etkisiz eleman olduğuna karar kıldık ve lost in translation'ı sevdik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116284393360750781?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116284393360750781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116284393360750781' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116284393360750781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116284393360750781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/benimle-diskoda-bulu.html' title='benimle diskoda buluş.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116255083427405705</id><published>2006-11-03T01:35:00.000-08:00</published><updated>2006-11-03T03:00:50.146-08:00</updated><title type='text'>the disposable desire.</title><content type='html'>bugün bitmek bilmeyen günlerden bir başkası (saat bin, uyumadım ama uyumayacağım anlamına gelmeyen bir uyumadım ve şimdiden nefis bir kahvaltı planı yaptım ve parantezi kapattım). okuldan, ayağımın altındaki yarı buz karları çıtlatarak evime gelip, yemek yapıp american beauty izlerken bir yandan yemeyi (e hepp yemek?), işte böyle şeyleri falan planladım. filmi tekrar izlemeliyim dediğim gece cnbc-e'de gösterilmesi ayrı tuhafmış. bu filmin benim için ne kadar değerli olduğuna ancak "değinebileceğimi" sanıyorum, içimde bir şeyleri büyütmüşlüğü dün gibi. bugün de tekrar izliyor olmanın, ve nefis hissediyor olmanın sevinciyle aklıma geldim. saçmasapan, fenomenolojiden öteye geçemediğimiz bir sınıfta yaptığım sunum notlarımın başına kendime bir not yazmışım, unutmuştum bile, afacan. işe yarayacağını pek tahmin etmezdim ama yaklaşık iki saat "bullshit" konuşuyor olmanın üzerine, başlamam gereken an öyle güzel süslendi ki bir an, yenilenmiş hissettim. o hissi taşıdım eve. odama. yemeğime. filme, hasta olduğum adama (tabii ki spacey) bakan gözlere. sanırım onun da tam yenilenmiş hissettiği bir andı ve şöyle dedi, "its a great thing when you realize that you still have the ability to surprise yourself". durdum. karşılaşıp konuşan iki insan geldi aklıma. biri diğerine hiç haberdar olmadığı bir şey anlatıp duruyor, durum çaresiz. anlatıcı olan aktif, pasif dinleyici, ya anlamaya, ya hatırlamaya çalışıyor ve lanet olsun işte bilmiyor adam. ordan nasıl oluyorsa bir üçüncü kişi dahil oluyor diyaloğa, "haaa, şundan bahsetmiyor musun?" diye. aktif adam  parlayan gözlerle ona dönüyor ve şevkle devam ediyor anlatmaya. artık birlikte.&lt;br /&gt;öyle bir birliktelik anı yaşadık işte. filmler böyledir sanki. hem pasif hem aktif olandır. dokunarak itmez bizi. bizim "onu" gördüğümüzü sandığımız an, aslında onun da bizi "görebildiği" andır. bu yüzden büyütür içimizdekileri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eskişehir'de bir bar geldi aklıma sonra. 2001. o zamanlar yeni açılmıştı, ismini bile hatırlamıyorum ama oğlumla ikinci içkimizi içtiğimiz, ilk iddiamıza sahne olmuş bir bardı. hatta o gece bile olabilirdi. bazı tınılar geliyordu kulağıma ve ne olduğunu hatırlamaya çalışıyordum, ne olduğunu hatırlamaya çalışıyordum. bir şeyleri hatırlamaya çalıştığım bir kaç saniyeyi beş sene sonra hatırlamam çok saçma. sonra günlerce o melodiler yine gezindi aklımda ve bir hafta sonra falan hatırlamıştım. plastic bag theme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hafıza, içinde en iyi değişim olan anları barındırır. bir an, bir kelime veya bir bakış sende bir şeyleri değiştirmiştir ama onu hatırlayamazsın. o "anı" hatırlarsın. belki mavi bir vazoya bakıyorsundur veya çalan şarkıyı mırıldanıyorsundur o an. ya da, aklın karışmıştır. bir yandan bir şeyleri hatırlamaya çalışıyorsundur, belki. birden, tatlı bir gülümseme seni değiştirir, geleceği çizer. sen bunu hatırlayamazsın. ama o değişim o anı hep hatırlatır. vazo belki yeşildir. neden oradaki yeşil vazoyu hatırladığını düşünürsün.. belki de bu bizi daha da kanatmamaya yarayan bir savunma mekanizmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazı küçük plastik (ama küçük ve plastik kaldığı sürece aslında sonsuza kadar sürebilecek) neşeler daha büyük arzulara iter insanı. ne olduğunu bilmediğimiz bir sürü şeyi isteriz, ve sonucunda bir o kadar da ne olduğunu bilmediğimiz bir sürü şey sıkar canımızı. hatta bazen bir şeyi çok isteriz, o kadar çok isteriz ki, kör eder bu bizi. sonra bir şekilde görmeye başlarız ama artık sımsıkı yummalıyızdır gözlerimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"be careful what you wish for."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;midem bulanıyor. şu an, bugün bir arkadaşımı tavuk kılığında yumurtaların üstünde otururken muhteşem imgeleyebildiğim için sonraki 10 dakika boyunca kalp krizine varabilecek kadar abaran kahkahalarımı hatırlayıp eğlenmek istiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116255083427405705?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116255083427405705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116255083427405705' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116255083427405705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116255083427405705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/11/disposable-desire.html' title='the disposable desire.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116202820494548472</id><published>2006-10-28T01:52:00.002-07:00</published><updated>2006-10-28T04:23:23.633-07:00</updated><title type='text'>tatlı kızlar mezar kazar.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.nozzman.nl/portfolio/files/work/2006-09-26-depressie.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.nozzman.nl/portfolio/files/work/2006-09-26-depressie.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;inanılmaz bir performanstı, pretty girls make graves. hiç bu kadar uzun süre dinleyememiştim müziklerini. bi iki dinler değiştirirdim hep. bir iki de favori şarkıları vardı ancak benim için. ama, inanılmaz bi performanstı. daha içtenini görmedim nicedir. basçıları sıyırmış, acayip bi adam. günün adamı. adamı t-shirt satarken gördüm konser başlamadan, sakinsakin, sanki hayatı boyunca t-shirt satmış da bezmiş gibi. bir de sahnede. terleri üstüme sıçradı. bakakaldım adama. bi ara sahneden zıpladı, yanımdaki arkadaşımın ellerini tutup çırpmaya başladı. herkes korktu, onlar da çırpmaya başladılar. ama tüylerim diken, noluyorsa.&lt;br /&gt;bişey daha var. ön grup, &lt;a href="http://www.myspace.com/nightcanopy"&gt;night canopy&lt;/a&gt; (seasick casanova ve tell me you been lying dinliyoruz hemen buradan). seattle'dan. nefislerdi. pretty girls make graves'in bateristi ve bir bayan, adını bilmiyorum. albümleri de yokmuş henüz, ama bir kayıtları elimde artık. bir süre vakit geçirebilirim bununla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kahvaltıyı ben de seviyorum. evimde olsam, bin sene önce sahaftan falan alıp da okumadığım edebiyat dergilerinden birini kapar, rafinerine gider, bir ziyafet çekerdim. evet adı ziyafetti. kahvaltının. çok sevdiğim bir arkadaşım bunların hepsini benim için yapıyor gerçi. düşüncelidir. arasıra çok kızdırır fakat. mazereti de hazır, hep karım olacak değilmiş. ponpon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muhteşem bir illustrasyon. psikolojik füg falan yaşamak istiyor insan, düşününce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.nozzman.nl/portfolio/files/work/2006-09-26-depressie.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116202820494548472?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116202820494548472/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116202820494548472' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116202820494548472'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116202820494548472'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/10/tatl-kzlar-mezar-kazar_116202820494548472.html' title='tatlı kızlar mezar kazar.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116200044759929168</id><published>2006-10-27T17:23:00.000-07:00</published><updated>2006-10-27T19:04:33.970-07:00</updated><title type='text'>glasgow mega-snake.</title><content type='html'>- i am building a world for you.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.explodingdog.com/dumbpict51/iambuildingaworldforyou.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://www.explodingdog.com/dumbpict51/iambuildingaworldforyou.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ana bile nasıl hüzün karışabilir, anlamıyorum. belki de son sene içinde canımı en çok sıkan ödevi teslim ettim . odamda oturmuş cotes du rhone ile peynirimi kemiriyorum. tam burjuvayım işte. mogwai - friend of the night bu gece ben dışarı çıkana kadar arkadaşlık edecek bana. pretty girls make graves konseri izleyeceğim gece, winnipeg'in en boktan barında. sarhoş olmak için geçerli bir sebep.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu mogwai konserine neden gidemediğimi hiç anlamıyorum. okyanus aşırı konserler de hiç bu kadar can yakmamıştı. inanılmaz bir konser olacağına binbir bahse girebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün son 2 aydır dördüncü kez kedi gördüm. kaçtı. evime muhteşem çiçek geldi, canım da öyle sıkkındı, kokusu bir geldi, sevindim. odamdaki en canlı şey hala. papatyaları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evime bir şey daha gelmişti bundan bir kaç hafta önce. oldukça gizemli bir biçimde. başucumda duruyor, dertleşmeden uyumuyorum geceleri. öyle seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanırım şimdi biraz bu şarkıyı dinlemem lazım. şarabımı bitirmeliyim. bazı şeyler için hiç zorunluluk eki bile gerekmiyor aslında. kendini, ve kendin için kurduğun dünyayı o kadar iyi biliyorsun ki. bazı insanların, sadece bazılarının, hep hayatında kalması gerektiğini o kadar iyi biliyorsun ki, o kadar olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116200044759929168?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116200044759929168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116200044759929168' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116200044759929168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116200044759929168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/10/glasgow-mega-snake.html' title='glasgow mega-snake.'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116158194158276803</id><published>2006-10-22T22:21:00.000-07:00</published><updated>2006-10-22T22:39:01.590-07:00</updated><title type='text'>with tired eyes, tired minds, tired souls, we slept</title><content type='html'>canım elif'i özledim ben, çok. o banyoda dursun saçını boyasın, ben de internetten insan zaplayayım falan istiyorum. derslerden kaçırsın beni istiyorum, dedikodu falan yapıp okul müzisyenleriyle dalga geçelim. gece yatakta korku filmi oynayalım. "ya lüften ya lüften ya."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- peki, neden böyle hep? neden böyle olması gerekiyor ki, neden hep biri gitmeli?&lt;br /&gt;- ne sanıyodun, kendine takım kurabileceğini mi?&lt;br /&gt;                                                                                                                                                  hazin'an 06&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"I don't want to have to do this living. I just walk around. I want to be swept off my feet, you know? I want my children to have magical powers. I am prepared for amazing things to happen. I can handle it. "&lt;br /&gt;Me and You and Everyone We Know.&lt;cite class="green"&gt;&lt;/cite&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116158194158276803?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116158194158276803/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116158194158276803' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116158194158276803'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116158194158276803'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/10/with-tired-eyes-tired-minds-tired.html' title='with tired eyes, tired minds, tired souls, we slept'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116141657526556949</id><published>2006-10-20T23:28:00.000-07:00</published><updated>2006-10-21T02:10:32.003-07:00</updated><title type='text'>memory lane</title><content type='html'>bugün uyandım, diye bloguma başlayacaktım tam, oha miray dedim. aynen böyle. salak mısın yahu yeter, dedim. uyanmak ya şimdi bu, böyle zor bişey, bildiğin zor. her neyse. mesela ben uyanınca bir süre anlamıyorum neler olduğunu, o yüzden sevinemiyorum zoru başardığıma. gün içinde hepsi daha fazla macera olarak geri dönüyor oysa. &lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;elliott smith&lt;/span&gt; bir yandan bir şeyler fısıldıyor kulağıma, gecenin ikinci yarısı. bazı insanları böyle kulaklıkla dinlemeyi daha çok seviyorum bu yüzden. etrafımda benden başka duyanın olmadığını düşünmek, daha fazla üzüyor beni. sadece üzülmesi gereken benmişim gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i4.ebayimg.com/01/i/08/17/60/e1_1.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://i4.ebayimg.com/01/i/08/17/60/e1_1.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;zoom out. şarkıyı değiştiriyoruz. beni üzen insanlardan kaçmayı sonunda öğrenebildim sanırım. sen kalk, 3 sene psikoloji oku. bir insanın gazete ve dergiden toplayıp uyguladığı -ve hiçbir zaman işe yaramadığını düşündüğün- kendinle başa çıkma yöntemlerini hala öğrenme. yazık be, çok kızıyorum. ama artık öğrendiğim için her şey yolunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bıraktım şimdi bunu. yağ almak için dışarı çıktım, havuçlu kek yapmak istedim bugün, artık şişko olduğumdan ve daha gözümü açar açmaz tüm gün evde durma kararı aldığımdan. dışarı çıktıktan sonra tir tir titreyeceğimi garantileyen incecik bir palto almışım üstüme. hep geri döneceğimi bildiğimden. hayatımızdaki en saçma şeyleri hep geri döneceğimizi bildiğimizden yapıyoruz zaten. insan bu yüzden sahiden acayip bir yaratık ama bir palto için gözünü çıkartmaya değmez. kek istemiş kızcağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;the bay gidilen yer, buranın en işlek caddesinde kocaman bir bina. gitmek istediğim yer market, marketi göstermelerini rica ediyorum o yüzden. herkes başarılı, ama tam oraya yönelmeden 4.99$'lık kitaplara çarpıyor sol göz. malüm sağ gözüm bişey görmedi bugün beni sinir ettiğinden. -kutuya tıkamadım ki ağlamaya devam etsin, değil mi sayın küçük iskender?-. bir ton polisiye kitabı ve evet, lawrence block'un hırsızlama serisinden bir kitap ilişiyor yine göze. -flash back, lise tenefüsleri ve cihangir'de sürekli baharat kokan, ella fitzgerald çalan bir ev, eski sevgili-. "the burglar who studied spinoza"yı cebimdeki beş dolara değişiyorum hemen. bernie rhodenbarr ile tekrar buluşma fikri bir heycanlandırıyor, bir heyecanlandırıyor beni. gönlümü çalsın, vaktimi alsın istiyorum tekrar. ama önce, nick hornby'den "how to be good" bitirilmeli, hem de hiç acele etmeden. zaten bin ödevle gel de kitap oku. vicdanı bırak, evde dalga geçiyorlar zaten. ben de amma sorumsuzmuşum kardeş. ağlatıyor beni bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;market'ten yağ alınacaktı. o olmadan, bir kitap bir de winnie the pooh'lu bir boxer'ım oldu (winnie ile artık hemşeriyiz). hatta babannem finci, "güzel bişey kızların baksır giymesi" dedi. sevindim ama söylemedim. eşşeğim ben de bazen. yağ mağ reyonunu bulamadan elimdeki &lt;span style="color: rgb(255, 204, 51);"&gt;sepet&lt;/span&gt; doldu bile. 3 çeşit müsli almışım ki hiç sevme-zdi-m. yoğurt ve ananasla birlikte yiyince yemeye doyamadım. ve sonra vazgeçilmeyen meyve, portakal. gördüğüm yerde almazsam olmaz. öyle. yanımda &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;mandalina&lt;/span&gt; seçen bir kadın bırbırbır konuşuyor bir yandan. ben de bir tane seçip ona verince, teşekkür ediyor. çok naziğiz. ve nikola ile karşılaştığım an. cognitive development sınıfımda bir çocuk, malezyalı. alışverişin geri kalanına onla devam ediyoruz, poşetlerimi eve kadar taşıma teklifi getirdi bile, buradaki en nefis insanlar hep malezyalılar. tabii gülüyor bana, dalga geçiyor o kadar şeyi taşıyamayacağımı bildiğim halde neden aldım diye. ona bu terkedilmiş buzevi winnipeg'de geliştirdiğim bazı hastalıklardan bahsetmemeye karar veriyorum ben de. bailey'sli kahveyi haketti günün sonunda. ev arkadaşlarımı bile sevdiğini söyleyebilirim çocukcağızın, 2 saat içinde 5 kelime etse de. msn'imi aldı. biriyle tekrar görüşmek istemiyorsak telefonunu, istersek de msn'ini alırız düşünceleri geçti aklımdan. yani birine "msn'ini alabilir miyiiiiiiim?" diye sorduğumu hatırlamasam da yapacağım şey o olur sanırım. zaten iyice uyuz oldum ben, ne kimseyle görüştüğüm ne msn'e girdiğim var. hiç arkadaşca değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok sıkıldım ve günün henüz yarısı bitmişti. nikola gitti, odama çıkıp binbir salak youtube videosu izledim. finci'yle tek kale maç yaptım. elliott smith dinledim, televizyonumu açmadım, ve uyuma planları yaptım (yaklaşık 2 saat kadar önce). bir de panic! at the disco videosu izledim ve adamları daha da çok sevdim. hastaları oldum. kardeşimin dinlediği grupları dinliyor olmam kendimi bir tuhaf hissettiriyor zamanında götüboklu grupları dinleyip durduğu için.&lt;br /&gt;sonra kanada'nın duman'ı alexisonfire'in gecenin bir yarısı için yeterince gaz ve güzelce olan zira dünyanın en kötü videoları arasına giriş yapabilecek kadar çirkin video'ya sahip şarkısı &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=PPcds3jOhRQ"&gt;this could be anywhere in the world&lt;/a&gt; dinledim bir çok kez. şimdi mutfağa gidip bu gürültü neyin nesi onu öğrenmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün yeterince dramatikti, bugün iyi. acıbadem'de evdeki yeşil renkli bir anı geldi aklıma ama bugün anımsama belleğim tamamen doldu, başka bir tarihe aktarıyorum. bir anının en son hatırlanması, neye benzer acaba, nasıl tamamen unutulur gibi sorular şu an aklımı karıştırmaya başladı bile, gidip bir sigara içeyim. günde 1 sigara sağlığa hiç bu kadar yararlı olmamıştı. sandık kelimesini ne zaman görsem gülmek isterim ama şimdi ne duydum ne gördüm, neden güldüğümü bilmiyorum yani, belki güldüğüm şey sandık bile değildir. ve hayır sarhoş ya da "uçuyor" falan da değilim. hayırlısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ne zaman duysam içimi cızcız ettiren kelimeler nasıl oluyorsa renkleniyor bu sayfada, teknoloji bir tuhaf (kelimeler sanki değil).-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116141657526556949?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116141657526556949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116141657526556949' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116141657526556949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116141657526556949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/10/memory-lane.html' title='memory lane'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-36335805.post-116133360899652549</id><published>2006-10-19T23:44:00.000-07:00</published><updated>2006-10-20T23:28:37.256-07:00</updated><title type='text'>a passing feeling</title><content type='html'>5 senelik blog'umu tek tuşla sildim. önce bir üzüldüm, sonra geçti. bir kere daha üzüldüğümde de böyle olmuştu. o yüzden artık daha çok sıkılıyorum kendimden. her neyse. yaz baştan -yapıcı ol-.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tek uyuşturduğun şeyin heyecan eşiğin. etraftaki tüm uyuşturucular ona çalışıyor. yükseliyor, yükseliyor sürekli.. o ne kadar yükseliyorsa sen o kadar sıkılıyorsun kendinden. heyecan eşiğine çalışan, etrafındaki uyuşturucular ne kadar pahalıysa, o kadar ucuz bir insana dönüşüyorsun zamanla. geçmişi hatırlayıp üzülüyorsun. "mutluluk yaşanmaz, anımsanır" sözü en sığınabileceğin şey gibi görünüyor ama kendi mantığına uymadıkça hiçbir şeye inanmaman gerektiğini de biliyorsun. sonra farkediyorsun ki, mantığına uymayan bir şey yok. işte zehirlendiğini farkettiğin an bu. panzehirin de ilk semptomları gösterdiğinden beri geliştirmeye başladığın umursamama mekanizmaları. hiçbir şey o kadar kötü değil. olup biten her şeyi uydurdun. şu 10 saniye içinde düşündüğün tüm bunlar yoğurtla birlikte buzdolabına giriyor. işe yaradılar işte, mekanizmaların. umursamadın. bağıramadın. ve eşik daha da yükseldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşüş bu kadar güzel olabilir mi?&lt;br /&gt;sabah dans ederek bir şarkıya uyandın. kollarını, gövdeni, bacaklarını umursamazca bıraktın şarkının akışına.&lt;br /&gt;durdun. söylenecek bir şey henüz söylenmediğinden, ve daha fazla bunu "beklemiyormuş" gibi görünemediğinden. yüz kaslarına yenik düştüğünden. aynaya baktın.&lt;br /&gt;"hiçbir şey o kadar kötü değil" dedi, özlediğin kişi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/36335805-116133360899652549?l=optikfenomen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://optikfenomen.blogspot.com/feeds/116133360899652549/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=36335805&amp;postID=116133360899652549' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116133360899652549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/36335805/posts/default/116133360899652549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://optikfenomen.blogspot.com/2006/10/passing-feeling.html' title='a passing feeling'/><author><name>lenore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11887180116914059406</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2005.sxsw.com/img/panelists/sam_brown.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
